Ahh Isparta'm Ahh

Genel 10.02.2022 - 16:01, Güncelleme: 10.02.2022 - 16:01
 

Ahh Isparta'm Ahh

Sivil Toplum Adına Neden Canlanamıyoruz?

Bir toplumu A’dan Z’ye harekete geçirmek hiçde zor değildir aslında. Gerek ilgili resmi görevliler gerekse gönlünü bu işe koyanlarla yapılabilecek çok şey var. Ne var ki bu makamları, alanları işgal ve meşgul edenler fırsat verirse ya da fırsatları değerlendirirse… Eğitimden, kültüre, sosyal faaliyetlerden yardımlaşma faaliyetlerine kadar olabilecek tüm etkinlikler için öncelikle sorumlu olanlar ilgili kadroları ve stkları tutanlardır. Toplum değişmek, yenilenmek ve yükselmek konusunda inatçı değildir aslında. Ne var ki onları yönetecek mekanizmalar işlevini kaybederse işte  o zaman hayal kırıklılıkları ve beklenen özlenen değişimler maalesef gerçekleşmiyor. Bu toplumun nelere ve nasıl geleceği konusunda tarihimiz ve kaynaklarımız gerekli ipuçlarını zaten vermekte. Yanılmalar, sapmalar, hayal kırıklığı ve umutsuzluk neyi nasıl yapacağını bilmeyen sorumlulardan kaynaklanıyor maalesef…. Batı kültürü ve modernizm dedikleri yeni yaşam tarzları, küreselleşen dünyamızla, istilası ve yıkımı ile girmedikleri alan ve boşluk bırakmadı. Motivasyonu ve kaynağı çok daha güçlü bu toplumun dinamik algı ve heyecanının ise sürekli üzeri küllenmekte. Yetmiyormuşçasına nerede bir canlılık olsa içeriden ve dışardan gelen dedikodu, gıybet, iftira ve tezviratlar o heyecanı yıkıma zorlamakta. Belki yaşı ve ufku olanlar kaç tanesine canlı şahit oldular. Desteklemek, izlemek ve beklemek bizim sorumlu diye bahsettiklerimizin maalesef hiç yapmadığı şeyler… İlimiz valisinden başlayalım mesela…Acaba eğitim, kültür, gençlik, yardımlaşma gibi pek çok konuda aylık, yıllık sivil toplum yöneticileri ile resmi görevlileri bir araya getirerek hiç toplantı yapmış mı? Neler konuşulmuş, ne kararlar alınmış ve neler üretilmiş? Aynı soruyu belediye yöneticilerine de sormak gerekiyor tabiii. Resmi görevlilerle rutin toplantılardan elbette bahsetmiyoruz. İlimiz milli eğitim müdürlüğü bünyesinde gerek gençliğe heyecan katmak isteyen gerekse eğitim kültür çalışmaları yapan gönüllü kuruluşları bir masa etrafına ne zaman toplayıp düzenli çalışmalar yapacak? İl müftülüğü ne zaman gönüllü çalışmaları görecek ve işbirliği yapacak? Gelen istek ve tekliflere ne zaman, iki günü birbirine uyandır hadisi çerçevesinde yeni başlangıçlar adına ilgi duyacak? İl kültür ve turizm müdürlüğü ne zaman toplumun kılcallarını elinde tutan gönüllü kuruluşlar ile kültürümüze katkı heyecanı ile vazgeçmeyen düzenli çalışmalar yapacak? Kızılay, Yeşilay, Afad gibi yarı resmi kurumlarımızın yöneticileri birlikte koşup imkanları daha iyi kullanma konusundan hareketle düzenli görüşmeler ve işbirliğine açık bir çalışma anlayışı sunmamaktadır. Sadece resmi görevlilerle toplumun acil ve rutin ihtiyaçları karşılanırken gönüllü kuruluşlar neden dışarda tutulmakta(Çandır yangını ve kar yağışı örnekleri) Hadi tüm bunlar olmasa bile Sivil toplum kuruluşları neden bir araya gelmez, bir masa etrafına toplanamazlar. İlginçtir yardımlaşma faaliyetlerinde bile acil ve düzenli yardım konusunda gidilecek adresler belli ve sayılı iken adil ve sistemli dağıtım birlikte sağlanamamakta. Birine daha fazla yardım gönderirlirken diğeri maalesef hiç alamamakta ya da aldığı ihtiyacını görmemekte… Yapılabilecek elbette çok iş var. Güçlü bir toplumun inşaası ve ihyası adına söylenebilecek ve altı çizilecek çok konu var. Neresinden başlamalı ve nasıl devam etmeli? Fakat toplum ile yöneticiler ve yapabileceklerimiz arasında gerçekten suni, basit engeller var. Dileriz bunları gören yöneticilerimiz harekete geçer. Daha açık bir ifadeyle harekete geçmeyen yöneticilerin yerine inşallah gelen gideni aratmaz anlayışı ile dertlerimizi bilen resmi ve sivil toplum yöneticilerine kavuşuruz..  
Sivil Toplum Adına Neden Canlanamıyoruz?

Bir toplumu A’dan Z’ye harekete geçirmek hiçde zor değildir aslında. Gerek ilgili resmi görevliler gerekse gönlünü bu işe koyanlarla yapılabilecek çok şey var. Ne var ki bu makamları, alanları işgal ve meşgul edenler fırsat verirse ya da fırsatları değerlendirirse…

Eğitimden, kültüre, sosyal faaliyetlerden yardımlaşma faaliyetlerine kadar olabilecek tüm etkinlikler için öncelikle sorumlu olanlar ilgili kadroları ve stkları tutanlardır. Toplum değişmek, yenilenmek ve yükselmek konusunda inatçı değildir aslında. Ne var ki onları yönetecek mekanizmalar işlevini kaybederse işte  o zaman hayal kırıklılıkları ve beklenen özlenen değişimler maalesef gerçekleşmiyor.

Bu toplumun nelere ve nasıl geleceği konusunda tarihimiz ve kaynaklarımız gerekli ipuçlarını zaten vermekte. Yanılmalar, sapmalar, hayal kırıklığı ve umutsuzluk neyi nasıl yapacağını bilmeyen sorumlulardan kaynaklanıyor maalesef….
Batı kültürü ve modernizm dedikleri yeni yaşam tarzları, küreselleşen dünyamızla, istilası ve yıkımı ile girmedikleri alan ve boşluk bırakmadı. Motivasyonu ve kaynağı çok daha güçlü bu toplumun dinamik algı ve heyecanının ise sürekli üzeri küllenmekte. Yetmiyormuşçasına nerede bir canlılık olsa içeriden ve dışardan gelen dedikodu, gıybet, iftira ve tezviratlar o heyecanı yıkıma zorlamakta. Belki yaşı ve ufku olanlar kaç tanesine canlı şahit oldular. Desteklemek, izlemek ve beklemek bizim sorumlu diye bahsettiklerimizin maalesef hiç yapmadığı şeyler…
İlimiz valisinden başlayalım mesela…Acaba eğitim, kültür, gençlik, yardımlaşma gibi pek çok konuda aylık, yıllık sivil toplum yöneticileri ile resmi görevlileri bir araya getirerek hiç toplantı yapmış mı? Neler konuşulmuş, ne kararlar alınmış ve neler üretilmiş?
Aynı soruyu belediye yöneticilerine de sormak gerekiyor tabiii. Resmi görevlilerle rutin toplantılardan elbette bahsetmiyoruz.

İlimiz milli eğitim müdürlüğü bünyesinde gerek gençliğe heyecan katmak isteyen gerekse eğitim kültür çalışmaları yapan gönüllü kuruluşları bir masa etrafına ne zaman toplayıp düzenli çalışmalar yapacak?
İl müftülüğü ne zaman gönüllü çalışmaları görecek ve işbirliği yapacak? Gelen istek ve tekliflere ne zaman, iki günü birbirine uyandır hadisi çerçevesinde yeni başlangıçlar adına ilgi duyacak?
İl kültür ve turizm müdürlüğü ne zaman toplumun kılcallarını elinde tutan gönüllü kuruluşlar ile kültürümüze katkı heyecanı ile vazgeçmeyen düzenli çalışmalar yapacak?
Kızılay, Yeşilay, Afad gibi yarı resmi kurumlarımızın yöneticileri birlikte koşup imkanları daha iyi kullanma konusundan hareketle düzenli görüşmeler ve işbirliğine açık bir çalışma anlayışı sunmamaktadır. Sadece resmi görevlilerle toplumun acil ve rutin ihtiyaçları karşılanırken gönüllü kuruluşlar neden dışarda tutulmakta(Çandır yangını ve kar yağışı örnekleri)
Hadi tüm bunlar olmasa bile Sivil toplum kuruluşları neden bir araya gelmez, bir masa etrafına toplanamazlar. İlginçtir yardımlaşma faaliyetlerinde bile acil ve düzenli yardım konusunda gidilecek adresler belli ve sayılı iken adil ve sistemli dağıtım birlikte sağlanamamakta. Birine daha fazla yardım gönderirlirken diğeri maalesef hiç alamamakta ya da aldığı ihtiyacını görmemekte…
Yapılabilecek elbette çok iş var. Güçlü bir toplumun inşaası ve ihyası adına söylenebilecek ve altı çizilecek çok konu var. Neresinden başlamalı ve nasıl devam etmeli? Fakat toplum ile yöneticiler ve yapabileceklerimiz arasında gerçekten suni, basit engeller var.

Dileriz bunları gören yöneticilerimiz harekete geçer. Daha açık bir ifadeyle harekete geçmeyen yöneticilerin yerine inşallah gelen gideni aratmaz anlayışı ile dertlerimizi bilen resmi ve sivil toplum yöneticilerine kavuşuruz..


 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.