İYİLİKTE YARIŞANLAR'DAN AİLELERE ACİL ÇAĞRI:

Isparta 11.06.2026 - 11:26, Güncelleme: 11.06.2026 - 11:26
 

İYİLİKTE YARIŞANLAR'DAN AİLELERE ACİL ÇAĞRI:

İYİLİKTE YARIŞANLAR'DAN AİLELERE ACİL ÇAĞRI:

“Yaz tatili çocuklarımızı kaybetme zamanı değil, yeniden kazanma fırsatıdır” Isparta İyilikte Yarışanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Toker, yaz tatilinin başlaması ve ülkemizde ilan edilen “Aile Yılı” kapsamında ailelere önemli çağrılarda bulundu. Eğitimciler, öğretmenler ve akademisyenlerden oluşan ekipleriyle bugüne kadar çocuklar, gençler ve eğitim alanında 78 farklı projeyi hayata geçirdiklerini belirten Toker, yaz aylarının çocukların karakter, beceri, sorumluluk ve değer gelişimi açısından büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Toker, ailelerin çocuklarını yalnızca zararlı alışkanlıklardan korumaya çalışmasının yeterli olmadığını, onları hayatın içine, üretime, mesleğe, spora, sanata, kitaba, sosyal sorumluluğa ve kendi değer dünyalarına bağlaması gerektiğini ifade etti. Aile Yılı evlerimizin içinde karşılık bulmalı Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen “Aile Yılı”nın yalnızca resmi programlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Toker, güçlü toplumun temelinde güçlü aile olduğunu vurguladı. “Bugün bütün kurumlarımız aileyi korumaktan, aile bağlarını güçlendirmekten ve çocuklarımızı geleceğe hazırlamaktan bahsediyor. Ancak Aile Yılı önce evlerimizin içinde hissedilmeli, sofralarımızda yaşanmalı, çocuklarımızla geçirdiğimiz zamanda karşılık bulmalıdır. Güçlü aile olmadan güçlü toplum olmaz.” dedi. Dünya küçüldü, kültürel etkiler büyüdü Küreselleşmenin dünyayı adeta küçük bir köye dönüştürdüğünü ifade eden Toker, iletişim teknolojilerinin bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ancak aynı zamanda kültürel savrulmaları da hızlandırdığını söyledi. “Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bir yaşam tarzı, alışkanlık veya kültürel akım birkaç saat içinde çocuklarımızın telefonlarına kadar ulaşabiliyor. Ne yazık ki bilimi, üretimi, disiplini ve çalışkanlığı almakta yavaş; tüketimi, hazcılığı, bencilliği ve sorumluluktan uzak yaşam biçimlerini almakta daha hızlı davranıyoruz.” ifadelerini kullandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarında gençlerde problemli sosyal medya kullanımının son yıllarda ciddi oranda arttığına dikkat çekilirken, uzmanlar bu durumun ruh sağlığı, dikkat gelişimi, uyku düzeni ve sosyal ilişkiler üzerinde önemli riskler oluşturduğunu belirtiyor. Medeniyetimizin insan yetiştirme anlayışını yeniden hatırlamalıyız Ramazan Toker, bu milletin tarih boyunca ilim, ahlak, üretim, merhamet, sorumluluk ve insan yetiştirme konusunda güçlü bir medeniyet birikimine sahip olduğunu söyledi. “Bizim medeniyetimiz tüketen değil üreten, yalnızca kendisini düşünen değil çevresine faydalı olan insan yetiştirmeyi hedeflemiştir. Mahallesiyle büyüyen, ailesiyle güçlenen, ustasından öğrenen, büyüklerine saygı duyan, küçüklerine merhamet eden bir nesil anlayışımız vardı. Bugün bu güçlü taraflarımızı yeniden çocuklarımızın hayatına taşımak zorundayız.” dedi. Araştırmalar çocukların hayatın içinde geliştiğini gösteriyor 2024 yılında JAMA Network Open’da yayımlanan bir araştırmada, çocukların ekran sürelerinin yalnızca iki hafta azaltılması sonucunda psikolojik iyilik hallerinin arttığı, davranış problemlerinin azaldığı ve sosyal ilişkilerinin güçlendiği tespit edildi. Toker, bu araştırmaların sahada yıllardır gözlemledikleri tabloyu doğruladığını belirterek, “Çocuklarımız ekran karşısında değil; insan ilişkileriyle, sporla, kitapla, sanatla, sorumlulukla ve gerçek hayat tecrübeleriyle gelişiyor.” dedi. Liseli gençler mutlaka bir meslek erbabının yanında bulunmalı Yaz tatilinin lise çağındaki gençler için meslek hayatıyla tanışma fırsatı olduğunu belirten Toker, gençlerin bu dönemi amaçsız şekilde geçirmemesi gerektiğini söyledi. “Lise çağındaki gençlerimiz yaz döneminde bir esnafın yanında, bir işletmede, bir atölyede, bir fabrikada, bir ofiste veya eğitim aldığı alanla ilgili bir kurumda bulunmalıdır. Bir genç yazın sadece meslek öğrenmez; insan tanır, hayat tanır, sorumluluk tanır, emek vermeyi öğrenir ve geleceğe hazırlanır.” dedi. Araştırmalar da genç yaşta üretim süreçlerine, sosyal sorumluluk çalışmalarına ve gerçek hayat deneyimlerine katılan bireylerde özgüven, problem çözme becerisi, sorumluluk bilinci ve iş disiplininin daha güçlü geliştiğini ortaya koymaktadır. Akademik başarı sadece dersle değil, doğru hayat düzeniyle güçlenir Uluslararası araştırmalar, yüksek ekran maruziyetinin çocukların okuma becerileri, dikkat süreleri ve akademik performansları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini göstermektedir. Toker, yaz tatilinin sadece dinlenme dönemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Yaz ayları çocuklarımızın zihinsel, sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimi için önemli bir imkândır. Bu dönem doğru değerlendirilirse çocuklarımız yeni beceriler kazanır, yeteneklerini keşfeder ve okula daha güçlü döner.” ifadelerini kullandı. İlkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar yaz okullarıyla desteklenmeli Ramazan Toker, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların yaz döneminde mutlaka gelişim odaklı programlarla buluşturulması gerektiğini ifade etti. “Çocuklarımızı sadece internet ve sokak arasında bırakmak, verimi düşük, riski yüksek bir tatil anlayışıdır. Onları sporla, sanatla, kitapla, kültürle, değerler eğitimiyle ve sosyal faaliyetlerle desteklemeliyiz. Resmi, özel veya sivil imkânlarla yürütülen yaz okulları bu anlamda büyük fırsattır.” dedi. Bilimsel çalışmalar, çocukların sosyal faaliyetlere katıldıklarında aidiyet duygularının güçlendiğini, özgüvenlerinin arttığını ve ruh sağlıklarının olumlu yönde etkilendiğini göstermektedir. 4-6 yaş dönemi geleceğin temelidir Okul öncesi dönemin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Toker, 4-6 yaş grubundaki çocukların öğrenmeye en açık dönemlerinde bulunduğunu ifade etti. “Bu yaşlarda kazandırılan alışkanlıklar, davranışlar ve değerler geleceğin temelini oluşturur. Çocuklarımızın bu dönemde sevgiyle, ilgiyle, oyunla, öğrenmeyle ve değerlerimizle desteklenmesi gerekir.” dedi. Çocuklarımızı ekranlardan değil, hayattan besleyelim Ramazan Toker açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün mesele teknoloji değildir. Mesele; teknolojinin çocuklarımızı hayattan, aileden, üretimden, meslekten, kitaptan, ahlaktan ve sorumluluktan uzaklaştıracak şekilde kullanılmaya başlanmasıdır. Çocuklarımızı yalnızca ekranlardan uzaklaştırmaya çalışmayalım. Onları yeniden hayatın içine dahil edelim. Bu yaz çocuklarımızı kitaplarla, sporla, sanatla, yaz okullarıyla, mesleklerle, üretimle, aile büyükleriyle, kütüphanelerle, sosyal sorumluluk faaliyetleriyle ve değerlerimizle buluşturalım. Çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz geleceğin değil, bugünün en büyük emanetidir. Yaz tatili sadece dinlenme zamanı değildir. Yaz tatili; çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi yeniden kazanma zamanıdır.” :::
İYİLİKTE YARIŞANLAR'DAN AİLELERE ACİL ÇAĞRI:

“Yaz tatili çocuklarımızı kaybetme zamanı değil, yeniden kazanma fırsatıdır”

Isparta İyilikte Yarışanlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Toker, yaz tatilinin başlaması ve ülkemizde ilan edilen “Aile Yılı” kapsamında ailelere önemli çağrılarda bulundu.

Eğitimciler, öğretmenler ve akademisyenlerden oluşan ekipleriyle bugüne kadar çocuklar, gençler ve eğitim alanında 78 farklı projeyi hayata geçirdiklerini belirten Toker, yaz aylarının çocukların karakter, beceri, sorumluluk ve değer gelişimi açısından büyük bir fırsat olduğunu söyledi.

Toker, ailelerin çocuklarını yalnızca zararlı alışkanlıklardan korumaya çalışmasının yeterli olmadığını, onları hayatın içine, üretime, mesleğe, spora, sanata, kitaba, sosyal sorumluluğa ve kendi değer dünyalarına bağlaması gerektiğini ifade etti.

Aile Yılı evlerimizin içinde karşılık bulmalı

Cumhurbaşkanlığı tarafından ilan edilen “Aile Yılı”nın yalnızca resmi programlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Toker, güçlü toplumun temelinde güçlü aile olduğunu vurguladı.

“Bugün bütün kurumlarımız aileyi korumaktan, aile bağlarını güçlendirmekten ve çocuklarımızı geleceğe hazırlamaktan bahsediyor. Ancak Aile Yılı önce evlerimizin içinde hissedilmeli, sofralarımızda yaşanmalı, çocuklarımızla geçirdiğimiz zamanda karşılık bulmalıdır. Güçlü aile olmadan güçlü toplum olmaz.” dedi.

Dünya küçüldü, kültürel etkiler büyüdü

Küreselleşmenin dünyayı adeta küçük bir köye dönüştürdüğünü ifade eden Toker, iletişim teknolojilerinin bilgiye erişimi kolaylaştırdığını ancak aynı zamanda kültürel savrulmaları da hızlandırdığını söyledi.

“Bugün dünyanın herhangi bir yerindeki bir yaşam tarzı, alışkanlık veya kültürel akım birkaç saat içinde çocuklarımızın telefonlarına kadar ulaşabiliyor. Ne yazık ki bilimi, üretimi, disiplini ve çalışkanlığı almakta yavaş; tüketimi, hazcılığı, bencilliği ve sorumluluktan uzak yaşam biçimlerini almakta daha hızlı davranıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırmalarında gençlerde problemli sosyal medya kullanımının son yıllarda ciddi oranda arttığına dikkat çekilirken, uzmanlar bu durumun ruh sağlığı, dikkat gelişimi, uyku düzeni ve sosyal ilişkiler üzerinde önemli riskler oluşturduğunu belirtiyor.

Medeniyetimizin insan yetiştirme anlayışını yeniden hatırlamalıyız

Ramazan Toker, bu milletin tarih boyunca ilim, ahlak, üretim, merhamet, sorumluluk ve insan yetiştirme konusunda güçlü bir medeniyet birikimine sahip olduğunu söyledi.

“Bizim medeniyetimiz tüketen değil üreten, yalnızca kendisini düşünen değil çevresine faydalı olan insan yetiştirmeyi hedeflemiştir. Mahallesiyle büyüyen, ailesiyle güçlenen, ustasından öğrenen, büyüklerine saygı duyan, küçüklerine merhamet eden bir nesil anlayışımız vardı. Bugün bu güçlü taraflarımızı yeniden çocuklarımızın hayatına taşımak zorundayız.” dedi.

Araştırmalar çocukların hayatın içinde geliştiğini gösteriyor

2024 yılında JAMA Network Open’da yayımlanan bir araştırmada, çocukların ekran sürelerinin yalnızca iki hafta azaltılması sonucunda psikolojik iyilik hallerinin arttığı, davranış problemlerinin azaldığı ve sosyal ilişkilerinin güçlendiği tespit edildi.

Toker, bu araştırmaların sahada yıllardır gözlemledikleri tabloyu doğruladığını belirterek, “Çocuklarımız ekran karşısında değil; insan ilişkileriyle, sporla, kitapla, sanatla, sorumlulukla ve gerçek hayat tecrübeleriyle gelişiyor.” dedi.

Liseli gençler mutlaka bir meslek erbabının yanında bulunmalı

Yaz tatilinin lise çağındaki gençler için meslek hayatıyla tanışma fırsatı olduğunu belirten Toker, gençlerin bu dönemi amaçsız şekilde geçirmemesi gerektiğini söyledi.

“Lise çağındaki gençlerimiz yaz döneminde bir esnafın yanında, bir işletmede, bir atölyede, bir fabrikada, bir ofiste veya eğitim aldığı alanla ilgili bir kurumda bulunmalıdır. Bir genç yazın sadece meslek öğrenmez; insan tanır, hayat tanır, sorumluluk tanır, emek vermeyi öğrenir ve geleceğe hazırlanır.” dedi.

Araştırmalar da genç yaşta üretim süreçlerine, sosyal sorumluluk çalışmalarına ve gerçek hayat deneyimlerine katılan bireylerde özgüven, problem çözme becerisi, sorumluluk bilinci ve iş disiplininin daha güçlü geliştiğini ortaya koymaktadır.

Akademik başarı sadece dersle değil, doğru hayat düzeniyle güçlenir

Uluslararası araştırmalar, yüksek ekran maruziyetinin çocukların okuma becerileri, dikkat süreleri ve akademik performansları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini göstermektedir.

Toker, yaz tatilinin sadece dinlenme dönemi olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Yaz ayları çocuklarımızın zihinsel, sosyal, kültürel ve ahlaki gelişimi için önemli bir imkândır. Bu dönem doğru değerlendirilirse çocuklarımız yeni beceriler kazanır, yeteneklerini keşfeder ve okula daha güçlü döner.” ifadelerini kullandı.

İlkokul ve ortaokul çağındaki çocuklar yaz okullarıyla desteklenmeli

Ramazan Toker, ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların yaz döneminde mutlaka gelişim odaklı programlarla buluşturulması gerektiğini ifade etti.

“Çocuklarımızı sadece internet ve sokak arasında bırakmak, verimi düşük, riski yüksek bir tatil anlayışıdır. Onları sporla, sanatla, kitapla, kültürle, değerler eğitimiyle ve sosyal faaliyetlerle desteklemeliyiz. Resmi, özel veya sivil imkânlarla yürütülen yaz okulları bu anlamda büyük fırsattır.” dedi.

Bilimsel çalışmalar, çocukların sosyal faaliyetlere katıldıklarında aidiyet duygularının güçlendiğini, özgüvenlerinin arttığını ve ruh sağlıklarının olumlu yönde etkilendiğini göstermektedir.

4-6 yaş dönemi geleceğin temelidir

Okul öncesi dönemin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Toker, 4-6 yaş grubundaki çocukların öğrenmeye en açık dönemlerinde bulunduğunu ifade etti.

“Bu yaşlarda kazandırılan alışkanlıklar, davranışlar ve değerler geleceğin temelini oluşturur. Çocuklarımızın bu dönemde sevgiyle, ilgiyle, oyunla, öğrenmeyle ve değerlerimizle desteklenmesi gerekir.” dedi.

Çocuklarımızı ekranlardan değil, hayattan besleyelim

Ramazan Toker açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bugün mesele teknoloji değildir. Mesele; teknolojinin çocuklarımızı hayattan, aileden, üretimden, meslekten, kitaptan, ahlaktan ve sorumluluktan uzaklaştıracak şekilde kullanılmaya başlanmasıdır.

Çocuklarımızı yalnızca ekranlardan uzaklaştırmaya çalışmayalım. Onları yeniden hayatın içine dahil edelim.

Bu yaz çocuklarımızı kitaplarla, sporla, sanatla, yaz okullarıyla, mesleklerle, üretimle, aile büyükleriyle, kütüphanelerle, sosyal sorumluluk faaliyetleriyle ve değerlerimizle buluşturalım.

Çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz geleceğin değil, bugünün en büyük emanetidir.

Yaz tatili sadece dinlenme zamanı değildir. Yaz tatili; çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi yeniden kazanma zamanıdır.” :::

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.