deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

Isparta halıcılığının ''altın çağı'' işte böyle kapandı

Isparta 01.10.2025 - 16:59, Güncelleme: 01.10.2025 - 16:59
 

Isparta halıcılığının ''altın çağı'' işte böyle kapandı

.

SDÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Genç: ''1900'lü yıllarda el halıcılığında ''bir Dünya markası'' olan Isparta teknoloji odaklı dönüşüm sağlayıp makine halıcılığına geçiş yapamadı; Gaziantep'in gerisinde kaldı. Bu Isparta için ekonomik ve kültürel yıkım getirdi. Koyun besleyenden yünü tarayan ve eğirene; ipi boyayandan halıyı dokuyana kadar yüz binlerce insanı kapsayan geniş bir üretim zincirini kırdı.'' - Türkiye'nin ilk iplik fabrikaları Isparta'da kurulmuştu ''Başlangıçta Batılı anlayış Anadolu kadınlarının sanatsal üretimini takdir ediyordu. Ancak bir süre sonra ticari kaygılarla Anadolu kadınlarını sadece birer dokuma ustası olarak görmeye başladılar. Isparta ticari halıcılığın merkezi hâline geldi. Hatta Türkiye'nin ilk iplik fabrikaları Isparta'da kuruldu. Ancak çöküş işte burada başladı. Kökboyama diye kimyasal boyalı ürünler değerinin çok üzerinde satılmaya başlandı. Gümrüklerde iade edilen ürünler patladı. Teknoloji odaklı dönüşüm de sağlanamadı.'' -20'nci yüzyılda ''bir Dünya markası'' olan Isparta el halısı işte böyle yok oluşa sürüklendi Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Geleneksel Türk Sanatları Bölümü; Halı, Kilim ve Geleneksel Kumaş Desenleri Anasanat Dalı (AD) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Genç, Isparta el halısını yok oluşa sürükleyen hataları maddeler hâlinde anlattı: 1- Sanatçı kadınlar bakışı değişti; ticari dokuma ustalarına dönüştü 20'nci yüzyılın başlarında Isparta halısı İngiltere odaklı yurtdışına ihraç ediliyordu. Batı Anadolu kadınlarına sanatçı olarak bakıyordu. Zaman içinde bu bakış açısı ticari kaygılarla sadece birer dokuma ustasına dönüştürüldü. Isparta bu ticari halıcılığın en önemli merkezi hâline getirildi. Hatta Türkiye'nin ilk iplik fabrikaları ilk burada kuruldu. Ancak yanlış pazarlama yöntemleri ortaya çıktı. Kökboyama diye kimyasal boyalı halılar gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlandırıldı. Bu çok ciddi sorunlara yol açtı. Gümrüklerde iade edilen ürün sayısı arttı. Sektör büyük zarar gördü. 2- Halıcılığın yok oluşa sürüklenmesi tüm üretim zincirini etkiledi Evlerde ve atölyelerde tezgâhların bir bir sökülmesi ile koyun besleyenden yünü tarayan ve eğirene; ipi boyayandan halıyı dokuyana kadar yüz binlerce insanı kapsayan geniş bir üretim zincirini etkiledi. 3- Teknoloji odaklı dönüşüm sağlanamadı, Gaziantep'in geresinde kalındı Isparta ticari halıcılığın sembolü olmasına rağmen, makine halıcılığına dönüşümü sağlayamadı ve bu alanda Gaziantep'in gerisinde kaldı. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Dekanı Prof. Dr. Mustafa Genç, Haftalık yayın yapan Göller Bölgesi Gazetesi'ne röportaj verdi. Prof. Dr. Mustafa Genç, M. Dilek Demirkan imzasıyla yayımlanan Göller Bölgesi Gazetesi röportajında Isparta halıcılığını anlattı. Göller Bölgesi Gazetesi 'nin dijital medya edisyonu olan https://www.gollerbolgesigazetesi.com/ adresli web sayfasında da yayımlanan röportaj şu şekilde: Halının Ağıdı: Isparta Halıcılığının Kayıp Mirası ​Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Genç, bir zamanlar ülke ekonomisinin en önemli ihracat kalemlerinden biri olan el halıcılığının nasıl yok olmaya yüz tuttuğunu dile getirdi. Genç, bu durumun sadece ekonomik bir gerileme değil, aynı zamanda kültürel ve insani bir kayıp olduğunu belirterek, ''Bir halı ağıt yakar, bir kilim çığlık atar, bir dokuma yerinde duramaz yeri geldiği zaman'' diyerek halıların manevi boyutuna dikkat çekti. - Açgözlülüğümüz ve Hedonist Yapımız Halıcılığı Bitirdi ISPARTA - ​Prof. Dr. Mustafa Genç, "Isparta halıcılığı bitti, halı dokuma kültürü ortadan kalktı" şeklindeki yaygın söylemin yalnızca Isparta'ya özgü bir durum olmadığını söyledi. Bu durumun altında yatan temel nedenin, insanın açgözlülüğü, doymayan ruhu ve hedonist yapısı olduğunu vurguladı. Bir zamanlar Isparta'dan günde onlarca, yüzlerce TIR dolusu dokumanın gittiğini ancak artık bu durumdan bahsedilemediğini ifade eden Genç, bütün bu süreçleri hazırlayanın, insanın kendi içsel değişimi olduğunu belirtti. - ​Ticaret Hırsı Geleneksel Üretimin Önüne Geçti ​Genç, 1980'lerde Türkiye'nin en önemli ihracat ürünlerinden olan el halılarının yerini, 2000'li yıllara gelindiğinde teknolojik ürünlerin aldığını söyledi. Bu dönemde "artık önemli olan el üretimleri değil, teknolojik ürünler üretip pazarlamasını gerçekleştirmemiz gerekiyor" anlayışının hâkim olduğunu ifade etti. Ekonomik açıdan doğru gibi görünen bu yaklaşımın, sadece belli şirketlere ve ailelere fayda sağladığını savunan Genç, halıcılığın ise koyun besleyenden yünü tarayan ve eğirene, ipi boyayandan halıyı dokuyana kadar yüz binlerce insanı kapsayan geniş bir üretim zinciri olduğunu kaydetti. - ​ Isparta Halıcılığının Altın Çağı ve Sonrası ​Prof. Dr. Mustafa Genç, Isparta halıcılığının dünya pazarındaki altın çağını 20. yüzyılın başlarında, Şark Halı Kumpanyası ile başlattı. Bu dönemde Isparta, Uşak, Gördes, Kula, Milas gibi bölgelerde dokunan halıların İzmir limanından özellikle İngiltere'ye ihraç edildiğini anlattı. Genç, daha önce Anadolu kadınlarının sanatsal üretimini takdir eden batılı anlayışın, bu dönemden itibaren onları sadece birer dokuma ustası olarak görmeye başladığını ve kendi tasarımlarını göndererek ticari bir ürün elde etme anlayışına geçtiğini vurguladı. Isparta'nın bu ticari halıcılığın önemli bir merkezi hâline geldiğini, hatta Türkiye'nin ilk ip fabrikalarının burada kurulduğunu ifade etti. ​Ancak sonrasında yanlış pazarlama yöntemlerinin ortaya çıktığını, kök boyalı olarak satılan kimyasal boyalı halıların gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlandığını ve bu durumun zamanla ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. Gümrüklerde iade edilen ürün sayısının arttığını ve bu durumun halıcılık sektörüne zarar verdiğini ifade etti. ​-Değişen İnsan, Unutulan Miras ​Genç, üretimin durmasının sadece ekonomik nedenlere bağlı olmadığını, insanın kendi yapısının değiştiğini belirtti. ''Oturup o tezgâhın başında çocuğunu okutan, halının parasıyla çocuğunu evlendiren, evini yaptıran anlayış artık elinde telefonla gezen, kulaklıkla dolaşan bir nesle dönüştüğü için bu insanların oturup da dokuma yapması zaten beklenemezdi'' dedi. ​2000'li yıllarda ülkemizdeki işçilik ücretlerinin yüksek bulunması nedeniyle üreticilerin, Çin, Hindistan, Nepal ve Afganistan gibi ülkelere yöneldiğini söyledi. "Çin'de günde 1 dolara çalışan insanlar varken, ben neden Türkiye'de daha yüksek bir bedelle bunu dokutayım?" anlayışının yaygınlaştığını ifade etti. Bu süreçte Türkiye'deki dokuma kültürü unutulduğu için, insanlar metal tezgâhlarını hurda olarak sattı, ahşap tezgâhlarını sobalarında yaktı. Hatta Çin'de Hereke adında bir köy kurulup neredeyse Hereke halısının isim hakkının bile alınmaya çalışıldığını, ancak sonradan yapılan müdahalelerle bunun engellendiğini anlattı. Bugün Türkiye'de sadece üç dört bin kişinin dokuma yaptığını belirten Genç, Isparta'nın ticari halıcılığın sembolü olmasına rağmen, makine halıcılığına dönüşümü sağlayamadığını ve bu alanda Gaziantep'in gerisinde kaldığını vurguladı. - ​Doğallıktan Yapaylığa ve Halının "Ağıt"ı ​Genç, bir halının, bir kilimin sadece bir eşya olmadığını, yüzlerce yıl sonraya dahi bir mesaj taşıdığını söyledi. "Doğduğu zaman üzerine sarılan kundakla başlar çığlık atmaya... Çünkü bir insanın bedenini sarmıştır. Sonra o çocuğun emeklemesiyle üzerinde dolaşmasıyla hayatının devamını sağladığını görmüştür ama en sonunda insanın bu dünyadaki varlığının son noktasında taputunun üzerinde gördüğünde etraftaki insanların çığlığı olmuştur " diyerek dokumanın insanın hayatındaki yerini anlattı. Halının bir masal anlattığını, bir ninni söylediğini ve yeri geldiğinde bir ağıt yaktığını ifade etti. Son olarak, doğal ve yapay dokumalar arasındaki farka değindi. Doğal halıların dağların, yaylaların bir ürünü olduğunu belirterek, yapay hayatın içerisinde üretilen sentetik dokumaların ise Bolu Kartalkaya faciası gibi, yangınlarda bir bombaya dönüştüğünü ve canlara mal olduğunu söyledi. Genç, "İnsan yapay olduğunda ürettikleri de yapay oluyor" diyerek sentetikleşen, duygusuzlaşan insanın karşılığını, kendi ürettiği yapay dokumalarda gördüğünü ifade etti. "O yüzden o dokumaların sesini duyabilmek, o çığlıkları ancak siz onu hissettiğiniz zaman anlayabiliyorsunuz" diyerek sözlerini noktaladı.
.

SDÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Genç: ''1900'lü yıllarda el halıcılığında ''bir Dünya markası'' olan Isparta teknoloji odaklı dönüşüm sağlayıp makine halıcılığına geçiş yapamadı; Gaziantep'in gerisinde kaldı. Bu Isparta için ekonomik ve kültürel yıkım getirdi. Koyun besleyenden yünü tarayan ve eğirene; ipi boyayandan halıyı dokuyana kadar yüz binlerce insanı kapsayan geniş bir üretim zincirini kırdı.''

- Türkiye'nin ilk iplik fabrikaları Isparta'da kurulmuştu

''Başlangıçta Batılı anlayış Anadolu kadınlarının sanatsal üretimini takdir ediyordu. Ancak bir süre sonra ticari kaygılarla Anadolu kadınlarını sadece birer dokuma ustası olarak görmeye başladılar. Isparta ticari halıcılığın merkezi hâline geldi. Hatta Türkiye'nin ilk iplik fabrikaları Isparta'da kuruldu. Ancak çöküş işte burada başladı. Kökboyama diye kimyasal boyalı ürünler değerinin çok üzerinde satılmaya başlandı. Gümrüklerde iade edilen ürünler patladı. Teknoloji odaklı dönüşüm de sağlanamadı.''

-20'nci yüzyılda ''bir Dünya markası'' olan Isparta el halısı işte böyle yok oluşa sürüklendi

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Geleneksel Türk Sanatları Bölümü; Halı, Kilim ve Geleneksel Kumaş Desenleri Anasanat Dalı (AD) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Genç, Isparta el halısını yok oluşa sürükleyen hataları maddeler hâlinde anlattı:

1- Sanatçı kadınlar bakışı değişti; ticari dokuma ustalarına dönüştü

20'nci yüzyılın başlarında Isparta halısı İngiltere odaklı yurtdışına ihraç ediliyordu. Batı Anadolu kadınlarına sanatçı olarak bakıyordu. Zaman içinde bu bakış açısı ticari kaygılarla sadece birer dokuma ustasına dönüştürüldü. Isparta bu ticari halıcılığın en önemli merkezi hâline getirildi. Hatta Türkiye'nin ilk iplik fabrikaları ilk burada kuruldu. Ancak yanlış pazarlama yöntemleri ortaya çıktı. Kökboyama diye kimyasal boyalı halılar gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlandırıldı. Bu çok ciddi sorunlara yol açtı. Gümrüklerde iade edilen ürün sayısı arttı. Sektör büyük zarar gördü.

2- Halıcılığın yok oluşa sürüklenmesi tüm üretim zincirini etkiledi

Evlerde ve atölyelerde tezgâhların bir bir sökülmesi ile koyun besleyenden yünü tarayan ve eğirene; ipi boyayandan halıyı dokuyana kadar yüz binlerce insanı kapsayan geniş bir üretim zincirini etkiledi.

3- Teknoloji odaklı dönüşüm sağlanamadı, Gaziantep'in geresinde kalındı

Isparta ticari halıcılığın sembolü olmasına rağmen, makine halıcılığına dönüşümü sağlayamadı ve bu alanda Gaziantep'in gerisinde kaldı.

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Dekanı Prof. Dr. Mustafa Genç, Haftalık yayın yapan Göller Bölgesi Gazetesi'ne röportaj verdi.

Prof. Dr. Mustafa Genç, M. Dilek Demirkan imzasıyla yayımlanan Göller Bölgesi Gazetesi röportajında Isparta halıcılığını anlattı.

Göller Bölgesi Gazetesi 'nin dijital medya edisyonu olan https://www.gollerbolgesigazetesi.com/ adresli web sayfasında da yayımlanan röportaj şu şekilde:

Halının Ağıdı: Isparta Halıcılığının Kayıp Mirası

​Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Genç, bir zamanlar ülke ekonomisinin en önemli ihracat kalemlerinden biri olan el halıcılığının nasıl yok olmaya yüz tuttuğunu dile getirdi. Genç, bu durumun sadece ekonomik bir gerileme değil, aynı zamanda kültürel ve insani bir kayıp olduğunu belirterek, ''Bir halı ağıt yakar, bir kilim çığlık atar, bir dokuma yerinde duramaz yeri geldiği zaman'' diyerek halıların manevi boyutuna dikkat çekti.

- Açgözlülüğümüz ve Hedonist Yapımız Halıcılığı Bitirdi

ISPARTA - ​Prof. Dr. Mustafa Genç, "Isparta halıcılığı bitti, halı dokuma kültürü ortadan kalktı" şeklindeki yaygın söylemin yalnızca Isparta'ya özgü bir durum olmadığını söyledi. Bu durumun altında yatan temel nedenin, insanın açgözlülüğü, doymayan ruhu ve hedonist yapısı olduğunu vurguladı. Bir zamanlar Isparta'dan günde onlarca, yüzlerce TIR dolusu dokumanın gittiğini ancak artık bu durumdan bahsedilemediğini ifade eden Genç, bütün bu süreçleri hazırlayanın, insanın kendi içsel değişimi olduğunu belirtti.

- ​Ticaret Hırsı Geleneksel Üretimin Önüne Geçti

​Genç, 1980'lerde Türkiye'nin en önemli ihracat ürünlerinden olan el halılarının yerini, 2000'li yıllara gelindiğinde teknolojik ürünlerin aldığını söyledi. Bu dönemde "artık önemli olan el üretimleri değil, teknolojik ürünler üretip pazarlamasını gerçekleştirmemiz gerekiyor" anlayışının hâkim olduğunu ifade etti. Ekonomik açıdan doğru gibi görünen bu yaklaşımın, sadece belli şirketlere ve ailelere fayda sağladığını savunan Genç, halıcılığın ise koyun besleyenden yünü tarayan ve eğirene, ipi boyayandan halıyı dokuyana kadar yüz binlerce insanı kapsayan geniş bir üretim zinciri olduğunu kaydetti.

- ​ Isparta Halıcılığının Altın Çağı ve Sonrası

​Prof. Dr. Mustafa Genç, Isparta halıcılığının dünya pazarındaki altın çağını 20. yüzyılın başlarında, Şark Halı Kumpanyası ile başlattı. Bu dönemde Isparta, Uşak, Gördes, Kula, Milas gibi bölgelerde dokunan halıların İzmir limanından özellikle İngiltere'ye ihraç edildiğini anlattı. Genç, daha önce Anadolu kadınlarının sanatsal üretimini takdir eden batılı anlayışın, bu dönemden itibaren onları sadece birer dokuma ustası olarak görmeye başladığını ve kendi tasarımlarını göndererek ticari bir ürün elde etme anlayışına geçtiğini vurguladı. Isparta'nın bu ticari halıcılığın önemli bir merkezi hâline geldiğini, hatta Türkiye'nin ilk ip fabrikalarının burada kurulduğunu ifade etti.

​Ancak sonrasında yanlış pazarlama yöntemlerinin ortaya çıktığını, kök boyalı olarak satılan kimyasal boyalı halıların gerçek değerinin çok üzerinde fiyatlandığını ve bu durumun zamanla ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. Gümrüklerde iade edilen ürün sayısının arttığını ve bu durumun halıcılık sektörüne zarar verdiğini ifade etti.

​-Değişen İnsan, Unutulan Miras

​Genç, üretimin durmasının sadece ekonomik nedenlere bağlı olmadığını, insanın kendi yapısının değiştiğini belirtti. ''Oturup o tezgâhın başında çocuğunu okutan, halının parasıyla çocuğunu evlendiren, evini yaptıran anlayış artık elinde telefonla gezen, kulaklıkla dolaşan bir nesle dönüştüğü için bu insanların oturup da dokuma yapması zaten beklenemezdi'' dedi.

​2000'li yıllarda ülkemizdeki işçilik ücretlerinin yüksek bulunması nedeniyle üreticilerin, Çin, Hindistan, Nepal ve Afganistan gibi ülkelere yöneldiğini söyledi. "Çin'de günde 1 dolara çalışan insanlar varken, ben neden Türkiye'de daha yüksek bir bedelle bunu dokutayım?" anlayışının yaygınlaştığını ifade etti. Bu süreçte Türkiye'deki dokuma kültürü unutulduğu için, insanlar metal tezgâhlarını hurda olarak sattı, ahşap tezgâhlarını sobalarında yaktı. Hatta Çin'de Hereke adında bir köy kurulup neredeyse Hereke halısının isim hakkının bile alınmaya çalışıldığını, ancak sonradan yapılan müdahalelerle bunun engellendiğini anlattı. Bugün Türkiye'de sadece üç dört bin kişinin dokuma yaptığını belirten Genç, Isparta'nın ticari halıcılığın sembolü olmasına rağmen, makine halıcılığına dönüşümü sağlayamadığını ve bu alanda Gaziantep'in gerisinde kaldığını vurguladı.

- ​Doğallıktan Yapaylığa ve Halının "Ağıt"ı

​Genç, bir halının, bir kilimin sadece bir eşya olmadığını, yüzlerce yıl sonraya dahi bir mesaj taşıdığını söyledi. "Doğduğu zaman üzerine sarılan kundakla başlar çığlık atmaya... Çünkü bir insanın bedenini sarmıştır.

Sonra o çocuğun emeklemesiyle üzerinde dolaşmasıyla hayatının devamını sağladığını görmüştür ama en sonunda insanın bu dünyadaki varlığının son noktasında taputunun üzerinde gördüğünde etraftaki insanların çığlığı olmuştur " diyerek dokumanın insanın hayatındaki yerini anlattı. Halının bir masal anlattığını, bir ninni söylediğini ve yeri geldiğinde bir ağıt yaktığını ifade etti.

Son olarak, doğal ve yapay dokumalar arasındaki farka değindi. Doğal halıların dağların, yaylaların bir ürünü olduğunu belirterek, yapay hayatın içerisinde üretilen sentetik dokumaların ise Bolu Kartalkaya faciası gibi, yangınlarda bir bombaya dönüştüğünü ve canlara mal olduğunu söyledi. Genç, "İnsan yapay olduğunda ürettikleri de yapay oluyor" diyerek sentetikleşen, duygusuzlaşan insanın karşılığını, kendi ürettiği yapay dokumalarda gördüğünü ifade etti. "O yüzden o dokumaların sesini duyabilmek, o çığlıkları ancak siz onu hissettiğiniz zaman anlayabiliyorsunuz" diyerek sözlerini noktaladı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.