BEŞ DÖNEM VEKİLLİKTEN SONRA ISPARTA'YA NE KALDI?
BEŞ DÖNEM VEKİLLİKTEN SONRA ISPARTA'YA NE KALDI?
Süreyya Sadi Bilgiç’in Siyasi Blançosu…
Süreyya Sadi Bilgiç’in Siyasi Blançosu…
Süreyya Sadi Bilgiç’i Isparta’da tanımayan yok gibidir. Beş dönem milletvekilliği yaptı. Ankara’da ve parti genel merkezinde güçlüydü. TBMM Başkanvekilliği yaptı, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığı yaptı. Yani siyasi gücü de vardı, Ankara’daki ağırlığı da.
Peki… Isparta’ya ne kaldı? Ne bıraktı?
Sevgili Dostlar, bütün mesele de bu değil mi?
Şaibeli inşaası ve fiyatlaması olduğu konuşulan Melikler Köprüsü… Bazı küçük yol yatırımları… SDÜ kampüsünün içerisine yapılan atıl Alışveriş Merkezi… ISUBÜ’nün kuruluşu… Bunlar elbette yazılabilir. Ama beş dönem milletvekilliği yapmış bir siyasetçinin bütün siyasi mirasını birkaç yatırımla açıklamak mümkün mü?
Bizce mümkün değil...
Nitekim bir siyasetçinin karnesi, kaç açılışa katıldığı, kimlerle mangal partisinde yer aldığı değil şehrini nereden nereye taşıdığıyla ölçülür. Bugün Isparta nüfus kaybediyor. Gençlerini tutamıyor. Üniversiteleri eski cazibesinde değil. Yeni markalar çıkaramıyor. İhracatını çeşitlendiremiyor. Ankara’daki siyasi ağırlığını güçlü bir ekonomik kalkınmaya dönüştüremiyor. O halde sormak gerekiyor…
Beş dönemlik siyasi gücün Isparta’ya gerçek karşılığı ne oldu?
Yol Yapılırsa Antalya’ya Kahvaltıya Mı Gidilecek?
Dereboğazı yolu meselesinde söylediklerini unutmayacağız. Süreyya Sadi Bilgiç’in bir açıklamasında, yolun yapılması halinde Ispartalıların Antalya’ya kahvaltıya gidebileceğini söylediği aktarılmıştı. İşin ilginç yanı açıklamayı basındaki prenslerinden bilinen Muhammet Uslu’nun Labirent programında yapması… Demek ki insan şaşırınca şaşırıyor…
Ancak… Isparta’nın meselesi sadece Antalya’ya kahvaltıya gitmek miydi? Yoksa Isparta’da gençlerin kalabileceği, yatırımcının gelebileceği, üretimin ve ihracatın büyüyebileceği bir şehir kurmak mıydı? Yol tabii ki yapılmalı. Ama yolun anlamı insanları şehirden kaçırmak değil, şehre insan, yatırım ve ekonomik hareket getirmek olmalıdır. Isparta’nın Antalya’ya kahvaltıya gitmesinden önce, Antalya’daki yatırımcının Isparta’ya gelmesini sağlayacak bir ekonomik düzen kurmak gerekmez miydi? Bilgiç döneminde Dereboğazı yolunun küçük bir bölümü yapıldı. Ancak yolun yapımıyla ilgili tartışmalar da hiç bitmedi. Yolun bazı bölümlerindeki inşaat hataları, kalite ve denetim konuları bugün dahi kamuoyunda konuşuluyor. Belki de Türkiye’deki bölünmüş yolların en kalitesizi unvanını alacak kadar…
Güçlü Olmak, Haklı Olmak Değildir
Bir siyasetçinin siyasi gücü kadar o gücü nasıl kullandığı da önemlidir. Bilgiç’in bazı siyasetçi ve bürokratlara ağır ve sinkaflı ifadeler kullandığı yönündeki anlatımlar Isparta kamuoyunda yıllardır konuşulur. Eski Yalvaç Belediye Başkanı Tekin Bayram’a yönelik –ağız çalkalamalı- ağır küfür de bunlardan biriydi. Her neyse. Ben kendi adıma da bir noktayı hatırlatmak isterim. Geçmişte beni susturmak amacıyla dönemin emniyet müdürü üzerinde baskı kurulduğuna ilişkin yaşadığım sürecin tanıkları bugün hala hayattadır. Bunlar kişisel hesaplaşma konusu da değildir. Asıl mesele, siyasi gücün eleştiriye karşı nasıl kullanıldığıdır. Siyasetçinin gücü, insanları susturmak için değil, hizmet etmek için vardır. Eleştiriye tahammül edemeyen siyaset gücünü değil, zaafını gösterir...
İhaleler, Şirketler ve Ankara
Yıllardır çeşitli şirketler, ihaleler ve siyasi ilişkiler konusunda Isparta kamuoyunda farklı iddialar gündeme geldi. Bazı şirketlerin Ankara’daki ofislerinin siyasiler tarafından kullanıldığı dillendiriliyor. Karayolu ihalelerinden bazı yatırımlara kadar çeşitli ilişkiler hakkında soru işaretleri var. Hem yolu yapan firma ile hem de yolu kontrol eden firma ile ilgili yakın ilişkiler… Bunların hangisi doğru, hangisi yanlış? Bilmiyoruz. Öyleyse yapılması gereken bellidir. İddia varsa araştırılsın. Suç varsa hukuk gereğini yapsın. Yoksa da iftira atan hesabını versin. Kamu gücü dedikoduyla yönetilmez. Ama kamu gücü hakkında soru sormak da kimsenin tekelinde değildir.
SDÜ: Siyaset, Rektör ve Güç İlişkileri
Eski rektör İlker Hüseyin Çarıkçı döneminde üniversite-siyaset ilişkisinin ayyuka çıktığı aşikar ve çok şey konuşuldu. Bilgiç’in Çarıkçı dönemindeki siyasi etkisi ve üniversite yönetimiyle ilişkisi ayrıca araştırılmayı hak ediyor. Fakat Isparta kamuoyunda daha geniş bir algı da oluştu. SDÜ'nün dört ayrı rektörlük anlayışıyla yönetildiği…
Birincisi siyasi rektör…
İkincisi ticari rektör…
Üçüncüsü fiili rektör…
Dördüncüsü resmî rektör…
Bu ifadeler elbette hukuki bir tespit değil, kamuoyunda oluşmuş bir algının ifadesidir. Ama soru sormak gerekir. Bir üniversitenin yönetiminde resmi makam ile fiili güç arasında farklılık olduğu algısı neden oluşur? Bir rektör gerçekten kendi akademik iradesiyle mi hareket eder? Yoksa üniversitenin karar mekanizmalarında siyasetin görünmeyen bir ağırlığı mı vardır? Üniversite, siyasetçinin arka bahçesi değildir ama eski Rektör Çarıkçının rektörlük sonrası YÖK üyeliğine giden yolu galiba bu algıyı değiştiriyor! Kim hangi başarısı ile korunuyor, Isparta’ya veya üniversiteye katkısı oldu mu!
İl Özel İdaresi Dosyası Ayrıca Açılmalı
Bilgiç dönemindeki bir başka dosya da İl Özel İdaresi’dir. Bilgiç’in milletvekilliği döneminde, özellikle eski Genel Sekreter Mahmut Zadeoğlu ile birlikte yürütülen işlemler bütün yönleriyle incelensin diyen geniş bir kesim bulunuyor.
Yükseköğrenim yurtları… Okul binaları… Asfalt işleri… Yol çalışmaları… İhaleler… Hak edişler… Denetim süreçleri… Bir ara gazeteci Murat Ağırel Özel İdare’de olanları yazmıştı ama susturuldu. Bizce bu konuların tamamı bağımsız biçimde değerlendirilmelidir. Üstelik sadece işi yapanlar değil; olur verenler, onaylayanlar, kontrol edenler ve imza atanlar da incelenmelidir. Her şey usulüne uygun yapıldıysa zaten sorun yoktur. Ancak kamu zararı varsa bunun hesabı da sorulmalıdır. Çünkü kamu kaynakları söz konusu olduğunda mesele kişi değil, kamu yararıdır.
Karot Raporları ve Siyasetin Gölgesi
Bir başka ağır iddia ise kamuoyunda yıllardır konuşulan sahte karot raporları meselesidir. Eğer kamuoyuna yansıyan iddialarda olduğu gibi, sahte karot raporları üzerinden devleti zarara uğratan kişiler veya yapılar varsa, burada sadece teknik bir usulsüzlükten söz edilemez. Asıl soru şudur. Bu işin siyasi bir bağlantısı var mıydı? Varsa kimdi? Kimler biliyordu? Kimler korudu? Kimler sustu? Bunların cevabını gazeteler değil, bağımsız soruşturmalar ve hukuk vermelidir. Bizim sorumuz ise nettir. Devleti dolandırdığı ileri sürülen yapıların arkasında siyasi bir bağlantı varsa, bunun Isparta’daki siyasi ayağı kimdir?
KYK Yurdu Meselesi
Bir başka konu da 5 bin kişilik KYK yurdu projesiyle ilgili kamuoyunda dile getirilen iddialardır. Yurt yerinin veya ihale sürecinin yüzde 93 oranında Diyarbakır merkezli bir yükleniciye verildiği yönündeki iddia doğruysa, bunun da kamuoyuna açıklanması gerekir. Burada da aynı soruyu soruyoruz. İhale hangi şartlarla yapıldı? Teklifler nasıl değerlendirildi? Yüzde 93 oranı neyi ifade ediyor? Kamu yararı hangi kriterlerle gözetildi? Ve Isparta’daki firmalar bu süreçte neden yeterince yer alamadı? Bir ihale şeffafsa, sorulardan korkulmaması gerekir. Isparta’ya öğrenci yurdu yaptık diyenler beraberinde Isparta’daki apartçılık sektörüne de ket vurdular, merkezileştirdiler. Hem de yurtları ya sanayinin ortasına ya da şehrin dışında inşa ederek… İnşa edenler ve işletenler kazandı ama kim kaybetti sorusunu da Isparta’ya bıraktılar!
Miryokefalon: Isparta’nın Tarihi Neden Sahipsiz?
Bir başka konu ise Isparta açısından çok daha farklı bir anlam taşıyor. Miryokefalon Zaferi. Isparta'nın tarihi kimliği açısından son derece önemli olan bu savaşın Isparta topraklarında gerçekleştiğine ilişkin tartışmalar yıllardır devam ediyor. Peki 5 dönem milletvekilliği yapmış bir Isparta siyasetçisinin bu konuda neden güçlü, açık ve sahiplenen bir açıklamasını duymadık? Neden Isparta'nın tarihsel kimliğini güçlendirecek bir girişimin öncülüğünü görmedik? Miryokefalon meselesi sadece bir tarih tartışması değildir. Bu mesele aynı zamanda Isparta’nın tarihi marka değerini oluşturma meselesidir. Bir şehir kendi tarihine sahip çıkmazsa, başka şehirlerin onun tarihine sahip çıkmasına da şaşırmamak gerekir…
Yol Kontrolünden ITSO Seçimlerine Uzanan Hat
Sevgili dostlar yazının uzadığının farkındayım ama burası daha da ilginç! Isparta’da son dönemde konuşulan iddialardan biri de Bilgiç’le bağlantılı olduğu ileri sürülen bir ekibin uzun süredir Isparta dahil Akdeniz bölgesinde ‘karayolu yol kontrol işlerinde’ görev aldığı ve bugün Alaeddin Ünal Turgut adına sahada çalışma yürüttüğü yönünde. Eğer bu iddia doğruysa, ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. Dün bir siyasi çevrenin yanında görülen ekipler, bugün başka bir siyasi yapılanmanın yanında mı? İnsan ister istemez soruyor. Kimler kimlerle beraber? Gazetecisinden puro içenine, bulamazlarsa nargilecisine kadar… Hiçbir araya gelmeyecek isimler nasıl oluyor da ITSO seçimlerinde aynı zeminde buluşabiliyor? Yol yapımında… Yol kontrolünde… Ticaret Odası seçimlerinde… Aynı isimler, aynı çevreler, farklı dönemlerde farklı siyasi hesapların içinde yeniden karşımıza mı çıkıyor? Bunlar iddia olabilir ama cevapları da olmalı…
AK Parti Bilgiç’te Ne Buldu?
AK Parti, Süreyya Sadi Bilgiç’te ne buldu? 5 dönem neden devam etti? Neden böyle bir siyasi konuma geldi? Bu siyasi konumda Sayın Bilgiç’in Antalya Lara Lions Kulubü’nün kurucu üyesi olmasına ilişkin bilindik iddialar mı etkili oldu bilmiyoruz. Ayrıca bu sorular AK Parti’nin meselesidir. Ama Isparta’nın sorusu çok daha basit. Isparta, Bilgiç döneminde ne kazandı? Yeni sanayi mi? Organize Sanayi’de Coca-Cola dışında yeni markalar mı? Gençler için istihdam mı? Güçlü ihracat mı? Daha güçlü üniversiteler mi? Daha güçlü ulaşım ve lojistik altyapısı mı? Şehre yeni bir ekonomik model mi? Yoksa sadece Ankara’da bir milletvekilimiz olduğu bilgisiyle mi yetindik?
Süreyya Sadi Bilgiç’in siyasi kariyeri elbette Isparta tarihinin bir parçasıdır. 5 dönem milletvekilliği az bir süre değildir. Ancak uzun süre görev yapmak, otomatik olarak büyük bir siyasi miras anlamına gelmiyor. Siyasi miras, şehre bıraktığınız eserle, kurduğunuz kurumlarla, yetiştirdiğiniz insanlarla, oluşturduğunuz ekonomik kapasiteyle ve en önemlisi sizden sonra şehrin daha güçlü olup olmadığıyla ölçülüyor. Ayrıca bir siyasetçinin yanında kimlerin bulunduğu da siyasi mirasının bir parçasını oluşturuyor. Eğer yıllar boyunca geniş bir toplumsal çevre oluşturulamamış, siyaset dar bir kadro ve sınırlı ilişkiler üzerinden yürütülmüşse bunun da sorgulanması gerekir. Siyasetçinin gücü sadece Ankara’daki makamından gelmez. Asıl güç halkın gönlünde kurulur. Isparta’da ise Bilgiç dönemine ilişkin en temel eleştirilerden biri, Ankara’da güçlü olan bu siyasi figürün şehirle aynı yakınlığı kuramamış olmasıdır. Şehre yukarıdan bakmak kolaydır. Şehrin insanının yanında durmak zordur…Ve siyaset, makamdan çok insanla kurulan bağdır.
Sevgili dostlar;
Tarihte Büyük İskender ile filozof Diogenes arasında anlatılan meşhur bir hikaye vardır.
Büyük İskender, Diogenes’i ziyaret eder ve kendisinden bir dileği olup olmadığını sorar. Diogenes’in cevabı kısa ve nettir.
Gölge etme, başka ihsan istemem…
Yani mesele makam, para, ayrıcalık ya da lütuf değildir.
Bazen bir şehir siyasetten büyük vaatler beklemez.
Sadece önünün açılmasını ister.
Siyasetin şehrin üzerinde bir gölge olmasını değil, şehrin önündeki engellerin kaldırılmasını ister.
Çünkü bizim derdimiz kişiler değil, Isparta’nın geleceğidir.
Çünkü Isparta artık kimsenin siyasi kariyerinin arka bahçesi olmak istemiyor.
Çünkü kimsenin gölgesinde ve iki dudağının arasında kalmak istemiyor.
Çünkü kimsenin siyasi hesabının bir parçası olmak istemiyor.
Ve çünkü Isparta kendi gücüyle büyümek istiyor…
Bu nedenle bizde 5 dönem milletvekilliği yapan Süreyya Sadi Bilgiç ile 4 dönem milletvekilliği yapan Recep Özel’e artık gölge etmeyin başka ihsan istemeyiz diyoruz…
Ve inanıyoruz ki Isparta’nın bugün söylemesi gereken söz tam da budur!
Mehmet Ali ÇELİK
Küresel Akdeniz ve TİNGADER Türkiye Dergisi İmtiyaz Sahibi
Isparta 1176 Miryokefalon Zafer Derneği ve TİNGADER (Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği) Genel Başkanı
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.