Kum Saatinden Dökülence
Genel
26.01.2022 - 02:16, Güncelleme:
26.01.2022 - 02:16
Kum Saatinden Dökülence
Burak YETİŞMEZ
Bu mısra-sız kalmış bir öykünün söylencesidir;
Sıradan söylenmiş tüm söylentimler arasına sıkışıp kalmış tüm sözlerin arkasındaki sözde kendi bulan herkes için bir hikâye yaşanmıştı zamanların birinde ya da yaşanacaktı. Önce eskik bırakılan tüm umutsuz yarınlar için edilen tüm yeminleri bir kenara bırakmalı ve hikaye öyle okunmalıydı.
En iyi hikâye okuyuculuğunun bile eksik bırakacağı kadar pek çok şey yaşanan veya yaşanacak olan olsa da bir güzel düş uğruna asırlar öncesinden tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Yani sözüm ona kapı önüne bırakılmış tüm bilgiler çoktan fısıldanmıştı kulağına.
Ne denebilir umuduyla aşındırılan tüm duygu karmaşasında açık bir kapı arayacaktı hikâyenin kahramansızı. Hem öyle gizli kalmak edasıyla değil alenen, güpegündüz görü’lmeye çalışmışlığın arzusu ile yanıp tutuşulacaktı.
Tutkuların arkasında efsunlu bir mevzu bahis olmuş olmalıydı ki mesafelerin umarsızlığıyla ve ölümün tehlikesiyle sırtında sözlerin kamburuyla düş’ülmüştü yola.
Tüm yolculukların arkasında aranan yol, pek çok yolcu için ikinci planda olmakta iken karşılaşılan tüm iç sesler iç içe geçkindi. Geçirimsiz patika yollardan geçerken haybeden bir ayrılık belirsizliği pek çok intiharın sebebi olabilirdi muhakkak. Fakat bir susuş için kaç söz ertelenmişti ya da iyisi mi kaç cinayet işlenmişti?
Tüm köşelerin ötesinde bu köşenin kıymeti nerede aranacak ve hangi boy aynası bedeni mahsulü tam tamına ki burada anlatım bozukluğuna mahal vererek tümünü gösterecekti.
Anlamsız gelecek hikâye bütünlüğünden sonra pek çok defa parçalara bölünerek üreyen yürek sancısını hangi ucunda vida olan tıpa susturabilecek?
Bu hikâyeye çekmek adına, kısrak bir korkudan dörtnala koşuşun geri dönüşünde hangi tehlikeli sırlardan geçilecekse eve, öylesine dönülecek. Öyleyse aksetme özelliğini kaybetmiş ki Alatlı’ya göre afazi olmuş kişi düşünü susturacak-susturabilecek mı-mi?
Olmadı deyip hikâyeyi burada tümünden dönüştürmeye sıra gelseydi ilk sözünde durmayan kim olurdu,
Aşık?
Maşuk?
Hem zaten çoğu hikâye gibi, kahraman şu ikisinden eşit derecede emin olmayıp sözlerini bitirmek için bitirimsiz umutlar biriktirecekti heybesinde.
Yanlış anlaşılmaların mahallinde, meal etmek için duyumların tümünü bir tırpanla en dibi görülecek kadar, gök gürültü sağanaklar boşaltacak ruhtan bedeninin iç seslerine doğru.
Gerçek saatlerin bekleyişin yerini alabilmesi için bir iki şeyden önce bir gösterge lazım gelecek ve düğüm atmadan son ipe, önce boynuna saracak, sonra ayak altından çekilecek olmalıydı Tanrı.
Tüm sıfatların arkasına sığınan Tanrı için ne söylenecek söz kalmıştı ne de hayvani iştahtan geriye bir şey.
Sıradan başlanmış ki belki başlanmamış ama yine de bunlara inat olan sıradanlıklarda anlam aramak ve kendine kıymet biçmek hastalığı duygusal bağışıklığın öncesini oluşturmaya bir adım daha yaklaşacaktı.
Her halükarda yarım ve yamuk zaman makinasında ki anlam, bir çok şeyden büyük, kişiden küçük olacaktı.
Olumsuzluklar için olumlu bir anlam, anlamlarda bir an yaratacak ve her nefis mutlaka görgüsüz kalacaktı. Görü kuralları bu hikâyenin sonuna mutlaka uğrayacak- ki zaten belki uğramıştı. Hiç olmazsa uğraşılmıştı.
Burak YETİŞMEZ
Bu mısra-sız kalmış bir öykünün söylencesidir;
Sıradan söylenmiş tüm söylentimler arasına sıkışıp kalmış tüm sözlerin arkasındaki sözde kendi bulan herkes için bir hikâye yaşanmıştı zamanların birinde ya da yaşanacaktı. Önce eskik bırakılan tüm umutsuz yarınlar için edilen tüm yeminleri bir kenara bırakmalı ve hikaye öyle okunmalıydı.
En iyi hikâye okuyuculuğunun bile eksik bırakacağı kadar pek çok şey yaşanan veya yaşanacak olan olsa da bir güzel düş uğruna asırlar öncesinden tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Yani sözüm ona kapı önüne bırakılmış tüm bilgiler çoktan fısıldanmıştı kulağına.
Ne denebilir umuduyla aşındırılan tüm duygu karmaşasında açık bir kapı arayacaktı hikâyenin kahramansızı. Hem öyle gizli kalmak edasıyla değil alenen, güpegündüz görü’lmeye çalışmışlığın arzusu ile yanıp tutuşulacaktı.
Tutkuların arkasında efsunlu bir mevzu bahis olmuş olmalıydı ki mesafelerin umarsızlığıyla ve ölümün tehlikesiyle sırtında sözlerin kamburuyla düş’ülmüştü yola.
Tüm yolculukların arkasında aranan yol, pek çok yolcu için ikinci planda olmakta iken karşılaşılan tüm iç sesler iç içe geçkindi. Geçirimsiz patika yollardan geçerken haybeden bir ayrılık belirsizliği pek çok intiharın sebebi olabilirdi muhakkak. Fakat bir susuş için kaç söz ertelenmişti ya da iyisi mi kaç cinayet işlenmişti?
Tüm köşelerin ötesinde bu köşenin kıymeti nerede aranacak ve hangi boy aynası bedeni mahsulü tam tamına ki burada anlatım bozukluğuna mahal vererek tümünü gösterecekti.
Anlamsız gelecek hikâye bütünlüğünden sonra pek çok defa parçalara bölünerek üreyen yürek sancısını hangi ucunda vida olan tıpa susturabilecek?
Bu hikâyeye çekmek adına, kısrak bir korkudan dörtnala koşuşun geri dönüşünde hangi tehlikeli sırlardan geçilecekse eve, öylesine dönülecek. Öyleyse aksetme özelliğini kaybetmiş ki Alatlı’ya göre afazi olmuş kişi düşünü susturacak-susturabilecek mı-mi?
Olmadı deyip hikâyeyi burada tümünden dönüştürmeye sıra gelseydi ilk sözünde durmayan kim olurdu,
Aşık?
Maşuk?
Hem zaten çoğu hikâye gibi, kahraman şu ikisinden eşit derecede emin olmayıp sözlerini bitirmek için bitirimsiz umutlar biriktirecekti heybesinde.
Yanlış anlaşılmaların mahallinde, meal etmek için duyumların tümünü bir tırpanla en dibi görülecek kadar, gök gürültü sağanaklar boşaltacak ruhtan bedeninin iç seslerine doğru.
Gerçek saatlerin bekleyişin yerini alabilmesi için bir iki şeyden önce bir gösterge lazım gelecek ve düğüm atmadan son ipe, önce boynuna saracak, sonra ayak altından çekilecek olmalıydı Tanrı.
Tüm sıfatların arkasına sığınan Tanrı için ne söylenecek söz kalmıştı ne de hayvani iştahtan geriye bir şey.
Sıradan başlanmış ki belki başlanmamış ama yine de bunlara inat olan sıradanlıklarda anlam aramak ve kendine kıymet biçmek hastalığı duygusal bağışıklığın öncesini oluşturmaya bir adım daha yaklaşacaktı.
Her halükarda yarım ve yamuk zaman makinasında ki anlam, bir çok şeyden büyük, kişiden küçük olacaktı.
Olumsuzluklar için olumlu bir anlam, anlamlarda bir an yaratacak ve her nefis mutlaka görgüsüz kalacaktı. Görü kuralları bu hikâyenin sonuna mutlaka uğrayacak- ki zaten belki uğramıştı. Hiç olmazsa uğraşılmıştı.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.