deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

İYAŞ GENEL KURULU: SANDIKTA ZİRVE, PROTOKOLDE SESSİZLİK!

Isparta 25.08.2026 - 08:52, Güncelleme: 24.08.2026 - 15:03
 

İYAŞ GENEL KURULU: SANDIKTA ZİRVE, PROTOKOLDE SESSİZLİK!

Mehmet Ali Çelik'in analizi...

Isparta’nın ortak sermayesi IYAŞ’ta gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul, yalnızca sandıktan çıkan sonuçlarla değil, salonda bulunmayan isimlerle de dikkat çekti. IYAŞ Genel Kurulu geride kaldı. Sandık kuruldu, oylar kullanıldı, yönetim yeniden şekillendi. Mevcut yönetim listesi seçimi kazandı. Hasan Ali Meydan 5 bin 295 oyla en yüksek oyu alırken, Fatih Kurt 4 bin 133 oy aldı. Bahattin Şenol ise 3 bin 721 oyda kaldı. Sonuçlar açık. Ancak dünkü kongreyi yalnızca seçim sonuçları üzerinden değerlendirmek, ortaya çıkan daha önemli tabloyu gözden kaçırmak olur. Çünkü delegelerin ve ortakların ilgisi oldukça yüksekken, kent protokolünün genel kurula ilgisi dikkat çekici ölçüde sınırlı kaldı. KENT PROTOKOLÜ NEDEN YOKTU? IYAŞ sıradan bir şirket değil. Isparta halkının ortaklığıyla kurulmuş, yıllar içerisinde şehrin ekonomik hayatında önemli bir yer edinmiş bir yapı. Böylesine geniş ortaklık tabanına sahip ve kentin ekonomik-sosyal hayatında karşılığı bulunan bir şirketin genel kurulunda; Vali yoktu. Vali yardımcısı yoktu. Belediye Başkanı yoktu. Siyasi parti temsilcileri yoktu. Ticaret ve esnaf teşkilatlarının başkanları yoktu. Şehrin önde gelen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de salonda görünmedi. Üstelik katılmayan kurumlardan ciddi anlamda bir telgraf ya da kutlama mesajının gelmemiş olması da dikkat çekti. Burada ister istemez şu soru ortaya çıkıyor: Isparta’nın kent protokolü IYAŞ Genel Kurulu’na neden bu kadar mesafeli kaldı? Daha önemlisi, bu tablo yalnızca bir tesadüf mü, yoksa IYAŞ yönetimine yönelik oluşan bir mesafenin işareti mi? Elbette bu soruların cevabını protokolde yer almayan isimlerin kendileri verecektir. Ancak ortaya çıkan görüntü üzerinde düşünmek de kamuoyunun hakkıdır. DELEGELER GELDİ, PROTOKOL GELMEDİ Dünkü genel kurulun en dikkat çekici yönlerinden biri de buydu. Bir tarafta IYAŞ ortaklarının yüksek katılımı, diğer tarafta kentin resmi ve ekonomik temsilcilerinin büyük ölçüde salonda bulunmaması... Yerel basına yansıyan haberlerde genel kurulun IYAŞ tarihinin en yoğun katılımlı toplantılarından biri olduğu ifade edildi. Bu tablo, şu şekilde okunabilir: Ortaklar IYAŞ’a sahip çıktı; ancak şehir protokolünün aynı ölçüde ilgi göstermemesi dikkat çekti. Bu durumun nedenlerini tartışmak ise artık kamuoyunun önündeki önemli başlıklardan biri. İYAŞ’TA YENİ BİR GÜÇ DENGESİ Mİ OLUŞUYOR? Genel kurulun bir başka dikkat çekici tarafı, yönetim içerisindeki güç dengelerine ilişkin kamuoyundaki tartışmalar oldu. Resmi olarak Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Meydan. Bu açıdan hukuken ve fiilen başkanlık makamı nettir. Ancak son dönemde Fatih Kurt’un IYAŞ yönetimindeki etkinliği ve görünürlüğü de kamuoyunda konuşulan başlıklardan biri. Kurt’un seçimde 4 bin 133 oy alarak yönetim kuruluna yeniden girmesi, bu tartışmayı daha da görünür hale getirdi. Dolayısıyla sorulabilecek soru şu: IYAŞ’ta resmi yönetim ile kamuoyunda algılanan güç merkezi arasında bir farklılık oluştuğu düşüncesi nereden kaynaklanıyor? Bu, herhangi bir kişi hakkında kesin hüküm ortaya koymak değil; kamuoyunda oluşan algının sorgulanmasıdır. Çünkü özellikle kurumsal yapılarda algılar, zaman zaman resmi unvanlar kadar etkili olabilir. TİCARET VE ESNAF ODALARI NEDEN YOKTU? Daha düşündürücü başlıklardan biri de Isparta’nın ticaret hayatını temsil eden kurumların genel kurulda yeterince görünür olmamasıydı. Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, esnaf ve sanatkâr teşkilatları ile diğer ekonomik meslek kuruluşlarının IYAŞ Genel Kurulu’ndaki yokluğu dikkat çekti. IYAŞ gibi şehrin ticari hayatında önemli bir yere sahip olan bir şirketin genel kurulunda bu kurumların temsil edilmemesi sıradan bir durum olarak mı görülmeli? Yoksa IYAŞ yönetimine yönelik belirli bir mesafe mi söz konusu? Bunun cevabını kamuoyu bilmiyor. Ancak soru artık ortada. DİĞER ADAYLAR NEDEN GELMEDİ? Genel kurulun bir başka dikkat çekici görüntüsü de adayların salondaki varlığıydı. ITSO Başkan adaylarından Ünal Turgut’un kongrede bulunması dikkat çekerken, diğer adayların genel kurula katılmaması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkardı. Bu isimler neden gelmedi? IYAŞ ile ilgili bir mesafe mi söz konusu? Yoksa tamamen kişisel veya program kaynaklı nedenler mi vardı? Bunu da kendilerinin açıklaması gerekir. Bir başka ihtimal ise IYAŞ’ın Ünal Turgut’a verdiği desteğin diğer adaylarda nasıl bir karşılık bulduğudur. Acaba IYAŞ’ın Ünal Turgut’a verdiği destekten rahatsızlık duyanlar mı oldu? Bu sorunun cevabı da kamuoyuna bırakılmalı. Çünkü IYAŞ, Isparta’nın ekonomik hafızasında sıradan bir şirketten daha fazlasıdır. 750 BİN LİRALIK DESTEK: IYAŞ’IN TOPLUMSAL KİMLİĞİ Genel kurul açısından değerlendirilmesi gereken başlıklardan biri de IYAŞ’ın sosyal sorumluluk anlayışı. STK’lara ve diğer kurumlara yıllık yaklaşık 750 bin lira civarında kaynak ayrıldığı yönündeki bilgi doğruysa, bunun IYAŞ’ın kuruluş felsefesi ve toplumsal kimliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Buradaki mesele yalnızca “Ne kadar para veriliyor?” sorusu değildir. Asıl soru şudur: IYAŞ’ın Isparta toplumuyla kurduğu bağ, geçmişte olduğu kadar güçlü mü? Çok ortaklı bir şirketin toplumsal karşılığı yalnızca bilançosuyla değil, şehirle kurduğu ilişkiyle de ölçülür. Bu nedenle IYAŞ’ın sosyal sorumluluk politikasının daha şeffaf, daha geniş katılımlı ve daha kurumsal bir yapıya taşınıp taşınamayacağı da tartışılmalıdır. 150 BİN LİRALIK YÖNETİM KURULU ÜCRETİ Bir başka dikkat çekici konu ise yönetim kurulu üyelerine aylık 150 bin TL ücret ödenmesinin oy çokluğuyla kabul edilmesi oldu. Çok ortaklı bir yapıda yönetim kurulu ücretlerinin hangi kriterlere göre belirlendiği elbette meşru bir tartışma konusudur. Performans ölçümü var mı? Görev ve sorumluluklarla ücret arasında nasıl bir ilişki kuruluyor? Benzer şirketlerle karşılaştırma yapılıyor mu? Ortaklara bu konuda yeterli bilgi veriliyor mu? Bunlar sorulması gereken sorular. Çünkü şeffaflık yalnızca seçim sonucunu açıklamakla sınırlı değildir; ücret politikasının da anlaşılır biçimde ortaya konulmasını gerektirir. BAHATTİN ŞENOL’A NEDEN DAHA FAZLA SÖZ VERİLMEDİ? Genel kurulun tartışmalı başlıklarından biri de divan ve konuşma süreciydi. Bahattin Şenol, genel kurul öncesinde ortaklara yaptığı çağrıda özellikle son gündem maddesine kadar salonda kalınmasını ve önemli konuları açıklayacağını ifade etmişti. Böyle bir çağrının ardından, muhalif adayın kendisini ve projelerini ortaklara yeterince anlatabilmesi beklenmez mi? Genel kurul yalnızca kazanan listenin konuştuğu bir toplantı mıdır? Yoksa farklı görüşlerin de ortaklar tarafından dinlenebildiği demokratik bir tartışma zemini midir? Divan başkanlığındaki değişiklik de bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir. Çünkü divanın görevi yalnızca teknik işlemleri yürütmek değildir. Aynı zamanda genel kurulun adil, dengeli ve şeffaf biçimde yönetilmesini sağlamaktır. SANDIK YÖNETİMİ ONAYLADI, PEKİ ŞEHİR NE SÖYLEDİ? Dünkü seçim sonucuna bakıldığında cevap nettir: Ortaklar mevcut yönetimin devamına karar verdi. Bu demokratik bir tercihtir ve saygı duyulmalıdır. Ancak bir şirketin yönetim kurulunun seçimden başarıyla çıkması ile şehrin bütün kesimlerinden aynı ölçüde destek görmesi aynı şey değildir. Dünkü kongrede ortaya çıkan tablo da tam olarak bunu gösteriyor. Ortaklar salona geldi. Sandıkta tercihlerini yaptı. Mevcut yönetim kazandı. Buna karşılık kent protokolünün büyük bölümü, ticaret ve esnaf örgütlerinin temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda STK salonda yer almadı. Katılmayan kurumlardan dikkat çekici bir kutlama mesajının gelmemesi de ayrıca not edilmesi gereken bir ayrıntıydı. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. ASIL SORU ŞİMDİ BAŞLIYOR Dünkü genel kurul IYAŞ açısından bir seçimin sonu olduğu kadar, yeni bir tartışmanın da başlangıcı olabilir. Çünkü artık şu soruların cevaplanması gerekiyor: Kent protokolü neden IYAŞ Genel Kurulu’nda yoktu? Ticaret ve esnaf odaları neden temsil edilmedi? Siyasi partiler neden kongreye ilgi göstermedi? STK’larla IYAŞ arasındaki bağ zayıfladı mı? IYAŞ yönetimine karşı şehirde görünmeyen bir mesafe mi oluştu? Fatih Kurt’un yönetim içerisindeki gerçek ağırlığı konusunda kamuoyunda neden farklı algılar oluşuyor? Yönetim kurulu üyelerine ödenecek aylık 150 bin TL hangi kriterlere dayanıyor? Yıllık 750 bin TL civarındaki STK ve kurum desteği IYAŞ’ın toplumsal sorumluluk misyonu açısından yeterli mi? Bahattin Şenol’un genel kurulda kendisini ve projelerini anlatmasına neden daha geniş bir alan açılmadı? Ve belki de en önemlisi: IYAŞ’ın şehirle olan ilişkisi gerçekten eskisi kadar güçlü mü? Bu soruların hiçbirinin peşinen verilmiş bir cevabı yok. Ancak dünkü genel kurul bize önemli bir tablo sundu: IYAŞ’ta sandık hareketlendi. Şehir ise sessiz kaldı. Şimdi yapılması gereken, bu sessizliğin nedenini anlamak. Çünkü IYAŞ yalnızca bir şirket değildir. IYAŞ, Isparta’nın ortak ekonomik hafızasının önemli bir parçasıdır. Ve böyle bir yapının geleceği konuşulurken, yalnızca ortakların değil, bütün şehrin söyleyecek sözü olmalıdır. Mehmet Ali Çelik
Mehmet Ali Çelik'in analizi...

Isparta’nın ortak sermayesi IYAŞ’ta gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul, yalnızca sandıktan çıkan sonuçlarla değil, salonda bulunmayan isimlerle de dikkat çekti.

IYAŞ Genel Kurulu geride kaldı. Sandık kuruldu, oylar kullanıldı, yönetim yeniden şekillendi. Mevcut yönetim listesi seçimi kazandı.

Hasan Ali Meydan 5 bin 295 oyla en yüksek oyu alırken, Fatih Kurt 4 bin 133 oy aldı. Bahattin Şenol ise 3 bin 721 oyda kaldı.

Sonuçlar açık. Ancak dünkü kongreyi yalnızca seçim sonuçları üzerinden değerlendirmek, ortaya çıkan daha önemli tabloyu gözden kaçırmak olur.

Çünkü delegelerin ve ortakların ilgisi oldukça yüksekken, kent protokolünün genel kurula ilgisi dikkat çekici ölçüde sınırlı kaldı.

KENT PROTOKOLÜ NEDEN YOKTU?

IYAŞ sıradan bir şirket değil.

Isparta halkının ortaklığıyla kurulmuş, yıllar içerisinde şehrin ekonomik hayatında önemli bir yer edinmiş bir yapı. Böylesine geniş ortaklık tabanına sahip ve kentin ekonomik-sosyal hayatında karşılığı bulunan bir şirketin genel kurulunda;

Vali yoktu.

Vali yardımcısı yoktu.

Belediye Başkanı yoktu.

Siyasi parti temsilcileri yoktu.

Ticaret ve esnaf teşkilatlarının başkanları yoktu.

Şehrin önde gelen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de salonda görünmedi.

Üstelik katılmayan kurumlardan ciddi anlamda bir telgraf ya da kutlama mesajının gelmemiş olması da dikkat çekti.

Burada ister istemez şu soru ortaya çıkıyor:

Isparta’nın kent protokolü IYAŞ Genel Kurulu’na neden bu kadar mesafeli kaldı?

Daha önemlisi, bu tablo yalnızca bir tesadüf mü, yoksa IYAŞ yönetimine yönelik oluşan bir mesafenin işareti mi?

Elbette bu soruların cevabını protokolde yer almayan isimlerin kendileri verecektir. Ancak ortaya çıkan görüntü üzerinde düşünmek de kamuoyunun hakkıdır.

DELEGELER GELDİ, PROTOKOL GELMEDİ

Dünkü genel kurulun en dikkat çekici yönlerinden biri de buydu.

Bir tarafta IYAŞ ortaklarının yüksek katılımı, diğer tarafta kentin resmi ve ekonomik temsilcilerinin büyük ölçüde salonda bulunmaması...

Yerel basına yansıyan haberlerde genel kurulun IYAŞ tarihinin en yoğun katılımlı toplantılarından biri olduğu ifade edildi.

Bu tablo, şu şekilde okunabilir:

Ortaklar IYAŞ’a sahip çıktı; ancak şehir protokolünün aynı ölçüde ilgi göstermemesi dikkat çekti.

Bu durumun nedenlerini tartışmak ise artık kamuoyunun önündeki önemli başlıklardan biri.

İYAŞ’TA YENİ BİR GÜÇ DENGESİ Mİ OLUŞUYOR?

Genel kurulun bir başka dikkat çekici tarafı, yönetim içerisindeki güç dengelerine ilişkin kamuoyundaki tartışmalar oldu.

Resmi olarak Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Ali Meydan. Bu açıdan hukuken ve fiilen başkanlık makamı nettir.

Ancak son dönemde Fatih Kurt’un IYAŞ yönetimindeki etkinliği ve görünürlüğü de kamuoyunda konuşulan başlıklardan biri.

Kurt’un seçimde 4 bin 133 oy alarak yönetim kuruluna yeniden girmesi, bu tartışmayı daha da görünür hale getirdi.

Dolayısıyla sorulabilecek soru şu:

IYAŞ’ta resmi yönetim ile kamuoyunda algılanan güç merkezi arasında bir farklılık oluştuğu düşüncesi nereden kaynaklanıyor?

Bu, herhangi bir kişi hakkında kesin hüküm ortaya koymak değil; kamuoyunda oluşan algının sorgulanmasıdır.

Çünkü özellikle kurumsal yapılarda algılar, zaman zaman resmi unvanlar kadar etkili olabilir.

TİCARET VE ESNAF ODALARI NEDEN YOKTU?

Daha düşündürücü başlıklardan biri de Isparta’nın ticaret hayatını temsil eden kurumların genel kurulda yeterince görünür olmamasıydı.

Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, esnaf ve sanatkâr teşkilatları ile diğer ekonomik meslek kuruluşlarının IYAŞ Genel Kurulu’ndaki yokluğu dikkat çekti.

IYAŞ gibi şehrin ticari hayatında önemli bir yere sahip olan bir şirketin genel kurulunda bu kurumların temsil edilmemesi sıradan bir durum olarak mı görülmeli?

Yoksa IYAŞ yönetimine yönelik belirli bir mesafe mi söz konusu?

Bunun cevabını kamuoyu bilmiyor. Ancak soru artık ortada.

DİĞER ADAYLAR NEDEN GELMEDİ?

Genel kurulun bir başka dikkat çekici görüntüsü de adayların salondaki varlığıydı.

ITSO Başkan adaylarından Ünal Turgut’un kongrede bulunması dikkat çekerken, diğer adayların genel kurula katılmaması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkardı.

Bu isimler neden gelmedi?

IYAŞ ile ilgili bir mesafe mi söz konusu?

Yoksa tamamen kişisel veya program kaynaklı nedenler mi vardı?

Bunu da kendilerinin açıklaması gerekir.

Bir başka ihtimal ise IYAŞ’ın Ünal Turgut’a verdiği desteğin diğer adaylarda nasıl bir karşılık bulduğudur.

Acaba IYAŞ’ın Ünal Turgut’a verdiği destekten rahatsızlık duyanlar mı oldu?

Bu sorunun cevabı da kamuoyuna bırakılmalı.

Çünkü IYAŞ, Isparta’nın ekonomik hafızasında sıradan bir şirketten daha fazlasıdır.

750 BİN LİRALIK DESTEK: IYAŞ’IN TOPLUMSAL KİMLİĞİ

Genel kurul açısından değerlendirilmesi gereken başlıklardan biri de IYAŞ’ın sosyal sorumluluk anlayışı.

STK’lara ve diğer kurumlara yıllık yaklaşık 750 bin lira civarında kaynak ayrıldığı yönündeki bilgi doğruysa, bunun IYAŞ’ın kuruluş felsefesi ve toplumsal kimliği açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Buradaki mesele yalnızca “Ne kadar para veriliyor?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

IYAŞ’ın Isparta toplumuyla kurduğu bağ, geçmişte olduğu kadar güçlü mü?

Çok ortaklı bir şirketin toplumsal karşılığı yalnızca bilançosuyla değil, şehirle kurduğu ilişkiyle de ölçülür.

Bu nedenle IYAŞ’ın sosyal sorumluluk politikasının daha şeffaf, daha geniş katılımlı ve daha kurumsal bir yapıya taşınıp taşınamayacağı da tartışılmalıdır.

150 BİN LİRALIK YÖNETİM KURULU ÜCRETİ

Bir başka dikkat çekici konu ise yönetim kurulu üyelerine aylık 150 bin TL ücret ödenmesinin oy çokluğuyla kabul edilmesi oldu.

Çok ortaklı bir yapıda yönetim kurulu ücretlerinin hangi kriterlere göre belirlendiği elbette meşru bir tartışma konusudur.

Performans ölçümü var mı?

Görev ve sorumluluklarla ücret arasında nasıl bir ilişki kuruluyor?

Benzer şirketlerle karşılaştırma yapılıyor mu?

Ortaklara bu konuda yeterli bilgi veriliyor mu?

Bunlar sorulması gereken sorular.

Çünkü şeffaflık yalnızca seçim sonucunu açıklamakla sınırlı değildir; ücret politikasının da anlaşılır biçimde ortaya konulmasını gerektirir.

BAHATTİN ŞENOL’A NEDEN DAHA FAZLA SÖZ VERİLMEDİ?

Genel kurulun tartışmalı başlıklarından biri de divan ve konuşma süreciydi.

Bahattin Şenol, genel kurul öncesinde ortaklara yaptığı çağrıda özellikle son gündem maddesine kadar salonda kalınmasını ve önemli konuları açıklayacağını ifade etmişti.

Böyle bir çağrının ardından, muhalif adayın kendisini ve projelerini ortaklara yeterince anlatabilmesi beklenmez mi?

Genel kurul yalnızca kazanan listenin konuştuğu bir toplantı mıdır?

Yoksa farklı görüşlerin de ortaklar tarafından dinlenebildiği demokratik bir tartışma zemini midir?

Divan başkanlığındaki değişiklik de bu açıdan ayrıca değerlendirilmelidir.

Çünkü divanın görevi yalnızca teknik işlemleri yürütmek değildir. Aynı zamanda genel kurulun adil, dengeli ve şeffaf biçimde yönetilmesini sağlamaktır.

SANDIK YÖNETİMİ ONAYLADI, PEKİ ŞEHİR NE SÖYLEDİ?

Dünkü seçim sonucuna bakıldığında cevap nettir:

Ortaklar mevcut yönetimin devamına karar verdi.

Bu demokratik bir tercihtir ve saygı duyulmalıdır.

Ancak bir şirketin yönetim kurulunun seçimden başarıyla çıkması ile şehrin bütün kesimlerinden aynı ölçüde destek görmesi aynı şey değildir.

Dünkü kongrede ortaya çıkan tablo da tam olarak bunu gösteriyor.

Ortaklar salona geldi.

Sandıkta tercihlerini yaptı.

Mevcut yönetim kazandı.

Buna karşılık kent protokolünün büyük bölümü, ticaret ve esnaf örgütlerinin temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda STK salonda yer almadı.

Katılmayan kurumlardan dikkat çekici bir kutlama mesajının gelmemesi de ayrıca not edilmesi gereken bir ayrıntıydı.

Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değil.

ASIL SORU ŞİMDİ BAŞLIYOR

Dünkü genel kurul IYAŞ açısından bir seçimin sonu olduğu kadar, yeni bir tartışmanın da başlangıcı olabilir.

Çünkü artık şu soruların cevaplanması gerekiyor:

Kent protokolü neden IYAŞ Genel Kurulu’nda yoktu?

Ticaret ve esnaf odaları neden temsil edilmedi?

Siyasi partiler neden kongreye ilgi göstermedi?

STK’larla IYAŞ arasındaki bağ zayıfladı mı?

IYAŞ yönetimine karşı şehirde görünmeyen bir mesafe mi oluştu?

Fatih Kurt’un yönetim içerisindeki gerçek ağırlığı konusunda kamuoyunda neden farklı algılar oluşuyor?

Yönetim kurulu üyelerine ödenecek aylık 150 bin TL hangi kriterlere dayanıyor?

Yıllık 750 bin TL civarındaki STK ve kurum desteği IYAŞ’ın toplumsal sorumluluk misyonu açısından yeterli mi?

Bahattin Şenol’un genel kurulda kendisini ve projelerini anlatmasına neden daha geniş bir alan açılmadı?

Ve belki de en önemlisi:

IYAŞ’ın şehirle olan ilişkisi gerçekten eskisi kadar güçlü mü?

Bu soruların hiçbirinin peşinen verilmiş bir cevabı yok.

Ancak dünkü genel kurul bize önemli bir tablo sundu:

IYAŞ’ta sandık hareketlendi. Şehir ise sessiz kaldı.

Şimdi yapılması gereken, bu sessizliğin nedenini anlamak.

Çünkü IYAŞ yalnızca bir şirket değildir.

IYAŞ, Isparta’nın ortak ekonomik hafızasının önemli bir parçasıdır.

Ve böyle bir yapının geleceği konuşulurken, yalnızca ortakların değil, bütün şehrin söyleyecek sözü olmalıdır.

Mehmet Ali Çelik

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (1 )

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nemelazım
(24.08.2026 13:32 - #603)
İspartalı bu güne kadar kopararif vs.çok ort.lıklara vesile Olsada kazanan yönetim.kaybeden vatandaş olmuş dur.O yüzden üste para istemesinlerde ne melazımcı oldu.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.