Ayhan Bilgen’in uyarıları Özgür Özel’in çıkmazını nasıl açıklıyor?

Genel 09.06.2026 - 09:47, Güncelleme: 09.06.2026 - 09:47
 

Ayhan Bilgen’in uyarıları Özgür Özel’in çıkmazını nasıl açıklıyor?

Ömür Çelikdönmez yazdı;

Ayhan Bilgen’in uyarıları Özgür Özel’in çıkmazını nasıl açıklıyor? Ankara gerçekten farklı bir başkent. Süleyman Demirel'e atfedilen ve Türk siyasetinin en çok tekrarlanan sözlerinden biri şudur: “Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir." Bu söz, siyasette dengelerin, ittifakların, şartların ve aktörlerin ne kadar hızlı değişebildiğini anlatır. Bugün imkânsız görünen bir gelişme, yarın siyasetin yeni gerçeği haline gelebilir. Yakın siyasi tarihimiz, Demirel'in bu tespitini doğrulayan sayısız örnekle dolu. Ancak Ankara siyasetini anlatan bir başka söz daha var ki, en az bunun kadar anlamlıdır: “Şüyuu vukuundan beterdir.” Yani bir olayın kendisinden çok, dedikodusu, söylentisi ve kulislerde konuşulması etkili olur. Nitekim son günlerde Ankara kulislerinde dolaşan, Ayhan Bilgen'in CHP'de yaşanan gelişmelerle ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştüğü yönündeki iddialar da tam olarak böyle bir durum oluşturuyor. İddianın doğru olup olmamasından bağımsız olarak, konuşuluyor olması bile başlı başına siyasi bir etki yaratıyor. HDP eski Milletvekili ve Kars eski Belediye Başkanı, sağ duyulu siyaset ve fikir insanı Ayhan Bilgen’in sosyal medyadaki bir paylaşımını dikkatle okuyunca Türkiye politik kulvarında önemli değişikliğin eşiğinde olduğumuzu düşündüm. Böyle düşünmeme tek başına sebeb olan sadece okuduğum paylaşımı değildi elbet. Bu paylaşımından önce; sosyal medyada yer alan haber içeriklerinde Ayhan Bilgen'in, Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı olacağına dair iddialardan söz edilmesiydi. Bilgen, herhangi bir makam beklentisi içerisinde olmadığını, önemli olanın Türkiye siyasetine katkı sunabilmek olduğunu, halen de çeşitli şekillerde katkı sunmaya çalıştığını belirterek, bunu bir görev ya da unvanla sınırlandırmadığını ifade etmişti. Paylaşımın içeriğine gelince şöyle; “Siyasette her türlü vesayete karşı tavır alınmalıdır. Belediye vesayeti gibi parlamenterizm hastalığı da, halk iradesine dayanan politika üretmenin önündeki engellerdir.” Vesayetin hukuki anlamı ve siyasi kullanımı… Öncelikle genç okuyucular için vesayet ve parlamenterizm kavramlarının Türkçe anlamlarını belirtelim. Vesayet, reşit olmayan veya akıl sağlığı, bağımlılık, kötü yaşam tarzı gibi nedenlerle kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin (kısıtlıların) haklarını korumak adına, mahkeme tarafından bir vasi atanarak koruma altına alınmasıdır. Kısacası; kendi kararlarını alamayan bir kişinin hukuki ve finansal haklarının, devlet eliyle atanan bir vekil tarafından yönetilmesidir. Siyasal yönetim mekanizmalarında belediye vesayeti, büyükşehir belediye başkanlarının yerel yönetimlerden elde ettikleri geniş bütçe, kitlesel destek ve kurumsal gücü kullanarak kendilerini bağlı bulundukları siyasi partinin genel merkezinden ve liderliğinden daha etkili bir konuma yerleştirmesidir. Bu yaklaşımda yerel aktörler, doğrudan halk desteğine dayanmanın verdiği meşruiyetle parti hiyerarşisini esneterek genel başkanları yönlendirme, parti politikalarını tayin etme ve genel merkez üzerinde bir denetim odağı oluşturma eğilimi gösterirler. CHP'de parti içi vesayet tartışmalarında İmamoğlu etkisi… Nitekim Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde elde ettiği güçlü siyasi profili, adaylık ofisleri ve kitlesel delege gücünü konsolide ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetimi üzerinde belirleyici, strateji dayatıcı ve yönlendirici bir ağırlık kurması, yerel gücün parti içi merkezi otoriteye karşı bir vesayet odağı haline gelmesinin somut bir örneğidir. Anlayış, parti içi dengelerin yukarıdan aşağıya değil, yerel gücü elinde tutan figürlerin ağırlığıyla aşağıdan yukarıya doğru yeniden şekillenmesini esas alır. Parlamenter sistemin temel özellikleri… Parlamenterizm ise hükümetin meşruiyetini doğrudan parlamentodan aldığı ve ona karşı siyasi olarak sorumlu olduğu yönetim sistemidir. Yürütme organının iki başlı olduğu bu yapıda, devlet başkanı, sembolik yetkilere sahipken, asıl icra yetkisi parlamentonun içinden çıkan ve güvenoyuna tabi olan başbakan ve bakanlar kurulundadır. Yasama ve yürütmenin iş birliğine dayanan bu modelde halk parlamentoyu seçer, hükümet ise parlamentonun güvenini koruduğu sürece görevde kalır. Günümüz Türkiye’sinde Parlamenterizm değil Partili Cumhurbaşkanı yönetimi yürürlüktedir. Ayhan Bilgen'in vesayet ve parlamenterizm eleştirisi… Ayhan Bilgen'in paylaşımından hareketle söylenmek istenen; siyasetin ister bürokratik, askerî veya yargısal vesayet biçimleriyle, isterse yerel yönetimlerden kaynaklanan yeni güç odaklarıyla şekillendirilmesine karşı çıkılması gerektiğidir. Bilgen, halkın doğrudan iradesine dayanan siyasetin hem parti içindeki güçlü belediye başkanlarının genel merkez üzerinde baskı kurmasından hem de parlamenter sistemlerde görülen koalisyon pazarlıkları, parti oligarşileri ve dolaylı temsil mekanizmalarının ürettiği siyasal bağımlılıklardan arındırılması gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle "belediye vesayeti" kavramıyla yerel yönetimlerden doğan parti içi güç tahakkümünü, “parlamenterizm hastalığı” ifadesiyle de seçilmiş yürütmenin karar alma kapasitesini sınırlayan ve halkın doğrudan tercihleri ile yönetim arasına aracı mekanizmalar koyan siyasal anlayışı eleştirmektedir. Bilgen'in yaklaşımında esas olan, siyasi meşruiyetin kaynağının doğrudan millet iradesi olması ve gerek parti içinde gerekse devlet yönetiminde seçilmiş aktörler üzerinde vesayet oluşturabilecek tüm güç merkezlerinin sınırlandırılmasıdır. Vesayet ve parlamenterizm eleştirisinin işaret ettiği yeni arayış… Ayhan Bilgen'in paylaşımını, siyaset teorisi açısından okuduğumuzda, onun yalnızca “vesayete karşı çıkmak”la yetinmediği, aynı zamanda klasik parlamenter sistemin de halk iradesini tam olarak yansıtmadığı yönünde bir eleştiri getirdiği görülmektedir. Bu durumda doğal olarak şu soru ortaya çıkmaktadır: Vesayet de istenmiyorsa, parlamenterizm de eleştiriliyorsa, yerine ne önerilmektedir? Bu sorunun cevabı paylaşımda açıkça verilmemiş olsa da satır aralarında daha doğrudan halk desteğine dayanan bir siyasal model arayışının izleri görülebilir. Bilgen'in “belediye vesayeti” eleştirisi, seçilmiş ama denetlenemeyen yerel güç odaklarına karşı bir itirazı ifade ederken; "parlamenterizm hastalığı" nitelemesi ise parti elitlerinin, koalisyonların ve parlamenter pazarlıkların halkın tercihleri üzerinde belirleyici olmasına yönelik bir eleştiri olarak okunabilir. Bu perspektiften bakıldığında Bilgen'in, karar alma süreçlerinde daha güçlü yürütmeye sahip, doğrudan halk desteğiyle meşruiyet kazanan ve aracı mekanizmaların etkisini azaltan bir yönetim anlayışına yakın durduğu düşünülebilir. Günümüz Türkiye'sinde bunun en yakın karşılığı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak görülebilir. Ancak Bilgen'in geçmiş siyasi çizgisi dikkate alındığında, onun belirli bir sistemi savunmaktan ziyade, halkın iradesini parti bürokrasilerinin, yerel güç odaklarının veya vesayet merkezlerinin etkisinden kurtarmayı öncelediği de söylenebilir. Dolayısıyla Bilgen'in sorusu aslında “Parlamenter sistem mi, başkanlık sistemi mi?” sorusundan daha farklıdır. O, siyasetin merkezine şu soruyu yerleştiriyor gibidir: Halkın doğrudan iradesi ile siyasi karar alma mekanizmaları arasına giren güç odakları nasıl etkisiz hale getirilebilir? Vesayet ve parlamenterizm eleştirisinin ortak paydası da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Bilgen'in işaret ettiği yön, belirli bir yönetim modelinden çok, halk iradesinin aracısız ve daha güçlü temsil edildiği bir siyasal düzen arayışıdır. Bahçeli'den CHP uyarısı: “Paralel liderlik siyaseti ve toplumsal istikrarı bozar” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 4 Haziran 2026 tarihinde yaptığı açıklamalar, CHP içerisinde yaşanan gelişmelerin gelecekte doğurabileceği sonuçlara ilişkin önemli değerlendirmeler içeriyor. Bahçeli, CHP'de son dönemde yaşanan tartışmalara ilişkin açıklamasında, parti içi anlaşmazlıkların ve siyasi gerilimlerin sokaklara taşınmaya çalışılmasını son derece tehlikeli bulduğunu ifade etti. Açıklamalarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na yönelik eleştirilerde bulunan Bahçeli, parti içerisinde ortaya çıkan çift başlılık görüntüsünün yalnızca CHP'yi değil, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal istikrarını da olumsuz etkileyebileceğini savundu. Bahçeli, süreci değerlendirirken, “CHP'deki paralel liderlik, siyaseti ve toplumsal istikrarı bozar” ifadelerini kullanarak, parti içindeki güç mücadelesinin Türkiye'nin genel siyasi atmosferine yansımalarına dikkat çekti. Özgür Özel ne Anıtkabir’in bekçisi ne Atatürk’ün mirasçısıdır!.. Devlet Bahçeli açıklamasında; “Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Anıtkabir yürüyüşleri, Türk siyasetinde gerilimli fay hatlarını tetikleyici bir harekete yöneliktir. Zira Gazi Meclis ve Anıtkabir, siyasetin aktüel tartışmalarının dışında, Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden millî hafıza mekânlarıdır. Özgür Özel ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi ne Atatürk’ün mirasçısı ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi, Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz” İfadelerini kullandı. Özel: İmamoğlu'ndan uzaklaşmam karşılığında teklifler yapıldı… CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti içindeki liderlik tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel, kurultay sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın bazı isimlerin kendisine, Ekrem İmamoğlu ile arasına mesafe koyması halinde birlikte hareket edebilecekleri yönünde çeşitli önerilerde bulunduğunu ileri sürdü. Özel, söz konusu tekliflerin doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından değil, onunla birlikte hareket eden bazı isimler aracılığıyla iletildiğini belirtti. Bu tür girişimlere olumlu yaklaşmadığını ifade eden Özel, birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarından vazgeçmeyeceğini söyledi. Özel, “Kurultaydan sonra doğrudan Kemal Bey değil, bugün yanında duran bazı arkadaşlar bu yönde tekliflerde bulundu. Ancak ben birlikte yol yürüdüğüm arkadaşlarımdan vazgeçmeyi hiçbir zaman düşünmedim” dedi. Özel'in açıklamaları, CHP'de kurultay sonrası yaşanan liderlik ve parti içi güç mücadelesi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. CHP'de liderlik krizinin merkezinde İmamoğlu var!.. Özgür Özel'in son açıklamaları, CHP içerisinde yaşanan asıl gerilimin yalnızca genel başkanlık tartışmasından ibaret olmadığını göstermesi açısından dikkat çekicidir. Özel, Ekrem İmamoğlu'na verdiği desteğin kendi siyasi geleceğini nasıl etkilediğini açıkça ortaya koyarken, aynı zamanda Türk siyasetinde yeni bir güç dengesi arayışının işaretlerini de vermektedir. Özel'in, kendisine İmamoğlu'ndan uzaklaşması yönünde teklifler yapıldığı iddiası, CHP içindeki mücadelenin kişisel rekabetin ötesinde, partinin gelecekteki siyasi yönelimini belirleme çabasına dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum, parti içindeki farklı güç merkezleri arasındaki rekabetin daha görünür hale geldiğine işaret etmektedir. Nitekim tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e destek veren mesajında, “Hep birlikte Genel Başkanımız Özgür Özel ile yürüyelim arkadaşlar” ifadelerini kullanması da dikkat çekicidir. Bu açıklama, CHP yönetiminde birlik görüntüsünü koruma çabasının yanı sıra, parti içindeki liderlik ve temsil tartışmalarına verilen bir cevap olarak da okunabilir. Gelinen noktada tartışma, yalnızca CHP'nin mevcut yönetiminin kim olacağı meselesi olmaktan çıkmış; muhalefetin gelecekte hangi siyasi aktörler ve hangi strateji etrafında şekilleneceği sorusuna dönüşmüştür. Özgür Özel'in Türkiye'deki müesses nizamın İmamoğluna bakış perspektifini anlamamış olduğunu söyleyebilirsiniz. Özel'in anlamadığı veya anlaşmazlıktan geldiği bir diğer husus da İmamoğlu ile arasına mesafe koymasını isteyen güç odağını iktidar partisi sanmasıdır. Koç’un Ankara çıkarması ve siyasette yeni dönem sinyalleri… Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarının siyasi yasak kapsamında dokunulmazlıklarının kaldırılması söz konusu olabileceği gibi, Koç Holding'in Ankara çıkarması da Türk siyasetinde yeni bir dönemin başladığının habercisi olabilir. Yıllar önce yapılan bir konuşmanın, Koç Ailesi'nin Ankara temaslarının hemen ardından medyaya servis edilmesi, adli soruşturma başlatılması ve Koç şirketler grubuna yönelik silahlı saldırılar hiç de hayra alamet değil. Bir bilmecem var. Haydi sor demenizi beklemeden soracağım; sahi Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım'ın başkan seçilmesi iktidar açısından ne anlama geliyor? Fenerbahçe kongre üyeleri, kimin için “Işıklarda uyusun” dedi? NATO toplantısı sonrasında daha neler olur, neler? . Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com омюр челикдёнмез, Дикгазете Seçilmiş Kaynakça https://x.com/i/status/2061741561847685284 https://x.com/i/status/2061748909803008209 https://x.com/i/status/2061879082124537955 https://x.com/i/status/2062096996211523739 https://www.facebook.com/share/p/18mjqduaJP/ https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/parlamenter_sistem https://medyascope.tv/2026/05/23/ozgur-ozel-ekrem-imamoglunu-terk-eder-mi-video/ https://tr.euronews.com/2026/05/25/ozgur-ozel-artik-iki-chp-var-partiyi-birakmayacagiz https://www.star.com.tr/politika/madde-madde-cumhurbaskanligi-sistemi-haber-1175137/ https://strasam.org/siyaset/kamu-yonetimi/cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-sorunlari-498 https://haber.sol.org.tr/haber/iddia-ayhan-bilgen-kilicdaroglunun-basdanismani-olacak-410185 https://www.haberdeger.com/egitim/kilicdaroglu-nun-basdanismani-ayhan-bilgen-mi-oluyor-224327 https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/anayasa-degisiklik-kanunu-cumhurbaskanligina-gonderildi/740377 https://medyascope.tv/2026/06/03/ozgur-ozel-imamogluna-ozeli-indirelim-dediler-genel-baskanlik-teklif-ettiler/ https://www.odatv.com/guncel/kilicdarogluna-danisman-olacak-denildi-actik-sorduk-tarihi-bir-firsat-120149276 https://t24.com.tr/gundem/ekrem-imamoglundan-ozgur-ozel-icin-cagri-genel-baskanimiz-ile-birlikte-yuruyelim,1326956 https://www.evrensel.net/haber/5986649/siyasi-ortaklik-iddiasi-ayhan-bilgen-in-kilicdaroglu-nun-basdanismani-olacagi-one-suruldu https://www.tv100.com/amp/devlet-bahceli-ozgur-ozeli-topa-tuttu-ne-anitkabirin-bekcisi-ne-ataturkun-mirascisi-olabilir-haber-859323 https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/bahceli-ozgur-ozel-ve-ekrem-imamoglu-nu-hedef-aldi-konunun-sokaklara-tasinma-girisimi-tehlikeli-2509140
Ömür Çelikdönmez yazdı;

Ayhan Bilgen’in uyarıları Özgür Özel’in çıkmazını nasıl açıklıyor?

Ankara gerçekten farklı bir başkent. Süleyman Demirel'e atfedilen ve Türk siyasetinin en çok tekrarlanan sözlerinden biri şudur: “Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir." Bu söz, siyasette dengelerin, ittifakların, şartların ve aktörlerin ne kadar hızlı değişebildiğini anlatır. Bugün imkânsız görünen bir gelişme, yarın siyasetin yeni gerçeği haline gelebilir.

Yakın siyasi tarihimiz, Demirel'in bu tespitini doğrulayan sayısız örnekle dolu. Ancak Ankara siyasetini anlatan bir başka söz daha var ki, en az bunun kadar anlamlıdır: “Şüyuu vukuundan beterdir.” Yani bir olayın kendisinden çok, dedikodusu, söylentisi ve kulislerde konuşulması etkili olur.

Nitekim son günlerde Ankara kulislerinde dolaşan, Ayhan Bilgen'in CHP'de yaşanan gelişmelerle ilgili MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüştüğü yönündeki iddialar da tam olarak böyle bir durum oluşturuyor. İddianın doğru olup olmamasından bağımsız olarak, konuşuluyor olması bile başlı başına siyasi bir etki yaratıyor.

HDP eski Milletvekili ve Kars eski Belediye Başkanı, sağ duyulu siyaset ve fikir insanı Ayhan Bilgen’in sosyal medyadaki bir paylaşımını dikkatle okuyunca Türkiye politik kulvarında önemli değişikliğin eşiğinde olduğumuzu düşündüm. Böyle düşünmeme tek başına sebeb olan sadece okuduğum paylaşımı değildi elbet.

Bu paylaşımından önce; sosyal medyada yer alan haber içeriklerinde Ayhan Bilgen'in, Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanı olacağına dair iddialardan söz edilmesiydi. Bilgen, herhangi bir makam beklentisi içerisinde olmadığını, önemli olanın Türkiye siyasetine katkı sunabilmek olduğunu, halen de çeşitli şekillerde katkı sunmaya çalıştığını belirterek, bunu bir görev ya da unvanla sınırlandırmadığını ifade etmişti.

Paylaşımın içeriğine gelince şöyle; “Siyasette her türlü vesayete karşı tavır alınmalıdır. Belediye vesayeti gibi parlamenterizm hastalığı da, halk iradesine dayanan politika üretmenin önündeki engellerdir.”

Vesayetin hukuki anlamı ve siyasi kullanımı…

Öncelikle genç okuyucular için vesayet ve parlamenterizm kavramlarının Türkçe anlamlarını belirtelim. Vesayet, reşit olmayan veya akıl sağlığı, bağımlılık, kötü yaşam tarzı gibi nedenlerle kendi işlerini göremeyecek durumda olan kişilerin (kısıtlıların) haklarını korumak adına, mahkeme tarafından bir vasi atanarak koruma altına alınmasıdır. Kısacası; kendi kararlarını alamayan bir kişinin hukuki ve finansal haklarının, devlet eliyle atanan bir vekil tarafından yönetilmesidir.

Siyasal yönetim mekanizmalarında belediye vesayeti, büyükşehir belediye başkanlarının yerel yönetimlerden elde ettikleri geniş bütçe, kitlesel destek ve kurumsal gücü kullanarak kendilerini bağlı bulundukları siyasi partinin genel merkezinden ve liderliğinden daha etkili bir konuma yerleştirmesidir. Bu yaklaşımda yerel aktörler, doğrudan halk desteğine dayanmanın verdiği meşruiyetle parti hiyerarşisini esneterek genel başkanları yönlendirme, parti politikalarını tayin etme ve genel merkez üzerinde bir denetim odağı oluşturma eğilimi gösterirler.

CHP'de parti içi vesayet tartışmalarında İmamoğlu etkisi…

Nitekim Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde elde ettiği güçlü siyasi profili, adaylık ofisleri ve kitlesel delege gücünü konsolide ederek CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetimi üzerinde belirleyici, strateji dayatıcı ve yönlendirici bir ağırlık kurması, yerel gücün parti içi merkezi otoriteye karşı bir vesayet odağı haline gelmesinin somut bir örneğidir. Anlayış, parti içi dengelerin yukarıdan aşağıya değil, yerel gücü elinde tutan figürlerin ağırlığıyla aşağıdan yukarıya doğru yeniden şekillenmesini esas alır.

Parlamenter sistemin temel özellikleri…

Parlamenterizm ise hükümetin meşruiyetini doğrudan parlamentodan aldığı ve ona karşı siyasi olarak sorumlu olduğu yönetim sistemidir. Yürütme organının iki başlı olduğu bu yapıda, devlet başkanı, sembolik yetkilere sahipken, asıl icra yetkisi parlamentonun içinden çıkan ve güvenoyuna tabi olan başbakan ve bakanlar kurulundadır. Yasama ve yürütmenin iş birliğine dayanan bu modelde halk parlamentoyu seçer, hükümet ise parlamentonun güvenini koruduğu sürece görevde kalır.

Günümüz Türkiye’sinde Parlamenterizm değil Partili Cumhurbaşkanı yönetimi yürürlüktedir.

Ayhan Bilgen'in vesayet ve parlamenterizm eleştirisi…

Ayhan Bilgen'in paylaşımından hareketle söylenmek istenen; siyasetin ister bürokratik, askerî veya yargısal vesayet biçimleriyle, isterse yerel yönetimlerden kaynaklanan yeni güç odaklarıyla şekillendirilmesine karşı çıkılması gerektiğidir. Bilgen, halkın doğrudan iradesine dayanan siyasetin hem parti içindeki güçlü belediye başkanlarının genel merkez üzerinde baskı kurmasından hem de parlamenter sistemlerde görülen koalisyon pazarlıkları, parti oligarşileri ve dolaylı temsil mekanizmalarının ürettiği siyasal bağımlılıklardan arındırılması gerektiğini savunmaktadır.

Bu nedenle "belediye vesayeti" kavramıyla yerel yönetimlerden doğan parti içi güç tahakkümünü, “parlamenterizm hastalığı” ifadesiyle de seçilmiş yürütmenin karar alma kapasitesini sınırlayan ve halkın doğrudan tercihleri ile yönetim arasına aracı mekanizmalar koyan siyasal anlayışı eleştirmektedir. Bilgen'in yaklaşımında esas olan, siyasi meşruiyetin kaynağının doğrudan millet iradesi olması ve gerek parti içinde gerekse devlet yönetiminde seçilmiş aktörler üzerinde vesayet oluşturabilecek tüm güç merkezlerinin sınırlandırılmasıdır.

Vesayet ve parlamenterizm eleştirisinin işaret ettiği yeni arayış…

Ayhan Bilgen'in paylaşımını, siyaset teorisi açısından okuduğumuzda, onun yalnızca “vesayete karşı çıkmak”la yetinmediği, aynı zamanda klasik parlamenter sistemin de halk iradesini tam olarak yansıtmadığı yönünde bir eleştiri getirdiği görülmektedir. Bu durumda doğal olarak şu soru ortaya çıkmaktadır: Vesayet de istenmiyorsa, parlamenterizm de eleştiriliyorsa, yerine ne önerilmektedir?

Bu sorunun cevabı paylaşımda açıkça verilmemiş olsa da satır aralarında daha doğrudan halk desteğine dayanan bir siyasal model arayışının izleri görülebilir. Bilgen'in “belediye vesayeti” eleştirisi, seçilmiş ama denetlenemeyen yerel güç odaklarına karşı bir itirazı ifade ederken; "parlamenterizm hastalığı" nitelemesi ise parti elitlerinin, koalisyonların ve parlamenter pazarlıkların halkın tercihleri üzerinde belirleyici olmasına yönelik bir eleştiri olarak okunabilir.

Bu perspektiften bakıldığında Bilgen'in, karar alma süreçlerinde daha güçlü yürütmeye sahip, doğrudan halk desteğiyle meşruiyet kazanan ve aracı mekanizmaların etkisini azaltan bir yönetim anlayışına yakın durduğu düşünülebilir. Günümüz Türkiye'sinde bunun en yakın karşılığı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak görülebilir.

Ancak Bilgen'in geçmiş siyasi çizgisi dikkate alındığında, onun belirli bir sistemi savunmaktan ziyade, halkın iradesini parti bürokrasilerinin, yerel güç odaklarının veya vesayet merkezlerinin etkisinden kurtarmayı öncelediği de söylenebilir.

Dolayısıyla Bilgen'in sorusu aslında “Parlamenter sistem mi, başkanlık sistemi mi?” sorusundan daha farklıdır. O, siyasetin merkezine şu soruyu yerleştiriyor gibidir: Halkın doğrudan iradesi ile siyasi karar alma mekanizmaları arasına giren güç odakları nasıl etkisiz hale getirilebilir?

Vesayet ve parlamenterizm eleştirisinin ortak paydası da tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Bilgen'in işaret ettiği yön, belirli bir yönetim modelinden çok, halk iradesinin aracısız ve daha güçlü temsil edildiği bir siyasal düzen arayışıdır.

Bahçeli'den CHP uyarısı: “Paralel liderlik siyaseti ve toplumsal istikrarı bozar”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 4 Haziran 2026 tarihinde yaptığı açıklamalar, CHP içerisinde yaşanan gelişmelerin gelecekte doğurabileceği sonuçlara ilişkin önemli değerlendirmeler içeriyor.

Bahçeli, CHP'de son dönemde yaşanan tartışmalara ilişkin açıklamasında, parti içi anlaşmazlıkların ve siyasi gerilimlerin sokaklara taşınmaya çalışılmasını son derece tehlikeli bulduğunu ifade etti.

Açıklamalarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'na yönelik eleştirilerde bulunan Bahçeli, parti içerisinde ortaya çıkan çift başlılık görüntüsünün yalnızca CHP'yi değil, Türkiye'nin siyasi ve toplumsal istikrarını da olumsuz etkileyebileceğini savundu.

Bahçeli, süreci değerlendirirken, “CHP'deki paralel liderlik, siyaseti ve toplumsal istikrarı bozar” ifadelerini kullanarak, parti içindeki güç mücadelesinin Türkiye'nin genel siyasi atmosferine yansımalarına dikkat çekti.

Özgür Özel ne Anıtkabir’in bekçisi ne Atatürk’ün mirasçısıdır!..

Devlet Bahçeli açıklamasında; “Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Anıtkabir yürüyüşleri, Türk siyasetinde gerilimli fay hatlarını tetikleyici bir harekete yöneliktir. Zira Gazi Meclis ve Anıtkabir, siyasetin aktüel tartışmalarının dışında, Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden millî hafıza mekânlarıdır.

Özgür Özel ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi ne Atatürk’ün mirasçısı ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir.

Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi, Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz” İfadelerini kullandı.

Özel: İmamoğlu'ndan uzaklaşmam karşılığında teklifler yapıldı…

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, parti içindeki liderlik tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel, kurultay sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'na yakın bazı isimlerin kendisine, Ekrem İmamoğlu ile arasına mesafe koyması halinde birlikte hareket edebilecekleri yönünde çeşitli önerilerde bulunduğunu ileri sürdü.

Özel, söz konusu tekliflerin doğrudan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından değil, onunla birlikte hareket eden bazı isimler aracılığıyla iletildiğini belirtti. Bu tür girişimlere olumlu yaklaşmadığını ifade eden Özel, birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarından vazgeçmeyeceğini söyledi.

Özel, “Kurultaydan sonra doğrudan Kemal Bey değil, bugün yanında duran bazı arkadaşlar bu yönde tekliflerde bulundu. Ancak ben birlikte yol yürüdüğüm arkadaşlarımdan vazgeçmeyi hiçbir zaman düşünmedim” dedi.

Özel'in açıklamaları, CHP'de kurultay sonrası yaşanan liderlik ve parti içi güç mücadelesi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

CHP'de liderlik krizinin merkezinde İmamoğlu var!..

Özgür Özel'in son açıklamaları, CHP içerisinde yaşanan asıl gerilimin yalnızca genel başkanlık tartışmasından ibaret olmadığını göstermesi açısından dikkat çekicidir. Özel, Ekrem İmamoğlu'na verdiği desteğin kendi siyasi geleceğini nasıl etkilediğini açıkça ortaya koyarken, aynı zamanda Türk siyasetinde yeni bir güç dengesi arayışının işaretlerini de vermektedir.

Özel'in, kendisine İmamoğlu'ndan uzaklaşması yönünde teklifler yapıldığı iddiası, CHP içindeki mücadelenin kişisel rekabetin ötesinde, partinin gelecekteki siyasi yönelimini belirleme çabasına dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum, parti içindeki farklı güç merkezleri arasındaki rekabetin daha görünür hale geldiğine işaret etmektedir.

Nitekim tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e destek veren mesajında, “Hep birlikte Genel Başkanımız Özgür Özel ile yürüyelim arkadaşlar” ifadelerini kullanması da dikkat çekicidir. Bu açıklama, CHP yönetiminde birlik görüntüsünü koruma çabasının yanı sıra, parti içindeki liderlik ve temsil tartışmalarına verilen bir cevap olarak da okunabilir.

Gelinen noktada tartışma, yalnızca CHP'nin mevcut yönetiminin kim olacağı meselesi olmaktan çıkmış; muhalefetin gelecekte hangi siyasi aktörler ve hangi strateji etrafında şekilleneceği sorusuna dönüşmüştür.

Özgür Özel'in Türkiye'deki müesses nizamın İmamoğluna bakış perspektifini anlamamış olduğunu söyleyebilirsiniz. Özel'in anlamadığı veya anlaşmazlıktan geldiği bir diğer husus da İmamoğlu ile arasına mesafe koymasını isteyen güç odağını iktidar partisi sanmasıdır.

Koç’un Ankara çıkarması ve siyasette yeni dönem sinyalleri…

Özgür Özel ve yakın çalışma arkadaşlarının siyasi yasak kapsamında dokunulmazlıklarının kaldırılması söz konusu olabileceği gibi, Koç Holding'in Ankara çıkarması da Türk siyasetinde yeni bir dönemin başladığının habercisi olabilir.

Yıllar önce yapılan bir konuşmanın, Koç Ailesi'nin Ankara temaslarının hemen ardından medyaya servis edilmesi, adli soruşturma başlatılması ve Koç şirketler grubuna yönelik silahlı saldırılar hiç de hayra alamet değil.

Bir bilmecem var. Haydi sor demenizi beklemeden soracağım; sahi Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım'ın başkan seçilmesi iktidar açısından ne anlama geliyor? Fenerbahçe kongre üyeleri, kimin için “Işıklarda uyusun” dedi?

NATO toplantısı sonrasında daha neler olur, neler?

.

Ömür Çelikdönmez, dikGAZETE.com

омюр челикдёнмез, Дикгазете

Seçilmiş Kaynakça

https://x.com/i/status/2061741561847685284

https://x.com/i/status/2061748909803008209

https://x.com/i/status/2061879082124537955

https://x.com/i/status/2062096996211523739

https://www.facebook.com/share/p/18mjqduaJP/

https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/parlamenter_sistem

https://medyascope.tv/2026/05/23/ozgur-ozel-ekrem-imamoglunu-terk-eder-mi-video/

https://tr.euronews.com/2026/05/25/ozgur-ozel-artik-iki-chp-var-partiyi-birakmayacagiz

https://www.star.com.tr/politika/madde-madde-cumhurbaskanligi-sistemi-haber-1175137/

https://strasam.org/siyaset/kamu-yonetimi/cumhurbaskanligi-hukumet-sistemi-sorunlari-498

https://haber.sol.org.tr/haber/iddia-ayhan-bilgen-kilicdaroglunun-basdanismani-olacak-410185

https://www.haberdeger.com/egitim/kilicdaroglu-nun-basdanismani-ayhan-bilgen-mi-oluyor-224327

https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/anayasa-degisiklik-kanunu-cumhurbaskanligina-gonderildi/740377

https://medyascope.tv/2026/06/03/ozgur-ozel-imamogluna-ozeli-indirelim-dediler-genel-baskanlik-teklif-ettiler/

https://www.odatv.com/guncel/kilicdarogluna-danisman-olacak-denildi-actik-sorduk-tarihi-bir-firsat-120149276

https://t24.com.tr/gundem/ekrem-imamoglundan-ozgur-ozel-icin-cagri-genel-baskanimiz-ile-birlikte-yuruyelim,1326956

https://www.evrensel.net/haber/5986649/siyasi-ortaklik-iddiasi-ayhan-bilgen-in-kilicdaroglu-nun-basdanismani-olacagi-one-suruldu

https://www.tv100.com/amp/devlet-bahceli-ozgur-ozeli-topa-tuttu-ne-anitkabirin-bekcisi-ne-ataturkun-mirascisi-olabilir-haber-859323

https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/bahceli-ozgur-ozel-ve-ekrem-imamoglu-nu-hedef-aldi-konunun-sokaklara-tasinma-girisimi-tehlikeli-2509140

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.