deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

Erdoğan ve Bahçeli Görüşmesi İttifakın Kongre Hazırlıkları ile Bölgesel Gelişmeleri Şekillendiriyor

Genel 28.10.2026 - 13:28, Güncelleme: 28.10.2026 - 13:28
 

Erdoğan ve Bahçeli Görüşmesi İttifakın Kongre Hazırlıkları ile Bölgesel Gelişmeleri Şekillendiriyor

.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin 27 Ekim 2026’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı görüşme, Bahçeli’nin son bir ay içindeki açıklamaları ve Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki döneme ilişkin hazırlıklarıyla birlikte önem kazanıyor. Erdoğan–Bahçeli görüşmesinin muhtemel gündemini değerlendirmek için iki liderin ajandasında yer aldığı düşünülen, medyaya yansıyan ve kulislerde dile getirilen konu başlıklarına yakından bakmak gerekiyor. Cumhur İttifakı’nın seçim hazırlıkları, Erdoğan’ın yeniden adaylığı, MHP’nin yasamadaki konumuna ilişkin hedefleri ve her iki partinin kongre süreçleri, iç siyasette öne çıkan meseleler arasında yer alıyor. Bunlara Terörsüz Türkiye sürecinin geleceği, fon soruşturmasının siyasi ve ekonomik yansımaları ile Türkiye–Azerbaycan ilişkilerindeki gelişmeler de ekleniyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye–Libya mutabakatına yönelik itirazlar ve İsrail seçimleri ise görüşmenin bölgesel gündemi bakımından dikkate alınması gereken başlıklar olarak karşımıza çıkıyor. Fon Soruşturması ve Bahçeli’nin Hassasiyeti Kamuoyunun gündeminden bir türlü düşmek bilmeyen “fon soygunu” olarak tartışılan fon soruşturması da görüşmenin  konularından biriydi. Bahçeli, daha önce yaptığı açıklamalarda vatandaşların tasarruflarının korunmasına, piyasa güveninin sağlanmasına ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesine yönelik hassasiyetini dile getirmişti. MHP lideri, 20 Ekim’deki grup konuşmasında da soruşturma kapsamında hukuk zemininde en güçlü yaptırımların uygulanması gerektiğini belirtmiş ve sürecin bir “arınma ve aklanma fırsatı” olarak değerlendirilmesini istemişti. Bahçeli’nin, kamuoyunun DEVLET’e ve piyasalara duyduğu güveni yakından ilgilendiren fon soruşturmasına ilişkin bu hassasiyetini Erdoğan’la görüşmesinde de gündeme getirmiş olması mümkün. Nitekim fon soruşturması, basında da görüşmenin merak edilen başlıkları arasında yer aldı. Azerbaycan Büyükelçisinin Bahçeli’yi ziyareti Erdoğan–Bahçeli görüşmesinin muhtemel dış politika başlıklarından biri de Türkiye–Azerbaycan ilişkileri. Azerbaycan’da okullardaki başörtüsü uygulaması etrafında Türkiye’den yapılan eleştiriler ve Bakü’den gelen tepkiler, iki ülke arasında hassas bir tartışmaya yol açtı. Azerbaycan’daki iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi, Türkiye’den bazı siyasetçilerin açıklamalarına tepki göstererek ülkesinin iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini savundu. Bu gelişmelerin ardından Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov, 23 Ekim’de MHP Genel Merkezi’ne giderek Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. Ziyaret, Ankara–Bakü hattındaki tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti Bahçeli, aynı gün yaptığı açıklamada Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağların ortak tarih, dil, kültür ve karşılıklı güvene dayandığını vurguladı. Devletler arasında farklı değerlendirmelerin ve çözüm bekleyen meselelerin ortaya çıkabileceğini belirten MHP lideri, bu meselelerin kardeşlik hukukunu zedelemeden, karşılıklı anlayış ve doğrudan diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi. Bahçeli ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne davet etmesinin memnuniyet  verici olduğunu belirtti. Büyükelçi Aslanov’un Bahçeli’yi ziyareti, Bahçeli’nin Türkiye–Azerbaycan arasındaki güvenin korunmasına yönelik mesajları ve Saral’ın görevinden ayrılması, Erdoğan–Bahçeli görüşmesi öncesinde Azerbaycan dosyasını dikkat çeken başlıklardan biri hâline getirdi. Oktay Saral’ın görevinden ayrılması Türkiye–Azerbaycan ilişkilerindeki tartışmanın ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da görevinden ayrıldı.Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle Bakü’den tepki görmüştü. Gazeteci Talat Atilla’nın 25 Ekim’de aktardığına göre Saral, görevinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla ayrıldığını söyledi. Saral, ayrılığın Azerbaycan’la ilgili açıklamalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorusuna da “Evet, öyle görünüyor” yanıtını verdi. Saral, 26 Ekim’de yaptığı açıklamada ise 2016 yılından bu yana sürdürdüğü Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden istifasını sunduğunu duyurdu. Türkiye–Libya Mutabakatına yönelik tepkiler Erdoğan–Bahçeli görüşmesinin muhtemel dış politika gündeminde, Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası da bulunuyor. Libya Temsilciler Meclisinin mutabakatı 20 Ekim’de onaylamasının ardından Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail karara tepki gösterdi. Bu ülkeler, mutabakatın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgedeki diğer devletlerin deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını ihlal ettiğini savundu. Yunanistan, Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn de Birleşmiş Milletler’de yayımladıkları ortak bildiride mutabakata itirazlarını yineledi. İsrail ise karara ayrı bir açıklamayla tepki gösterdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Libya Meclisinin kararını memnuniyetle karşılayarak mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözettiğini açıkladı. İsrail seçimleri ve bölgesel gelişmeler Erdoğan–Bahçeli görüşmesiyle aynı gün İsrail’de yapılan parlamento seçimleri de bölgesel gelişmeler bakımından önem taşıyor. Seçimlerin ardından oluşacak hükümetin Gazze, Suriye, İran ve Doğu Akdeniz’e yönelik politikaları, Türkiye’nin bölgesel değerlendirmelerini yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle İsrail seçimlerinin ve Türkiye–Libya mutabakatına karşı oluşan diplomatik itirazların, Erdoğan ile Bahçeli’nin görüşmesinde ele alınmış olması mümkün. Görüşmenin içeriği hakkında resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle söz konusu başlıklar, son dönemdeki açıklama ve gelişmeler ışığında liderlerin görüşmesinin muhtemel gündemi olarak değerlendiriliyor. Terörsüz Türkiye ve milliyetçi tabanda birlik Terörsüz Türkiye süreci, Cumhur İttifakı’nın önündeki temel siyasi konular arasında yer alıyor. Sürecin siyasi ve hukuki boyutları, milliyetçi seçmene nasıl anlatılacağı ve ittifak içindeki ortak yaklaşımın nasıl sürdürüleceği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açısından önem taşıyor. Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecindeki rolü ile milliyetçi çevrelere MHP’ye katılma çağrısı birlikte değerlendirildiğinde, sürecin sürdürülmesi ve milliyetçi tabandaki desteğin korunup genişletilmesi hedefleri öne çıkıyor. MHP Kurultayı ve erken seçim ihtimali Bahçeli, 23 Ekim’de MHP’nin 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın 7 Şubat 2027 Pazar günü yapılacağını açıkladı. Daha önce kurultay tarihi 7 Mart 2027 olarak ilan edilmişti. Böylece kurultay bir ay öne çekildi. Kurultay, MHP bakımından yönetim kadrolarının şekillenmesi, teşkilatın seçimlere hazırlanması ve partinin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerinin belirlenmesi açısından önem taşıyor. Bahçeli’nin yasamada güçlü bir MHP hedefi ile milliyetçi çevrelere yaptığı birlik çağrısı, bu hazırlığın siyasi çerçevesini oluşturuyor. Kurultayın öne alınması, 2027’de erken seçim yapılıp yapılmayacağı sorusunu da gündeme getiriyor. AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Şubat 2026’da seçimlerin öne alınması ihtimali kapsamında Kasım 2027’yi telaffuz etmişti. Bahçeli ise 6 Ekim’de yaptığı konuşmada seçimin 2028 yılı içinde yapılmasını savundu. MHP’nin hazırlıklarını erkene çekmesi, siyasi şartların değişmesi hâlinde ortaya çıkabilecek bir seçim ihtimaline karşı teşkilatın hazır tutulmasına da imkân sağlayabilir.
.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin 27 Ekim 2026’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yaptığı görüşme, Bahçeli’nin son bir ay içindeki açıklamaları ve Cumhur İttifakı’nın önümüzdeki döneme ilişkin hazırlıklarıyla birlikte önem kazanıyor.

Erdoğan–Bahçeli görüşmesinin muhtemel gündemini değerlendirmek için iki liderin ajandasında yer aldığı düşünülen, medyaya yansıyan ve kulislerde dile getirilen konu başlıklarına yakından bakmak gerekiyor.

Cumhur İttifakı’nın seçim hazırlıkları, Erdoğan’ın yeniden adaylığı, MHP’nin yasamadaki konumuna ilişkin hedefleri ve her iki partinin kongre süreçleri, iç siyasette öne çıkan meseleler arasında yer alıyor.

Bunlara Terörsüz Türkiye sürecinin geleceği, fon soruşturmasının siyasi ve ekonomik yansımaları ile Türkiye–Azerbaycan ilişkilerindeki gelişmeler de ekleniyor. Doğu Akdeniz’de Türkiye–Libya mutabakatına yönelik itirazlar ve İsrail seçimleri ise görüşmenin bölgesel gündemi bakımından dikkate alınması gereken başlıklar olarak karşımıza çıkıyor.

Fon Soruşturması ve Bahçeli’nin Hassasiyeti

Kamuoyunun gündeminden bir türlü düşmek bilmeyen “fon soygunu” olarak tartışılan fon soruşturması da görüşmenin  konularından biriydi. Bahçeli, daha önce yaptığı açıklamalarda vatandaşların tasarruflarının korunmasına, piyasa güveninin sağlanmasına ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesine yönelik hassasiyetini dile getirmişti.

MHP lideri, 20 Ekim’deki grup konuşmasında da soruşturma kapsamında hukuk zemininde en güçlü yaptırımların uygulanması gerektiğini belirtmiş ve sürecin bir “arınma ve aklanma fırsatı” olarak değerlendirilmesini istemişti.

Bahçeli’nin, kamuoyunun DEVLET’e ve piyasalara duyduğu güveni yakından ilgilendiren fon soruşturmasına ilişkin bu hassasiyetini Erdoğan’la görüşmesinde de gündeme getirmiş olması mümkün. Nitekim fon soruşturması, basında da görüşmenin merak edilen başlıkları arasında yer aldı.

Azerbaycan Büyükelçisinin Bahçeli’yi ziyareti

Erdoğan–Bahçeli görüşmesinin muhtemel dış politika başlıklarından biri de Türkiye–Azerbaycan ilişkileri. Azerbaycan’da okullardaki başörtüsü uygulaması etrafında Türkiye’den yapılan eleştiriler ve Bakü’den gelen tepkiler, iki ülke arasında hassas bir tartışmaya yol açtı.

Azerbaycan’daki iktidar partisi Yeni Azerbaycan Partisi, Türkiye’den bazı siyasetçilerin açıklamalarına tepki göstererek ülkesinin iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğini savundu.

Bu gelişmelerin ardından Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov, 23 Ekim’de MHP Genel Merkezi’ne giderek Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. Ziyaret, Ankara–Bakü hattındaki tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşti

Bahçeli, aynı gün yaptığı açıklamada Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağların ortak tarih, dil, kültür ve karşılıklı güvene dayandığını vurguladı. Devletler arasında farklı değerlendirmelerin ve çözüm bekleyen meselelerin ortaya çıkabileceğini belirten MHP lideri, bu meselelerin kardeşlik hukukunu zedelemeden, karşılıklı anlayış ve doğrudan diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini söyledi.

Bahçeli ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne davet etmesinin memnuniyet  verici olduğunu belirtti.

Büyükelçi Aslanov’un Bahçeli’yi ziyareti, Bahçeli’nin Türkiye–Azerbaycan arasındaki güvenin korunmasına yönelik mesajları ve Saral’ın görevinden ayrılması, Erdoğan–Bahçeli görüşmesi öncesinde Azerbaycan dosyasını dikkat çeken başlıklardan biri hâline getirdi.

Oktay Saral’ın görevinden ayrılması

Türkiye–Azerbaycan ilişkilerindeki tartışmanın ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da görevinden ayrıldı.Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına yönelik eleştirileri nedeniyle

Bakü’den tepki görmüştü. Gazeteci Talat Atilla’nın 25 Ekim’de aktardığına göre Saral, görevinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla ayrıldığını söyledi. Saral, ayrılığın Azerbaycan’la ilgili açıklamalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorusuna da “Evet, öyle görünüyor” yanıtını verdi.

Saral, 26 Ekim’de yaptığı açıklamada ise 2016 yılından bu yana sürdürdüğü Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden istifasını sunduğunu duyurdu.

Türkiye–Libya Mutabakatına yönelik tepkiler

Erdoğan–Bahçeli görüşmesinin muhtemel dış politika gündeminde, Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası da bulunuyor.

Libya Temsilciler Meclisinin mutabakatı 20 Ekim’de onaylamasının ardından Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail karara tepki gösterdi. Bu ülkeler, mutabakatın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgedeki diğer devletlerin deniz yetki alanlarına ilişkin haklarını ihlal ettiğini savundu.

Yunanistan, Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn de Birleşmiş Milletler’de yayımladıkları ortak bildiride mutabakata itirazlarını yineledi. İsrail ise karara ayrı bir açıklamayla tepki gösterdi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Libya Meclisinin kararını memnuniyetle karşılayarak mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet temelinde iki ülkenin hak ve menfaatlerini gözettiğini açıkladı.

İsrail seçimleri ve bölgesel gelişmeler

Erdoğan–Bahçeli görüşmesiyle aynı gün İsrail’de yapılan parlamento seçimleri de bölgesel gelişmeler bakımından önem taşıyor. Seçimlerin ardından oluşacak hükümetin Gazze, Suriye, İran ve Doğu Akdeniz’e yönelik politikaları, Türkiye’nin bölgesel değerlendirmelerini yakından ilgilendiriyor.

Bu nedenle İsrail seçimlerinin ve Türkiye–Libya mutabakatına karşı oluşan diplomatik itirazların, Erdoğan ile Bahçeli’nin görüşmesinde ele alınmış olması mümkün.

Görüşmenin içeriği hakkında resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle söz konusu başlıklar, son dönemdeki açıklama ve gelişmeler ışığında liderlerin görüşmesinin muhtemel gündemi olarak değerlendiriliyor.

Terörsüz Türkiye ve milliyetçi tabanda birlik

Terörsüz Türkiye süreci, Cumhur İttifakı’nın önündeki temel siyasi konular arasında yer alıyor. Sürecin siyasi ve hukuki boyutları, milliyetçi seçmene nasıl anlatılacağı ve ittifak içindeki ortak yaklaşımın nasıl sürdürüleceği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli açısından önem taşıyor.

Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye sürecindeki rolü ile milliyetçi çevrelere MHP’ye katılma çağrısı birlikte değerlendirildiğinde, sürecin sürdürülmesi ve milliyetçi tabandaki desteğin korunup genişletilmesi hedefleri öne çıkıyor.

MHP Kurultayı ve erken seçim ihtimali

Bahçeli, 23 Ekim’de MHP’nin 15. Olağan Büyük Kurultayı’nın 7 Şubat 2027 Pazar günü yapılacağını açıkladı. Daha önce kurultay tarihi 7 Mart 2027 olarak ilan edilmişti. Böylece kurultay bir ay öne çekildi.

Kurultay, MHP bakımından yönetim kadrolarının şekillenmesi, teşkilatın seçimlere hazırlanması ve partinin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerinin belirlenmesi açısından önem taşıyor. Bahçeli’nin yasamada güçlü bir MHP hedefi ile milliyetçi çevrelere yaptığı birlik çağrısı, bu hazırlığın siyasi çerçevesini oluşturuyor.

Kurultayın öne alınması, 2027’de erken seçim yapılıp yapılmayacağı sorusunu da gündeme getiriyor. AK Parti Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, Şubat 2026’da seçimlerin öne alınması ihtimali kapsamında Kasım 2027’yi telaffuz etmişti. Bahçeli ise 6 Ekim’de yaptığı konuşmada seçimin 2028 yılı içinde yapılmasını savundu.

MHP’nin hazırlıklarını erkene çekmesi, siyasi şartların değişmesi hâlinde ortaya çıkabilecek bir seçim ihtimaline karşı teşkilatın hazır tutulmasına da imkân sağlayabilir.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.