deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

Almanya-İsrail işbirliği gölgesinde Doğu Akdeniz’deki askerî güç dengeleri ve batan Türk gemilerinde sabotaj ihtimali!

Isparta 04.09.2026 - 12:45, Güncelleme: 04.09.2026 - 12:45
 

Almanya-İsrail işbirliği gölgesinde Doğu Akdeniz’deki askerî güç dengeleri ve batan Türk gemilerinde sabotaj ihtimali!

Ömür Çelikdönmez yazdı

Almanya-İsrail işbirliği gölgesinde Doğu Akdeniz’deki askerî güç dengeleri ve batan Türk gemilerinde sabotaj ihtimali! Deniz kazaları, çoğu zaman can kayıplarının yanı sıra maddi zararlara ve çevre tahribatına da yol açar ve   yaşanması hiç de arzu edilmez. Türk denizcilik tarihinin en acı hadiselerinden biri de TCG Dumlupınar’ın (D-6) 4 Nisan 1953’te Çanakkale Boğazı’nda batmasıdır. NATO tatbikatından dönen denizaltı, bir şileple çarpışmasının ardından sulara gömülmüş, kazada 81 Türk denizcisi şehit olmuştur. Dumlupınar faciası, üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türk denizcilik tarihinin en derin acılarından biri ve her yıl 4 Nisan’da Deniz Şehitlerini Anma Günü kapsamında şehitlerimiz saygı ve rahmetle anılıyorlar. 550 metreden 950 metreye: Denizin yuttuğu iki gemi… Denizlerde peş peşe yaşanan iki büyük kaza, kamuoyunda derin üzüntü ve endişe yarattı. İlk olarak Kıbrıs’ın Girne kenti açıklarında 267 kişiyi taşıyan katamaran tipi yolcu gemisi, su alarak alabora oldu; arama kurtarma ekiplerinin müdahalesiyle 239 kişi sağ kurtarılırken 10 kişi canından oldu, 18 kişi denizde kayboldu ve TCG Alemdar gemisince yapılan tespitlerde enkazın denizin 550 metre derinliğinde bulunduğu açıklandı. 30 Ağustos’a düşen gölge: FİLOJET faciası Türkiye’ye bir mesaj mıydı? Bu olayın hemen ardından Marmara Denizi’nin Silivri açıklarında Türk bayraklı “Alsu” ve “Tuğberk İmamoğlu” adlı iki ticari gemi çarpıştı; kaza sonrası 11 dakika içinde sulara gömülen ve deniz derinliğinin yaklaşık 800 ile 950 metre arasında değiştiği bölgede batan “Tuğberk İmamoğlu” gemisindeki 10 kişilik Türk mürettebat ile tüm iletişim kesilerek Valilik, Sahil Güvenlik, Deniz Emniyeti ve Deniz Kuvvetleri koordinasyonunda geniş çaplı arama-kurtarma operasyonları başlatıldı. FİLOJET faciası KKTC’de hükümet krizine dönüştü: Erhan Arıklı ve YDP gerçeği… KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, FİLOJET gemisi faciasına ilişkin soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi gerekçesiyle 2 Eylül 2026’da görevden alındı. Bu kararın ardından, Genel Başkanlığını Arıklı’nın yürüttüğü koalisyon ortağı Yeniden Doğuş Partisi hükümetten çekildi. ​2016’da kurulan YDP, Kıbrıs meselesinde federasyon yerine egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözümü ve KKTC’nin bağımsızlığını savunuyor. Seçmen tabanı ağırlıklı olarak 1974 sonrası Türkiye’den adaya yerleşen ailelerden oluşan parti, Ankara ile ilişkilere önem vermekle birlikte "yavru vatan" söylemi yerine eşit iki Türk devleti anlayışını öne çıkarıyor. ​1962 Ardahan doğumlu olan ve 1975’te Kıbrıs’a yerleşen akademisyen kökenli Arıklı, 2016'dan bu yana YDP Genel Başkanlığını sürdürürken geçmişte Ekonomi ve Enerji Bakanlığı görevinde de bulunmuştu. FİLOJET faciası Erhan Arıklı’nın sorumluluğu: İdari ihmal mi, siyasi tedbir mi? FİLOJET faciasında Erhan Arıklı’nın kişisel ihmali, bazı yasadışı uygulamalara göz yummuşluğu varsa adli soruşturmayla netleşecektir. Ancak bakanlığın denize elverişlilik, teknik denetim ve seyrüsefer izinlerinde idari zafiyeti eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Arıklı’yı görevden alma kararı, delillerin korunması ve soruşturmanın tarafsızlığı amaçlı. Gemi bakımsızlığı ve kapasite aşımı iddialarına karşı Arıklı, prosedürlere uyduğunu ve hukuki sorumluluğu olmadığını savunuyor. Girne ve Silivri açıklarında batan gemilerde İsrail şüphesi!.. Girne’den Taşucu’na sefer yaptığı esnada alabora olarak 514 metre derinliğe batan katamaran tipi "Filo Jet" adlı yolcu feribotuna ilişkin yürütülen adli ve askeri soruşturmada, kazanın nedenine dair çok boyutlu ihtimaller mercek altında. Kıbrıs merkezli üst düzey bir güvenlik kaynağının aktardığı bilgilere göre soruşturma; sadece teknik bir gövde aşınması veya fırtına etkisiyle sınırlı değil. Gemiye limandayken dışarıdan patlayıcı/ limpet mayını sokulmuş olabileceği senaryosu ile olay öncesinde Girne açıklarında saptandığı öne sürülen şüpheli denizaltı hareketliliği de inceleniyor. Kamuoyunda ve askeri çevrelerde yankı bulan "Bu eylemi kim, neden yapmış olabilir?" sorusunun perde arkası Doğu Akdeniz'deki jeopolitik restleşmelerde gizli olabilir mi? Neden böyle düşünmek gerekiyor? Bir sebebi mutlaka vardır değil mi? Çünkü Yunanistan’ın önde gelen stratejik yayın organlarından ProNews, Binyamin Netanyahu yönetiminin İsrail'deki iç seçim dinamikleri öncesinde –tıpkı Suriye topraklarında olduğu gibi– Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Türk askeri üslerini ve lojistik hatlarını doğrudan ya da örtülü operasyonlarla hedef alma senaryoları üzerinde çalıştığını iddia etmişti. Bu sarsıcı iddianın hemen bir gün sonra İsrailli The Jerusalem Post ile ABD merkezli The Algemeiner gibi küresel nüfuz sahibi yayın organları tarafından da eş zamanlı olarak dünya gündemine taşınması dikkat çekici. Bu durum, sivil bir feribot faciasının ardında yatan olası bir sabotajın, Türkiye'nin Mavi Vatan'daki askeri varlığını yıpratmayı, KKTC koridorunu güvensizleştirmeyi ve bölgede hibrit bir çatışma alanı yaratarak dikkatleri başka yöne çekmeyi amaçlayan uluslararası bir örtülü operasyon/black op zincirinin parçası olabileceği şüphelerini derinleştirmektedir. Peş peşe gelen gemi facialarında küresel istihbarat şüphesi… Resmi makamlar, her iki geminin de kaza sonucu battığını açıklamış; sabotaj veya saldırı ihtimaline dair hiçbir imada bulunmamıştır. Anlaşılan o ki devlet ricali, bu süreçte olayların kaza olarak kabul edilmesini ve bu şekilde yansıtılmasını uygun görmüşler. Mavi Vatan'ı çevreleyen stratejik su yollarındaki görünmez riskleri kavrayabilmek adına öncelikle şu temel soruyu sormak gerekir: Doğu Akdeniz, Marmara ve Karadeniz eksenindeki güncel donanma güç dengeleri ile küresel istihbarat örgütlerinin su altı hareketliliği hakkında bugün neler biliniyor? Son küresel askeri raporlara göre Türk Deniz Kuvvetlerinin filo modernizasyonu ve operasyonel kabiliyetiyle Akdeniz'in en güçlü donanması konumuna yükselmesi, çevre denizlerdeki asimetrik ve hibrit tehditleri de güncelliyor. Almanlar kendi ayaklarına sıkıyor… Toplamda Türkiye kökenli nüfus yaklaşık 3,1 milyon vatandaşımız ile 7 milyon civarında Müslümanın yaşadığı Almanya’nın; İsrail’e yönelik silah ambargosunu kaldırması ne anlam ifade ediyor? Bu kararın ardından onayladığı rekor askeri bütçenin aslan payını alan ve Alman ThyssenKrupp (TKMS) tersanelerinde inşa edilen havadan bağımsız tahrik sistemli, nükleer kapasiteli INS Drakon denizaltısının, İsrail'e teslim edilmesi, Almanya'nın kendi suyunu ısıttığını gösteriyor. Rus füzelerinin başkent Berlin semalarında süzülmesi yakındır. Almanya'nın ürettiği bu denizaltının Kiel'den Doğu Akdeniz'e doğru yola çıkarılması su altı dengelerini tamamen hareketlendirmiştir. Birinci ve İkinci Paylaşım Savaşlarında büyük yenilgiler yaşayan Alman aklı, mühendislik harikası denizaltısını Akdeniz'de İsrail aracılığı ile konuşlandırdı. Önceki Dolphin-II sınıfı gemilerden farklı olarak yaklaşık 73-74 metre uzunluğa, yeniden tasarlanmış bir gövdeye ve dikey fırlatma sistemlerini (VLS) barındırdığı tahmin edilen devasa bir kule yelken yapısına sahip olan bu en pahalı stratejik platform, taşıyabildiği 1500 kilometre menzilli nükleer başlık uyumlu seyir füzeleriyle Doğu Akdeniz'deki hayalet askeri rekabeti en üst seviyeye çıkarmıştır. Eş zamanlı olarak küresel ticaretin kalbi olan Marmara Denizi, Türk donanmasının devasa tatbikatları ile sivil deniz trafiğinin kesiştiği aşırı sıkışık bir lojistik üsse dönüşmüşken, Karadeniz’de devam eden savaşın başıboş serseri mayınları ve sivil hatları körelten GPS karıştırma (spoofing) faaliyetleri de bu risk çemberini tamamlamaktadır. İsrail’in INS Drakon tehdidi ve Türkiye’nin MİLDEN cevabı… Almanya tarafından inşa edilerek İsrail Donanması'na teslim edilen ve taşıdığı 1500 kilometre menzilli nükleer başlık uyumlu füzeler ile Doğu Akdeniz'e inen INS Drakon denizaltısı, satha çıkmadan uzun süre hayalet modda kalabilen gelişmiş havadan bağımsız tahrik sistemiyle (AIP) Türk Deniz Kuvvetleri'nin bölgedeki Denizaltı Savunma Harbi (DSH) unsurlarına karşı ciddi bir asimetrik risk ve erken uyarı baskısı oluşturuyor. Bu teknolojik meydan okumaya karşı Türkiye, sivil ve askeri radar/sonar ağlarını en üst teyakkuzda tutarken, su altındaki mutlak bağımsızlığını tescilleyecek nihai cevabı Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda inşası süren MİLDEN (Milli Denizaltı) Projesi ile hazırlanıyor. Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı ASFAT'ın ana yükleniciliğini üstlendiği ve ilk test bloklarının üretim aşaması başarıyla tamamlanan MİLDEN projesinin, 2032 yılında Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girmesi hedeflenmektedir. Yerli üretim çeliklerle inşa edilen 80 metreden uzun, 2700 ton deplasmanlı ve 50 günden fazla su altında kalma menziline sahip yüzde 100 yerli tasarım MİLDEN [turkiyetoday.com]; bünyesinde barındıracağı havadan bağımsız tahrik mimarisi, yerli AKYA ağır torpidoları, ATMACA füzeleri ve derin darbe kabiliyetli GEZGİN dikey atım seyir füzeleri sayesinde, INS Drakon gibi yabancı asimetrik tehditleri kendi derinliklerinde nötralize ederek Mavi Vatan’daki denizaltı dengesini kalıcı olarak Türkiye lehine değiştirecektir. Kaza adlandırması stratejik bir devlet aklı tercihi mi? Tüm bu jeopolitik gerilimlerin ortasında resmi makamların son dönemdeki iki büyük gemi batışını yalnızca "kaza" olarak nitelendirmesi ise sivil veya askeri hedeflere yönelik örtülü saldırı iddialarının uluslararası hukukta bir savaş sebebi (casus belli) sayılmasından ve deniz ticaretinin ekonomik istikrarını koruma zorunluluğundan kaynaklanan stratejik bir devlet aklı tercihidir. Deniz kazalarının ardından yabancı bir ülkenin sabotaj ihtimali, bölgesel gerilimler ve askeri hareketlilikler nedeniyle güvenlik bürokrasisi tarafından en uç senaryolar dahil edilerek incelenmektedir. Bahsedilen ülkeler ve bölgedeki güncel lojistik dengeler üzerinden bu ihtimaller belirli dinamiklere dayanmaktadır. Almanya ile İsrail arasındaki askeri ticaret son derece kritik bir noktadadır. Almanya’nın İsrail’e yönelik askeri satış onayları kapsamında, uzun süre su altında kalabilen ve nükleer füze kapasitesine sahip INS Drakon denizaltısının teslimatı Doğu Akdeniz’deki dengeleri hareketlendirmiştir. Bölgede Türk ve İsrail savaş gemilerinin zaman zaman karşı karşıya gelmesi ve yürütülen ortak savunma anlaşmaları, Girne açıklarında batan Filo Jet kazasından önce bölgede bildirilen şüpheli denizaltı faaliyetleriyle birleştirilerek gözleri bu unsurlara çevirmiştir. Ancak sivil bir feribota askeri bir su altı operasyonu düzenlenmesi uluslararası hukukta bir savaş sebebi sayılacağından, devletlerin bu denli açık bir kanıt bırakacak riskleri alması uzmanlarca düşük bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına en net muhalefet eden aktörlerdir. Sivil gemilere yönelik doğrudan bir askeri saldırı veya mayınlama eylemi radarlar ve enkaz incelemeleriyle anında tespit edilebileceğinden Yunanistan ile batılı müttefiklerinin bölgesel bir savaşı tetikleyecek bir eyleme girişmesi rasyonel bulunmamaktadır. Buna karşın, rotayı şaşırtacak GPS karıştırmaları veya siber sızmalar gibi hibrit savaş yöntemleri teorik olarak ihtimal dahilindedir. Filo Jet feribotunun geçmiş dönemdeki bakımlarının bir Yunan firması tarafından yapıldığı yönündeki iddialar ise sabotajdan ziyade ağır bir lojistik ihmali işaret etmektedir. Rusya, Karadeniz’deki savaş ortamı nedeniyle bölgedeki Türk ticari gemilerinin dolaylı hasar görmesine neden olmuştur. Ancak Rusya'nın, Türkiye ile yürüttüğü hassas diplomatik ve ekonomik ilişkileri bozmak pahasına Marmara veya Kıbrıs'ta sivil bir gemiyi sabote etmesi stratejik çıkarlarına uymamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler Doğu Akdeniz’deki enerji krizlerinde Türkiye’nin karşısındaki blokta yer alsalar da Türkiye gibi bir bölgesel güçle sivil hedeflere yönelik örtülü bir çatışmaya girmeyi tercih etmezler. Türkiye’nin denizlerdeki radar ve istihbarat ağı bu tarz operasyonların gizli kalmasını neredeyse imkansız kılmaktadır. Deniz koruma alanlarında stratejik adım… Ege ve Akdeniz’de ilan edilen Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkları, Türkiye’nin denizel ekosistemleri koruma iradesinin yanı sıra, Mavi Vatan yaklaşımı doğrultusunda denizlerdeki hak ve menfaatlerini güçlendiren stratejik bir adım niteliğindedir. Düzenlemeler, çevre koruma ve deniz güvenliğini birlikte ele alarak kaçak avcılık, kirlilik ve denetimsiz müdahalelere karşı etkin denetim imkânı sağlamaktadır. Böylece Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki hukuki, idari ve fiilî varlığı daha da güçlenmektedir. Yunanistan bu karardan neden rahatsız? Yunanistan’ın Türkiye’nin Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı kararlarından rahatsız olmasının asıl nedeni çevresel hassasiyetler değil; Ege ve Doğu Akdeniz’deki egemenlik ve deniz yetki alanı iddialarının sarsılmasıdır. Atina, Meis ve Doğu Ege adaları çevresindeki bu koruma sahalarının kendi tezleriyle çakıştığını savunmakta ve Türkiye’nin Sahil Güvenlik ile idari denetimler aracılığıyla sahada fiilî yetki (jurisdiction) tesis etmesinden çekinmektedir. Bu karar aynı zamanda Yunanistan’ın Ege’yi tek taraflı “çevre parkları” kisvesiyle kendi nüfuz alanına alma stratejisini, Mavi Vatan yaklaşımı doğrultusunda boşa çıkarmaktadır. Almanya’nın İsrail’e sağladığı rekor düzeydeki askerî lojistik destek ve stratejik denizaltı sevkiyatı, Türkiye’nin yalnızca Karadeniz ve Akdeniz’deki deniz hâkimiyet alanını sınırlamaya yönelik değil. Almanlar, Türkiye’nin Balkanlar ve Kafkasya’daki hareket alanını da daraltmak istiyor. Bu noktada Almanların kendilerine ortak seçtikleri gücün; İsrail merkezli, küresel Siyonizm olduğu anlaşılıyor. Bu gücün insan kaynakları büyük ölçüde Netanyahu gibi Doğu Avrupa Yahudilerinden müteşekkil. Almanya-İsrail iş birliği… Almanya’nın İsrail’e sağladığı rekor düzeydeki askerî lojistik destek ve stratejik denizaltı sevkiyatı, Türkiye açısından yalnızca Karadeniz ve Akdeniz’deki deniz hâkimiyet sahalarıyla sınırlı bir mesele olarak görülmemelidir. Bu gelişmeler, Almanya’nın Türkiye’nin Balkanlar ve Kafkasya’daki stratejik hareket alanını da sınırlandırmaya yönelik daha geniş bir jeopolitik yaklaşım içerisinde değerlendirilmelidir. Bu noktada Almanya’nın kendisine stratejik bir partner olarak seçtiği güçlerden biri olarak küresel Siyonizm öne çıkmaktadır. Netanyahu gibi Doğu Avrupalı Yahudilerden müteşekkil siyasi ve stratejik çevrelerle kurulan ilişkilerin bölgesel dengeler üzerindeki etkisini önümüzdeki dönemde daha açık biçimde göreceğiz. Türkiye ise şimdilik askerî bir karşılık vermekten kaçınmaya ve gelişmelere daha temkinli yaklaşmaya özen gösteriyor. Alman istihbaratının Türkiye’deki hassas sinir uçlarına yönelik olduğu ileri sürülen adlî ve güvenlik operasyonlarını da bu geniş jeopolitik çerçeve içerisinde değerlendirmek gerekir. Tutuklanan cemaat liderleri, ifadeye çağrılan bazı siyasiler, mütekaid belediye başkanları ve kamuoyuna yansıtılmayan çok yönlü operasyonların tamamını birbirinden bağımsız gelişmeler olarak değerlendirmek ne ölçüde doğrudur? Bu kişilerin ve yapıların, bulundukları konum ve etki alanlarından neden ve nasıl uzaklaştırıldıkları sorusu, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu daha geniş güç mücadelesi açısından ayrıca incelenmelidir. Bir düşünün: Bütün bu gelişmeler gerçekten birbirinden bağımsız mı? . Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com омюр челикдёнмез, Дикгазете Seçilmiş Kaynakça https://alhurra.com/en/36828 https://www.ydp.org.tr/genel-baskan https://www.bbc.com/turkce/articles/cj4j9r87gjjo https://www.filodenizcilik.net/aydinlatma-metni.php https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&makale_id=69631 https://www.denizticaretodasi.org.tr/tr/gemiler/FILO_JET-237304 https://www.aydinlik.com.tr/haber/israilin-kktcyi-vurma-plani-588322 https://www.mildefin.com/savunma-gundem/milden-golcukte-gorucuye-cikti/ https://envantermedya.com/ins-drakon-israil-son-dolphin-denizalti-tkms-kiel-2026/ https://www.haberler.com/yerel/milli-denizalti-milden-projesinin-2032-yilinda-20163425-haberi/ https://www.trthaber.com/haber/gundem/mavi-vatandaki-koruma-alanlari-genisliyor-954169.html https://www.hurriyet.com.tr/gundem/kktcde-koalisyon-ortagi-ydp-hukumetten-cekildi-43293953 https://gazeteoksijen.com/turkiye/silivri-aciklarinda-iki-gemi-carpisti-10-murettebat-kayip-288056 https://www.milliyet.com.tr/gundem/live-son-dakika-marmara-denizinde-iki-gemi-carpisti-7652580 https://www.turkiyetoday.com/turkiye/remembering-dumlupinar-71-years-after-the-maritime-tragedy-5538 https://yatmarina.com.tr/fethiye-kas-ve-kuzey-ege-deniz-milli-parki-oldu-karar-yatciligi-nasil-etkileyecek/ https://www.hukukihaber.net/meis-adasinin-turkiyenin-deniz-yetki-alanlarina-etkisi-bakimindan-hakkaniyet https://www.haberturk.com/gundem/son-dakika-silivri-de-iki-gemi-carpisti-bir-gemideki-personelle-iletisim-yok-3909666 https://dogruhaber.com.tr/akdenizde-donanma-gucu-siralamasi-netlesti-turkiye-yunanistan-ve-isgal-rejimini-geride-birakti https://t24.com.tr/gundem/mill-park-kanunu-cercevesinde-ilk-turkiyenin-uc-deniz-bolgesinde-mill-park-ilani,1342271 https://www.gazetenizolsun.com/denizlerdeki-pes-pese-gemi-kazalari-dikkat-cekiyor-once-kibris-girne-simdi-de-marmara/701854 https://t24.com.tr/gundem/iddia-girnedeki-gemi-faciasinda-patlayici-ihtimali-arastiriliyor-supheli-denizalti-hareketliligi-de-mercek-altinda,1345222 
Ömür Çelikdönmez yazdı

Almanya-İsrail işbirliği gölgesinde Doğu Akdeniz’deki askerî güç dengeleri ve batan Türk gemilerinde sabotaj ihtimali!

Deniz kazaları, çoğu zaman can kayıplarının yanı sıra maddi zararlara ve çevre tahribatına da yol açar ve   yaşanması hiç de arzu edilmez. Türk denizcilik tarihinin en acı hadiselerinden biri de TCG Dumlupınar’ın (D-6) 4 Nisan 1953’te Çanakkale Boğazı’nda batmasıdır.

NATO tatbikatından dönen denizaltı, bir şileple çarpışmasının ardından sulara gömülmüş, kazada 81 Türk denizcisi şehit olmuştur. Dumlupınar faciası, üzerinden yıllar geçmesine rağmen Türk denizcilik tarihinin en derin acılarından biri ve her yıl 4 Nisan’da Deniz Şehitlerini Anma Günü kapsamında şehitlerimiz saygı ve rahmetle anılıyorlar.

550 metreden 950 metreye: Denizin yuttuğu iki gemi…

Denizlerde peş peşe yaşanan iki büyük kaza, kamuoyunda derin üzüntü ve endişe yarattı. İlk olarak Kıbrıs’ın Girne kenti açıklarında 267 kişiyi taşıyan katamaran tipi yolcu gemisi, su alarak alabora oldu; arama kurtarma ekiplerinin müdahalesiyle 239 kişi sağ kurtarılırken 10 kişi canından oldu, 18 kişi denizde kayboldu ve TCG Alemdar gemisince yapılan tespitlerde enkazın denizin 550 metre derinliğinde bulunduğu açıklandı.

30 Ağustos’a düşen gölge: FİLOJET faciası Türkiye’ye bir mesaj mıydı?

Bu olayın hemen ardından Marmara Denizi’nin Silivri açıklarında Türk bayraklı “Alsu” ve “Tuğberk İmamoğlu” adlı iki ticari gemi çarpıştı; kaza sonrası 11 dakika içinde sulara gömülen ve deniz derinliğinin yaklaşık 800 ile 950 metre arasında değiştiği bölgede batan “Tuğberk İmamoğlu” gemisindeki 10 kişilik Türk mürettebat ile tüm iletişim kesilerek Valilik, Sahil Güvenlik, Deniz Emniyeti ve Deniz Kuvvetleri koordinasyonunda geniş çaplı arama-kurtarma operasyonları başlatıldı.

FİLOJET faciası KKTC’de hükümet krizine dönüştü: Erhan Arıklı ve YDP gerçeği…

KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, FİLOJET gemisi faciasına ilişkin soruşturmanın sağlıklı yürütülmesi gerekçesiyle 2 Eylül 2026’da görevden alındı. Bu kararın ardından, Genel Başkanlığını Arıklı’nın yürüttüğü koalisyon ortağı Yeniden Doğuş Partisi hükümetten çekildi.

​2016’da kurulan YDP, Kıbrıs meselesinde federasyon yerine egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözümü ve KKTC’nin bağımsızlığını savunuyor. Seçmen tabanı ağırlıklı olarak 1974 sonrası Türkiye’den adaya yerleşen ailelerden oluşan parti, Ankara ile ilişkilere önem vermekle birlikte "yavru vatan" söylemi yerine eşit iki Türk devleti anlayışını öne çıkarıyor.

​1962 Ardahan doğumlu olan ve 1975’te Kıbrıs’a yerleşen akademisyen kökenli Arıklı, 2016'dan bu yana YDP Genel Başkanlığını sürdürürken geçmişte Ekonomi ve Enerji Bakanlığı görevinde de bulunmuştu.

FİLOJET faciası Erhan Arıklı’nın sorumluluğu: İdari ihmal mi, siyasi tedbir mi?

FİLOJET faciasında Erhan Arıklı’nın kişisel ihmali, bazı yasadışı uygulamalara göz yummuşluğu varsa adli soruşturmayla netleşecektir. Ancak bakanlığın denize elverişlilik, teknik denetim ve seyrüsefer izinlerinde idari zafiyeti eleştirilerin merkezinde yer alıyor.

Arıklı’yı görevden alma kararı, delillerin korunması ve soruşturmanın tarafsızlığı amaçlı. Gemi bakımsızlığı ve kapasite aşımı iddialarına karşı Arıklı, prosedürlere uyduğunu ve hukuki sorumluluğu olmadığını savunuyor.

Girne ve Silivri açıklarında batan gemilerde İsrail şüphesi!..

Girne’den Taşucu’na sefer yaptığı esnada alabora olarak 514 metre derinliğe batan katamaran tipi "Filo Jet" adlı yolcu feribotuna ilişkin yürütülen adli ve askeri soruşturmada, kazanın nedenine dair çok boyutlu ihtimaller mercek altında.

Kıbrıs merkezli üst düzey bir güvenlik kaynağının aktardığı bilgilere göre soruşturma; sadece teknik bir gövde aşınması veya fırtına etkisiyle sınırlı değil. Gemiye limandayken dışarıdan patlayıcı/ limpet mayını sokulmuş olabileceği senaryosu ile olay öncesinde Girne açıklarında saptandığı öne sürülen şüpheli denizaltı hareketliliği de inceleniyor.

Kamuoyunda ve askeri çevrelerde yankı bulan "Bu eylemi kim, neden yapmış olabilir?" sorusunun perde arkası Doğu Akdeniz'deki jeopolitik restleşmelerde gizli olabilir mi? Neden böyle düşünmek gerekiyor? Bir sebebi mutlaka vardır değil mi?

Çünkü Yunanistan’ın önde gelen stratejik yayın organlarından ProNews, Binyamin Netanyahu yönetiminin İsrail'deki iç seçim dinamikleri öncesinde –tıpkı Suriye topraklarında olduğu gibi– Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki Türk askeri üslerini ve lojistik hatlarını doğrudan ya da örtülü operasyonlarla hedef alma senaryoları üzerinde çalıştığını iddia etmişti.

Bu sarsıcı iddianın hemen bir gün sonra İsrailli The Jerusalem Post ile ABD merkezli The Algemeiner gibi küresel nüfuz sahibi yayın organları tarafından da eş zamanlı olarak dünya gündemine taşınması dikkat çekici.

Bu durum, sivil bir feribot faciasının ardında yatan olası bir sabotajın, Türkiye'nin Mavi Vatan'daki askeri varlığını yıpratmayı, KKTC koridorunu güvensizleştirmeyi ve bölgede hibrit bir çatışma alanı yaratarak dikkatleri başka yöne çekmeyi amaçlayan uluslararası bir örtülü operasyon/black op zincirinin parçası olabileceği şüphelerini derinleştirmektedir.

Peş peşe gelen gemi facialarında küresel istihbarat şüphesi…

Resmi makamlar, her iki geminin de kaza sonucu battığını açıklamış; sabotaj veya saldırı ihtimaline dair hiçbir imada bulunmamıştır. Anlaşılan o ki devlet ricali, bu süreçte olayların kaza olarak kabul edilmesini ve bu şekilde yansıtılmasını uygun görmüşler.

Mavi Vatan'ı çevreleyen stratejik su yollarındaki görünmez riskleri kavrayabilmek adına öncelikle şu temel soruyu sormak gerekir: Doğu Akdeniz, Marmara ve Karadeniz eksenindeki güncel donanma güç dengeleri ile küresel istihbarat örgütlerinin su altı hareketliliği hakkında bugün neler biliniyor?

Son küresel askeri raporlara göre Türk Deniz Kuvvetlerinin filo modernizasyonu ve operasyonel kabiliyetiyle Akdeniz'in en güçlü donanması konumuna yükselmesi, çevre denizlerdeki asimetrik ve hibrit tehditleri de güncelliyor.

Almanlar kendi ayaklarına sıkıyor…

Toplamda Türkiye kökenli nüfus yaklaşık 3,1 milyon vatandaşımız ile 7 milyon civarında Müslümanın yaşadığı Almanya’nın; İsrail’e yönelik silah ambargosunu kaldırması ne anlam ifade ediyor?

Bu kararın ardından onayladığı rekor askeri bütçenin aslan payını alan ve Alman ThyssenKrupp (TKMS) tersanelerinde inşa edilen havadan bağımsız tahrik sistemli, nükleer kapasiteli INS Drakon denizaltısının, İsrail'e teslim edilmesi, Almanya'nın kendi suyunu ısıttığını gösteriyor. Rus füzelerinin başkent Berlin semalarında süzülmesi yakındır.

Almanya'nın ürettiği bu denizaltının Kiel'den Doğu Akdeniz'e doğru yola çıkarılması su altı dengelerini tamamen hareketlendirmiştir. Birinci ve İkinci Paylaşım Savaşlarında büyük yenilgiler yaşayan Alman aklı, mühendislik harikası denizaltısını Akdeniz'de İsrail aracılığı ile konuşlandırdı.

Önceki Dolphin-II sınıfı gemilerden farklı olarak yaklaşık 73-74 metre uzunluğa, yeniden tasarlanmış bir gövdeye ve dikey fırlatma sistemlerini (VLS) barındırdığı tahmin edilen devasa bir kule yelken yapısına sahip olan bu en pahalı stratejik platform, taşıyabildiği 1500 kilometre menzilli nükleer başlık uyumlu seyir füzeleriyle Doğu Akdeniz'deki hayalet askeri rekabeti en üst seviyeye çıkarmıştır.

Eş zamanlı olarak küresel ticaretin kalbi olan Marmara Denizi, Türk donanmasının devasa tatbikatları ile sivil deniz trafiğinin kesiştiği aşırı sıkışık bir lojistik üsse dönüşmüşken, Karadeniz’de devam eden savaşın başıboş serseri mayınları ve sivil hatları körelten GPS karıştırma (spoofing) faaliyetleri de bu risk çemberini tamamlamaktadır.

İsrail’in INS Drakon tehdidi ve Türkiye’nin MİLDEN cevabı…

Almanya tarafından inşa edilerek İsrail Donanması'na teslim edilen ve taşıdığı 1500 kilometre menzilli nükleer başlık uyumlu füzeler ile Doğu Akdeniz'e inen INS Drakon denizaltısı, satha çıkmadan uzun süre hayalet modda kalabilen gelişmiş havadan bağımsız tahrik sistemiyle (AIP) Türk Deniz Kuvvetleri'nin bölgedeki Denizaltı Savunma Harbi (DSH) unsurlarına karşı ciddi bir asimetrik risk ve erken uyarı baskısı oluşturuyor.

Bu teknolojik meydan okumaya karşı Türkiye, sivil ve askeri radar/sonar ağlarını en üst teyakkuzda tutarken, su altındaki mutlak bağımsızlığını tescilleyecek nihai cevabı Gölcük Tersanesi Komutanlığı'nda inşası süren MİLDEN (Milli Denizaltı) Projesi ile hazırlanıyor. Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı ASFAT'ın ana yükleniciliğini üstlendiği ve ilk test bloklarının üretim aşaması başarıyla tamamlanan MİLDEN projesinin, 2032 yılında Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girmesi hedeflenmektedir.

Yerli üretim çeliklerle inşa edilen 80 metreden uzun, 2700 ton deplasmanlı ve 50 günden fazla su altında kalma menziline sahip yüzde 100 yerli tasarım MİLDEN [turkiyetoday.com]; bünyesinde barındıracağı havadan bağımsız tahrik mimarisi, yerli AKYA ağır torpidoları, ATMACA füzeleri ve derin darbe kabiliyetli GEZGİN dikey atım seyir füzeleri sayesinde, INS Drakon gibi yabancı asimetrik tehditleri kendi derinliklerinde nötralize ederek Mavi Vatan’daki denizaltı dengesini kalıcı olarak Türkiye lehine değiştirecektir.

Kaza adlandırması stratejik bir devlet aklı tercihi mi?

Tüm bu jeopolitik gerilimlerin ortasında resmi makamların son dönemdeki iki büyük gemi batışını yalnızca "kaza" olarak nitelendirmesi ise sivil veya askeri hedeflere yönelik örtülü saldırı iddialarının uluslararası hukukta bir savaş sebebi (casus belli) sayılmasından ve deniz ticaretinin ekonomik istikrarını koruma zorunluluğundan kaynaklanan stratejik bir devlet aklı tercihidir.

Deniz kazalarının ardından yabancı bir ülkenin sabotaj ihtimali, bölgesel gerilimler ve askeri hareketlilikler nedeniyle güvenlik bürokrasisi tarafından en uç senaryolar dahil edilerek incelenmektedir. Bahsedilen ülkeler ve bölgedeki güncel lojistik dengeler üzerinden bu ihtimaller belirli dinamiklere dayanmaktadır.

Almanya ile İsrail arasındaki askeri ticaret son derece kritik bir noktadadır. Almanya’nın İsrail’e yönelik askeri satış onayları kapsamında, uzun süre su altında kalabilen ve nükleer füze kapasitesine sahip INS Drakon denizaltısının teslimatı Doğu Akdeniz’deki dengeleri hareketlendirmiştir.

Bölgede Türk ve İsrail savaş gemilerinin zaman zaman karşı karşıya gelmesi ve yürütülen ortak savunma anlaşmaları, Girne açıklarında batan Filo Jet kazasından önce bölgede bildirilen şüpheli denizaltı faaliyetleriyle birleştirilerek gözleri bu unsurlara çevirmiştir.

Ancak sivil bir feribota askeri bir su altı operasyonu düzenlenmesi uluslararası hukukta bir savaş sebebi sayılacağından, devletlerin bu denli açık bir kanıt bırakacak riskleri alması uzmanlarca düşük bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına en net muhalefet eden aktörlerdir. Sivil gemilere yönelik doğrudan bir askeri saldırı veya mayınlama eylemi radarlar ve enkaz incelemeleriyle anında tespit edilebileceğinden Yunanistan ile batılı müttefiklerinin bölgesel bir savaşı tetikleyecek bir eyleme girişmesi rasyonel bulunmamaktadır.

Buna karşın, rotayı şaşırtacak GPS karıştırmaları veya siber sızmalar gibi hibrit savaş yöntemleri teorik olarak ihtimal dahilindedir. Filo Jet feribotunun geçmiş dönemdeki bakımlarının bir Yunan firması tarafından yapıldığı yönündeki iddialar ise sabotajdan ziyade ağır bir lojistik ihmali işaret etmektedir.

Rusya, Karadeniz’deki savaş ortamı nedeniyle bölgedeki Türk ticari gemilerinin dolaylı hasar görmesine neden olmuştur. Ancak Rusya'nın, Türkiye ile yürüttüğü hassas diplomatik ve ekonomik ilişkileri bozmak pahasına Marmara veya Kıbrıs'ta sivil bir gemiyi sabote etmesi stratejik çıkarlarına uymamaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler Doğu Akdeniz’deki enerji krizlerinde Türkiye’nin karşısındaki blokta yer alsalar da Türkiye gibi bir bölgesel güçle sivil hedeflere yönelik örtülü bir çatışmaya girmeyi tercih etmezler. Türkiye’nin denizlerdeki radar ve istihbarat ağı bu tarz operasyonların gizli kalmasını neredeyse imkansız kılmaktadır.

Deniz koruma alanlarında stratejik adım…

Ege ve Akdeniz’de ilan edilen Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkları, Türkiye’nin denizel ekosistemleri koruma iradesinin yanı sıra, Mavi Vatan yaklaşımı doğrultusunda denizlerdeki hak ve menfaatlerini güçlendiren stratejik bir adım niteliğindedir.

Düzenlemeler, çevre koruma ve deniz güvenliğini birlikte ele alarak kaçak avcılık, kirlilik ve denetimsiz müdahalelere karşı etkin denetim imkânı sağlamaktadır. Böylece Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki hukuki, idari ve fiilî varlığı daha da güçlenmektedir.

Yunanistan bu karardan neden rahatsız?

Yunanistan’ın Türkiye’nin Kuzey Ege ve Fethiye-Kaş Deniz Millî Parkı kararlarından rahatsız olmasının asıl nedeni çevresel hassasiyetler değil; Ege ve Doğu Akdeniz’deki egemenlik ve deniz yetki alanı iddialarının sarsılmasıdır.

Atina, Meis ve Doğu Ege adaları çevresindeki bu koruma sahalarının kendi tezleriyle çakıştığını savunmakta ve Türkiye’nin Sahil Güvenlik ile idari denetimler aracılığıyla sahada fiilî yetki (jurisdiction) tesis etmesinden çekinmektedir.

Bu karar aynı zamanda Yunanistan’ın Ege’yi tek taraflı “çevre parkları” kisvesiyle kendi nüfuz alanına alma stratejisini, Mavi Vatan yaklaşımı doğrultusunda boşa çıkarmaktadır.

Almanya’nın İsrail’e sağladığı rekor düzeydeki askerî lojistik destek ve stratejik denizaltı sevkiyatı, Türkiye’nin yalnızca Karadeniz ve Akdeniz’deki deniz hâkimiyet alanını sınırlamaya yönelik değil. Almanlar, Türkiye’nin Balkanlar ve Kafkasya’daki hareket alanını da daraltmak istiyor. Bu noktada Almanların kendilerine ortak seçtikleri gücün; İsrail merkezli, küresel Siyonizm olduğu anlaşılıyor. Bu gücün insan kaynakları büyük ölçüde Netanyahu gibi Doğu Avrupa Yahudilerinden müteşekkil.

Almanya-İsrail iş birliği…

Almanya’nın İsrail’e sağladığı rekor düzeydeki askerî lojistik destek ve stratejik denizaltı sevkiyatı, Türkiye açısından yalnızca Karadeniz ve Akdeniz’deki deniz hâkimiyet sahalarıyla sınırlı bir mesele olarak görülmemelidir. Bu gelişmeler, Almanya’nın Türkiye’nin Balkanlar ve Kafkasya’daki stratejik hareket alanını da sınırlandırmaya yönelik daha geniş bir jeopolitik yaklaşım içerisinde değerlendirilmelidir.

Bu noktada Almanya’nın kendisine stratejik bir partner olarak seçtiği güçlerden biri olarak küresel Siyonizm öne çıkmaktadır. Netanyahu gibi Doğu Avrupalı Yahudilerden müteşekkil siyasi ve stratejik çevrelerle kurulan ilişkilerin bölgesel dengeler üzerindeki etkisini önümüzdeki dönemde daha açık biçimde göreceğiz.

Türkiye ise şimdilik askerî bir karşılık vermekten kaçınmaya ve gelişmelere daha temkinli yaklaşmaya özen gösteriyor. Alman istihbaratının Türkiye’deki hassas sinir uçlarına yönelik olduğu ileri sürülen adlî ve güvenlik operasyonlarını da bu geniş jeopolitik çerçeve içerisinde değerlendirmek gerekir.

Tutuklanan cemaat liderleri, ifadeye çağrılan bazı siyasiler, mütekaid belediye başkanları ve kamuoyuna yansıtılmayan çok yönlü operasyonların tamamını birbirinden bağımsız gelişmeler olarak değerlendirmek ne ölçüde doğrudur?

Bu kişilerin ve yapıların, bulundukları konum ve etki alanlarından neden ve nasıl uzaklaştırıldıkları sorusu, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu daha geniş güç mücadelesi açısından ayrıca incelenmelidir.

Bir düşünün: Bütün bu gelişmeler gerçekten birbirinden bağımsız mı?

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете

Seçilmiş Kaynakça

https://alhurra.com/en/36828

https://www.ydp.org.tr/genel-baskan

https://www.bbc.com/turkce/articles/cj4j9r87gjjo

https://www.filodenizcilik.net/aydinlatma-metni.php

https://asrjournal.org/?mod=makale_tr_ozet&makale_id=69631

https://www.denizticaretodasi.org.tr/tr/gemiler/FILO_JET-237304

https://www.aydinlik.com.tr/haber/israilin-kktcyi-vurma-plani-588322

https://www.mildefin.com/savunma-gundem/milden-golcukte-gorucuye-cikti/

https://envantermedya.com/ins-drakon-israil-son-dolphin-denizalti-tkms-kiel-2026/

https://www.haberler.com/yerel/milli-denizalti-milden-projesinin-2032-yilinda-20163425-haberi/

https://www.trthaber.com/haber/gundem/mavi-vatandaki-koruma-alanlari-genisliyor-954169.html

https://www.hurriyet.com.tr/gundem/kktcde-koalisyon-ortagi-ydp-hukumetten-cekildi-43293953

https://gazeteoksijen.com/turkiye/silivri-aciklarinda-iki-gemi-carpisti-10-murettebat-kayip-288056

https://www.milliyet.com.tr/gundem/live-son-dakika-marmara-denizinde-iki-gemi-carpisti-7652580

https://www.turkiyetoday.com/turkiye/remembering-dumlupinar-71-years-after-the-maritime-tragedy-5538

https://yatmarina.com.tr/fethiye-kas-ve-kuzey-ege-deniz-milli-parki-oldu-karar-yatciligi-nasil-etkileyecek/

https://www.hukukihaber.net/meis-adasinin-turkiyenin-deniz-yetki-alanlarina-etkisi-bakimindan-hakkaniyet

https://www.haberturk.com/gundem/son-dakika-silivri-de-iki-gemi-carpisti-bir-gemideki-personelle-iletisim-yok-3909666

https://dogruhaber.com.tr/akdenizde-donanma-gucu-siralamasi-netlesti-turkiye-yunanistan-ve-isgal-rejimini-geride-birakti

https://t24.com.tr/gundem/mill-park-kanunu-cercevesinde-ilk-turkiyenin-uc-deniz-bolgesinde-mill-park-ilani,1342271

https://www.gazetenizolsun.com/denizlerdeki-pes-pese-gemi-kazalari-dikkat-cekiyor-once-kibris-girne-simdi-de-marmara/701854

https://t24.com.tr/gundem/iddia-girnedeki-gemi-faciasinda-patlayici-ihtimali-arastiriliyor-supheli-denizalti-hareketliligi-de-mercek-altinda,1345222 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.