Depremin hatırlattıkları…

Isparta 30.03.2023 - 13:31, Güncelleme: 30.03.2023 - 13:31
 

Depremin hatırlattıkları…

Av. Sabri Turhan'ın yazsısı...

Bir deprem felaketi yaşadık.11 ilde olmasına  rağmen, tüm Türkiye’yi etkiledi deprem. Oralardaki deprem nedeniyle İstanbul’daki fakülteler eğitime  ara verdi. Öğrencilerin kaldığı yurtlar boşaltıldı.  Evleri ağır hasar görenler  başka şehirlerdeki akrabalarının yanına  gitti. Veya devletin  gösterdiği yerlere..  Depremde  yıkılan ve oturulamayacak kadar hasar gören evlerin  enkazının büyük bir dağın yüksekliği  kadar olacağı  belirtildi. Yani binlerce bina.. Bunun yanında  enkazın altında kalan insanların  kurtarılması ilk yapılacak işlerdendi tabi. Yardım kuruluşları, gönüllüler,  maden işçileri  seferber  oldu. Yardıma dışarıdan  da hemen hemen her devlet  koştu. Devletin teşkilatlı gücü  de biraz gecikme  ile…  Deprem sonrasında kurtarma çalışmalarında  duygulu sahneler gördük. Çalışmalarda insanı halden hale koyan, efsane olarak  kalacak sahneler seyrettik. İnsan kurtardığı için mutluktan ağlayan ve heyecanlanan fedakarların ve kahramanların hissiyatını tatdık. Ölü babasıyla 30 saat yan yana enkaz altında kalan, kurtarıldığı  zaman matemini anlatan  çocuğun küçük kalbini dinledik.  Bir odadan bir odaya “orada mısın “ diye  bağıran  ama sesini duyuramayan annenin acısın hissettik. O kadar duygusallık  var ki, hepsi bir roman konusu…  Deprem önce insanlardaki yardımlaşma duygusunu  gösterdi. Herkes; ”ne yapabilirim” sorusunu sordu kendisine. Bir küçük torbada bir kaç iç çamaşırı. Bir poşet bebek bezi, bir elbise, bir çift çorap.  Tırlar dolusu  yiyecek ve diğer yardım malzemeleri  kendini gösterdi. Herkes  koştu. Herkes, kendine olmuş gibi koştu.    Yaralar sarılacak elbette..  Şu anda aç ve açık yok gibi. Tabi yerleşilen çadırlar veya  konteynerler  normal ev gibi değil. Biraz soğuk, biraz imkansızlık  var. Bunlar geçer..  Asıl, gene deprem olursa ne yaparız? Veya bu deprem neden bu kadar hasar bıraktı ? Sorularını cevaplamalıyız.   Malum ,ülkemiz deprem kuşağında. Deprem her zaman oluyor. Bazen bir küçük bölgede. Bazen  biraz daha büyük. Bazen can kaybı ve yıkım yapmıyor. Ama sık sık deprem oluyor. Yerin altındaki fay kırığını takip edip içini betonla veya başka bir şeyle doldurup ya da  içini boşaltıp tehlikeyi  bertaraf etmek mümkün  değil. Depremin ne  aman olacağını  bilmek de  mümkün değil.  Dünyanın her yerinde  depremler olur. Bizde ise belki daha çok oluyor. Bazen denizde, bazen karada faylar kırılıyor. İnsanlar ölüyor ,binalar yıkılıyor. Büyük felaketler  oluyor.  Önce, ülkenin bir  deprem bölgesi olduğunu  bilerek hareket  etmek ,binaları  ona  göre yapmak  tek kurtuluş  yolu.    Depremden sonra televizyon  kanallarında  deprem ile bilgisi olan veya olmayan onlarca uzman(!) yorum yapıyor. İsabetli görüşler var. Tahminde bulunanlar da..  Teknik Üniversitede  yüzlerce mühendis-mimar  yetiştirmiş bir bilge hoca; ”.ahlak çöktüğü için depremde de enkaz bu kadar  büyük oldu” demiş.  Tabi burada “ahlak çöktü” ifadesindeki ahlak, bazılarının ifade ettiği gibi  tek yönlü olarak sosyal hayattaki gayrimeşru  cinsellik ifadesi değil. Ahlak, toplumda artan gayrimeşruluk  ve yasa dışı cinsellik de olabilir. Konuyu sırf bu açıdan izah edenler de var. Bunun cezası ayrıdır.   Ama hoca, inşaat yapan müteahhidin veya diğer inşaatçıların malzemeden çalarak inşaat yapmasını ucuz ve kötü malzeme  kullanmasını da ahlaksızlık olarak yorumluyor.  Adam, belediyede adamını bulmuş,3 kat inşaat yapılacak  yere 5 kat inşaat yapmış ,yapı  denetçilerini de ayarlamış, ince demir ve elverişsiz kumla inşaatı bitirmiş. Kolonlar ince. İskelet  koca yapıyı  taşıyacak güçte değil.  Değerinin üzerinde bir fiyatla garibanlara daireleri satmış. Oralara gelenlerin bir kaçı da alt kattaki dükkanını genişletmek için zemindeki bir kaç kolonu  kesmiş. Bu da ahlaksızlık. Ahlak sadece namusla ve cinsellikle ilgili  değil. Yasa dışı ve yaşamaya uygun olmayan binalar yapmak da başka bir ahlaksızlık...   Deprem 11 ilde, ilçelerinde ve köylerinde oldu. Fay kırığına, ülkemizin deprem bölgesi olduğuna bir itirazımız yok. Bununla  beraber yaşayacağız. Ama depreme karşı dayanıklı binalar yapmak  iyi ahlak ile donatılmış olunmayı gerektiriyor. Demirden çalmayan, iyi malzeme kullanan, her şeyi yasaya uygun yapan bir ahlaki  yapıda olmamız lazım. Binlerce bina yıkıldığına göre ahlaksızlık  o kadar  çokmuş.   Depremin hatırlattığı  bir şey  daha var.  Kimse kimseden  üstün değil. Bina yıkıldığı zaman alt kattaki  kiracısı ile “az kira veriyorsun” diye   kavga eden mal sahibi birlikte enkazın altında kalıyor.  Mal mülk yalan. Böyle felaketlerde birlik olmak gerekir. Zorda olana yardım etmek gerekir. Dayanışma şarttır zor zamanlarda. Bunu başardı Türk milleti. Hasılı , iyi  insan olmak ve ahlakı  baş tacı  etmek  gerekir...
Av. Sabri Turhan'ın yazsısı...

Bir deprem felaketi yaşadık.11 ilde olmasına  rağmen, tüm Türkiye’yi etkiledi deprem. Oralardaki deprem nedeniyle İstanbul’daki fakülteler eğitime  ara verdi. Öğrencilerin kaldığı yurtlar boşaltıldı. 

Evleri ağır hasar görenler  başka şehirlerdeki akrabalarının yanına  gitti. Veya devletin  gösterdiği yerlere.. 

Depremde  yıkılan ve oturulamayacak kadar hasar gören evlerin  enkazının büyük bir dağın yüksekliği  kadar olacağı  belirtildi. Yani binlerce bina.. Bunun yanında  enkazın altında kalan insanların  kurtarılması ilk yapılacak işlerdendi tabi. Yardım kuruluşları, gönüllüler,  maden işçileri  seferber  oldu. Yardıma dışarıdan  da hemen hemen her devlet  koştu. Devletin teşkilatlı gücü  de biraz gecikme  ile… 

Deprem sonrasında kurtarma çalışmalarında  duygulu sahneler gördük. Çalışmalarda insanı halden hale koyan, efsane olarak  kalacak sahneler seyrettik. İnsan kurtardığı için mutluktan ağlayan ve heyecanlanan fedakarların ve kahramanların hissiyatını tatdık. Ölü babasıyla 30 saat yan yana enkaz altında kalan, kurtarıldığı  zaman matemini anlatan  çocuğun küçük kalbini dinledik.  Bir odadan bir odaya “orada mısın “ diye  bağıran  ama sesini duyuramayan annenin acısın hissettik. O kadar duygusallık  var ki, hepsi bir roman konusu… 

Deprem önce insanlardaki yardımlaşma duygusunu  gösterdi. Herkes; ”ne yapabilirim” sorusunu sordu kendisine. Bir küçük torbada bir kaç iç çamaşırı. Bir poşet bebek bezi, bir elbise, bir çift çorap. 

Tırlar dolusu  yiyecek ve diğer yardım malzemeleri  kendini gösterdi. Herkes  koştu. Herkes, kendine olmuş gibi koştu.   

Yaralar sarılacak elbette.. 

Şu anda aç ve açık yok gibi. Tabi yerleşilen çadırlar veya  konteynerler  normal ev gibi değil. Biraz soğuk, biraz imkansızlık  var. Bunlar geçer.. 

Asıl, gene deprem olursa ne yaparız? Veya bu deprem neden bu kadar hasar bıraktı ? Sorularını cevaplamalıyız.  

Malum ,ülkemiz deprem kuşağında. Deprem her zaman oluyor. Bazen bir küçük bölgede. Bazen  biraz daha büyük. Bazen can kaybı ve yıkım yapmıyor. Ama sık sık deprem oluyor. Yerin altındaki fay kırığını takip edip içini betonla veya başka bir şeyle doldurup ya da  içini boşaltıp tehlikeyi  bertaraf etmek mümkün  değil. Depremin ne  aman olacağını  bilmek de  mümkün değil. 

Dünyanın her yerinde  depremler olur. Bizde ise belki daha çok oluyor. Bazen denizde, bazen karada faylar kırılıyor. İnsanlar ölüyor ,binalar yıkılıyor. Büyük felaketler  oluyor. 

Önce, ülkenin bir  deprem bölgesi olduğunu  bilerek hareket  etmek ,binaları  ona  göre yapmak  tek kurtuluş  yolu.   

Depremden sonra televizyon  kanallarında  deprem ile bilgisi olan veya olmayan onlarca uzman(!) yorum yapıyor. İsabetli görüşler var. Tahminde bulunanlar da.. 

Teknik Üniversitede  yüzlerce mühendis-mimar  yetiştirmiş bir bilge hoca; ”.ahlak çöktüğü için depremde de enkaz bu kadar  büyük oldu” demiş. 

Tabi burada “ahlak çöktü” ifadesindeki ahlak, bazılarının ifade ettiği gibi  tek yönlü olarak sosyal hayattaki gayrimeşru  cinsellik ifadesi değil. Ahlak, toplumda artan gayrimeşruluk  ve yasa dışı cinsellik de olabilir. Konuyu sırf bu açıdan izah edenler de var. Bunun cezası ayrıdır.  

Ama hoca, inşaat yapan müteahhidin veya diğer inşaatçıların malzemeden çalarak inşaat yapmasını ucuz ve kötü malzeme  kullanmasını da ahlaksızlık olarak yorumluyor. 

Adam, belediyede adamını bulmuş,3 kat inşaat yapılacak  yere 5 kat inşaat yapmış ,yapı  denetçilerini de ayarlamış, ince demir ve elverişsiz kumla inşaatı bitirmiş. Kolonlar ince. İskelet  koca yapıyı  taşıyacak güçte değil.  Değerinin üzerinde bir fiyatla garibanlara daireleri satmış. Oralara gelenlerin bir kaçı da alt kattaki dükkanını genişletmek için zemindeki bir kaç kolonu  kesmiş. Bu da ahlaksızlık. Ahlak sadece namusla ve cinsellikle ilgili  değil. Yasa dışı ve yaşamaya uygun olmayan binalar yapmak da başka bir ahlaksızlık...  

Deprem 11 ilde, ilçelerinde ve köylerinde oldu. Fay kırığına, ülkemizin deprem bölgesi olduğuna bir itirazımız yok. Bununla  beraber yaşayacağız. Ama depreme karşı dayanıklı binalar yapmak  iyi ahlak ile donatılmış olunmayı gerektiriyor. Demirden çalmayan, iyi malzeme kullanan, her şeyi yasaya uygun yapan bir ahlaki  yapıda olmamız lazım. Binlerce bina yıkıldığına göre ahlaksızlık  o kadar  çokmuş.  

Depremin hatırlattığı  bir şey  daha var. 

Kimse kimseden  üstün değil. Bina yıkıldığı zaman alt kattaki  kiracısı ile “az kira veriyorsun” diye   kavga eden mal sahibi birlikte enkazın altında kalıyor.  Mal mülk yalan. Böyle felaketlerde birlik olmak gerekir. Zorda olana yardım etmek gerekir. Dayanışma şarttır zor zamanlarda. Bunu başardı Türk milleti. Hasılı , iyi  insan olmak ve ahlakı  baş tacı  etmek  gerekir...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.