Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini hedefine ulaştıracağız
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini hedefine ulaştıracağız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhur İttifakı olarak büyük emek verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecini başarılı bir şekilde hedefine ulaştıracağız" dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhur İttifakı olarak büyük emek verdiğimiz Terörsüz Türkiye sürecini başarılı bir şekilde hedefine ulaştıracağız" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması" programında çiftçiler ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi.
Konuşmasına tüm çiftçileri ve katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, 1863 yılından bu yana Türk tarımının en büyük destekçisi olan Ziraat Bankası'nı çalışmalarından dolayı tebrik etti.
Toprağın ve doğanın sunduğu her türlü imkanın birer "nimet" olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim inanç ve kıymet manzumemizde insanın insan üzerinde nasıl hakkı varsa, nimetin de insan üzerinde hakkı vardır. Medeniyet kodlarımızda nimete nankörlük etmek ayıpların en büyüğüdür. Nimeti vesile kılarak Allah’a şükretmek, nimetin hukukunu gözetmek ise en yüce erdemlerden biridir." ifadelerini kullandı.
"Toprak için 'ana' tabirini kullanmamız laf olsun diye değildir"
Türkiye'nin tarım konusundaki köklü geçmişine ve kültürel birikimine dikkat çeken Erdoğan, şöyle devam etti;
Modern dünyanın aklına yeni gelen toprağı koruyacak tarım meselesi, bizim binlerce yıllık tecrübemizin adeta özü ve özeti gibidir. Toprak için 'ana' tabirini kullanmamız laf olsun diye değildir. Şehirlerimizi bağlar içinde gösteren türküler boşuna yakılmamıştır. 'Ne ekersen onu biçersin' sözü milli hafızamıza boşuna kazınmamıştır.
Anadolu irfanının en müstesna temsilcilerinden Aşık Veysel; 'Dost dost diye nicesine sarıldım / Benim sadık yarim kara topraktır / Beyhude dolandım boşa yoruldum / Benim sadık yarim kara topraktır / Koyun verdi kuzu verdi süt verdi / Yemek verdi ekmek verdi et verdi / Kazma ile dövmeyince kıt verdi / Benim sadık yarim kara topraktır' derken hem kültürümüze hem de toprakla kurduğumuz işte bu gönül bağına işaret ediyor.
Burada ibretlerle dolu bir kıssayı sizlerle paylaşmak isterim. Büyük bir tüccar kuraklık mevsiminde zor durumda kalan yaşlı bir çiftçiye gider. Şöyle bir teklifte bulunur: 'Gel bu tarlayı bana ver, tüm borçlarını sileyim, üstüne de para vereyim' der. Yaşlı çiftçi toprağına bakar ve tüccara şu cevabı verir: 'Oğul, sen benim borcumu silersin ama bu toprak her bahar benim açlığımı siliyor. Sen parayı bir kere verirsin, toprak bana her yıl ekmek veriyor. Ben tarlayı sana satarsam önümüzdeki yıl borcum olmaz ama yiyecek ekmeğim de olmaz.' Bu söz üzerine tüccar ısrarından vazgeçer. Evet, tarım hem insan için hem de insanlığın geleceği için bu derece önemlidir, hayatidir, yeri doldurulamazdır.
"Her gıdada çiftçilerimizin emeği ve alın teri bulunuyor"
Büyük medeniyet inşa edenler ancak toprağın, rüzgarın, denizin, güneşin, iklimin dilini anlayanlar, o dille uyum içinde bir hayat sürenler olmuştur. Pek çok özelliği yanında bir nimet medeniyeti de olan Türk medeniyetinin varislerinin başında değerli çiftçilerimiz vardır. Soframızdaki ekmeğimizden bulgurumuza, peynirimizden zeytinimize kadar hemen her gıdada çiftçilerimizin emeği ve alın teri bulunuyor. Bunun için her birinize şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyor, Rabbim çalışmalarınızı daha da bereketlendirsin diyorum.
Tabiat nankörlük etmez, kendine nankörlük edeni de affetmez. Küresel düzeyde karşılaştığımız iklim krizi ve afetlerin modern insanın toprağa ettiği nankörlük sonucu olduğunu sizler de görüyorsunuz. Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig’de bakınız ne diyor: 'İnsan kirlenirse su ile yıkanır, su kirlenirse ne ile yıkanır?' İnsanlık olarak daha fazla kazanmak, daha fazla tüketmek uğruna suyun, toprağın, havanın kirletilmesinin bedelini çok ağır ödüyoruz.
"Su kaynaklarımız şükürler olsun doluyor"
Tarım alanları ve temiz su yataklarının yerleşime açılmasının, zararlı kimyasallarla ekolojik sistemin bozulmasının ceremesini çekiyoruz. Toprağa ve suya emanet olarak değil, sömürülecek bir meta olarak bakan vahşi kapitalist zihniyet bugün yaşadığımız sorunların baş sorumlusudur. Türkiye hiçbir dahli olmadığı halde iklim krizinin yansımalarına en fazla maruz kalan ülkelerden biridir. Son yıllarda kuraklık yaşadık, orman yangınlarıyla mücadele ettik, sellerle, taşkınlarla, zirai don olaylarıyla karşılaştık, çeşitli afetlerle yüzleştik. Özellikle geçen yıl bizi oldukça zorlayan bir sene oldu. Zirai dondan etkilenen üreticilerimize toplam 47 milyar lira ödeme yaptık. Hamdolsun bu yıl yağışlar bakımından bereketli bir sene geçiriyoruz. Barajlarımız, göllerimiz, su kaynaklarımız şükürler olsun doluyor. Nehirlerimiz, derelerimiz tam da özlediğimiz şekilde gürül gürül akıyor. Hasatlar yapıldıkça rekolte açısından çiftçimizin yüzü de gülmeye başladı. Arpada, buğdayda ve inşallah pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz.
"Tohumda dünyada ilk on arasındayız"
Ülkemizde 206 çeşit tarım ürünü yetişiyor. Bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk üçteyiz. Tohumda dünyada ilk on arasındayız. 117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. Bu sabah biliyorsunuz Haziran ayı ihracat rakamlarımız açıklandı. 2026 Haziran ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,9 oranında artışla 24 milyar 940 milyon dolara yükseldi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.